Genel

Enflasyonla Mücadelede Neredeyiz?

Dr. Yunus Emre Aydınbaş

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi

Enflasyon bir ekonomideki kanser gibidir. Fiyatlama davranışlarını ve tüketicilerin fiyat algısını bozar. Fiyat mekanizması bozulan bir ekonomide rasyonel karar almak güçleşir ve kaynaklar etkin kullanılamaz. Ticari ahlakı, özellikle borç ödeme ahlakını olumsuz etkilenir. Piyasada para dönmez, ödemeler gecikir, kimse alacağını gerçek değeriyle tahsil edemez. Enflasyon sadece bir rakam değil, sofradaki ekmeğin küçülmesidir. Üstelik yüksek enflasyon ortamında gelir dağılımı bozulur, sabit gelirli kesimler her geçen gün biraz daha fakirleşir, toplumsal bağlar çözülür. Türkiye ekonomisinde enflasyonla mücadelede gelinen durum nedir? Temmuz ayı enflasyon verileri ışığında gerçekçi ve objektif bir analiz yapalım.

TÜİK verilerine göre tüketici fiyatları Temmuz 2026’da aylık yüzde 1,78 artış gösterdi. Yıllık enflasyon ise haziran ayına göre 0,35 puan düşerek yüzde 31,75’e geriledi. Yılın ilk yedi ayında birikimli fiyat artışı yüzde 19,86 olarak gerçekleşti. İlk bakışta yıllık enflasyondaki gerileme olumlu gibi görünse de tablonun derinliklerine inildiğinde resim pek de iç açıcı değil. Zira baz etkisi arındırıldığında, ana eğilimde belirgin bir iyileşme emaresi henüz görülmüyor.

Sofradaki ekmeği doğrudan etkileyen gıda enflasyonu alarm veriyor. Gıdada yıllık enflasyon işlenmemiş gıda kaynaklı 2,1 puan artarak yüzde 37,5’e tırmandı. Taze meyve ve sebze fiyatlarındaki dalgalanma mayıs-haziran aylarındaki olumlu seyrin ardından temmuzda yeniden ivme kazandı. Mevsimsellikten arındırılmış gıda enflasyonu yüzde 1,9’dan yüzde 2,65’e fırladı. İşlenmiş gıdada ekmek ve süt ürünleri aracılığıyla yaşanan artışlar bir nebze yavaşlasa da genel gıda tablosu vatandaşın mutfak bütçesini zorlamaya devam ediyor. Dar ve sabit gelirli kesimler için enflasyon, kâğıt üzerindeki rakamlardan çok daha ağır hissedildiği açıkça ifade edilmeli.

Enerji cephesinde jeopolitik riskler belirleyici olmaya devam ediyor. Petrol fiyatlarının temmuz ayının ikinci haftasından itibaren yeniden yükselişe geçmesi, yurt içi akaryakıt fiyatlarını doğrudan vurdu. Ay sonları itibarıyla benzin yaklaşık yüzde 8, motorin ise yüzde 25 arttı. Üstelik bu artışların büyük bölümü ayın ikinci yarısında gerçekleştiği için temmuz TÜFE’sine tam yansımadı. Eğer Hürmüz krizinde bir iyileşme olmazsa ağustos ayında akaryakıtta yüzde 10’a yakın ek bir artış bekleniyor. Eşel mobil mekanizmasından kademeli çıkış planı, petrol fiyatlarındaki oynaklık ortamında enflasyonist etkiyi büyüten asimetrik bir yapıya dönüşme riski barındırıyor. Ekim ayında eşel mobilden tamamen çıkılması halinde akaryakıt fiyatlarında kuvvetli bir ek artış riski de kapıda bekliyor. Analizler, savaşın enflasyonist etkilerinin ağustosta 4 puanı aşabileceğine işaret ediyor.

Sağlık harcamalarındaki tablo da endişe verici. Temmuzda sağlık grubunda aylık enflasyon yüzde 10,74 ile tüm kalemlerin açık ara önüne geçti. SGK Sağlık Uygulamaları Tebliği’ndeki muayene katılım payı düzenlemesi ve Türk Tabipleri Birliği tarife artışları, hem kamunun hem de vatandaşın cebinden çıkan sağlık harcamasını ciddi ölçüde artırdı. Ayaktan ve yatarak tedavi hizmetlerindeki artışlar tek başına aylık enflasyona 0,3 puan katkı yaptı.

Hizmet enflasyonundaki katılık, dezenflasyon sürecinin önündeki en büyük yapısal engel olmaya devam ediyor. Mevsimsellikten arındırılmış hizmet enflasyonu yüzde 2,85 ile yüksek seyrini sürdürüyor. Ulaştırma hizmetlerinde yıllık enflasyon yüzde 50’yi aştı, haberleşme hizmetlerinde yüzde 40’ın üzerinde seyrediyor. Kira enflasyonu aylık yüzde 2,35 ile son 4,5 yılın en düşük değerini alsa da yıllık bazda hâlâ yüzde 45 civarında. Talep koşullarındaki yavaşlamaya rağmen hizmet fiyatlarındaki bu direncin sürmesi, beklenti ve fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın ne denli köklü olduğunu gözler önüne seriyor.

Temel mallarda nispeten olumlu bir tablo var. Giyim ve ayakkabıdaki mevsimsel düşüşle temel mal enflasyonu yüzde 16,8’e geriledi, dayanıklı mallardaki artış sepet kur hareketiyle uyumlu kaldı. Ancak bu iyimserliğin, hizmet ve gıdadaki yapısal baskıları gölgelemesine izin vermemek gerekiyor.

Büyük resme bakıldığında, dışlama bazlı çekirdek göstergeler (B ve C endeksleri) aylık yüzde 2 civarında seyrederken, dağılım bazlı göstergeler (medyan ve budanmış ortalama) yüzde 1,5-1,6 bandında kaldı. Bu iki gösterge setinin ters yönde sinyal vermesi, enflasyonun ana eğiliminde henüz genele yayılan belirgin bir iyileşme emaresi olmadığını teyit ediyor. Bir tarafta talep koşullarındaki yavaşlama enflasyonu aşağı çekerken, diğer tarafta ardışık maliyet şokları ve yüksek belirsizlik ortamında beklentilerdeki katılık yukarı yönlü baskıyı koruyor.

Bu tabloda yüksek faiz politikası ne kazandırıyor? Politika faizinin yüzde 37’lerde tutulduğu, efektif fonlamanın yüzde 40’a çıkabildiği bir ortamda üretici eziliyor, esnaf kredi bulamıyor, yatırımlar erteleniyor. Yurt içi üretici fiyat endeksi enerji hariç yüzde 1 civarına gerilerken bile tüketici fiyatlarındaki katılığın sürmesi, sorunun sadece talep tarafında olmadığını kanıtlıyor. Maliyet şokları, jeopolitik belirsizlikler ve bozulan beklentiler, faiz silahının tek başına yetersiz kaldığı bir zemin oluşturuyor.

Yüksek faiz politikası üretimi daraltıyor, büyümeyi frenliyor ama enflasyonu hedefe yaklaştırmakta zorlanıyor. Bu, Neo-Klasik İktisat ders kitaplarında yazanın aksine, Türkiye’nin kendine özgü yapısal sorunlarının salt faiz politikasıyla çözülemeyeceğini gösteriyor. Enflasyonla mücadele çok boyutlu bir strateji gerektiriyor. Arz tarafını güçlendirmek, üretimi desteklemek, gıda tedarik zincirini iyileştirmek, enerji bağımlılığını azaltmak ve yapısal reformları hayata geçirmek. Özellikle üretime dayalı kredilerde faiz indirimi, üreticinin nefes almasını, yatırımların canlanmasını ve istihdamın artmasını sağlayacak en somut adımdır. Gerçek anlamda enflasyonla mücadele, üretim kapasitesini artırarak arz-talep dengesini kurmaktan geçer. Faizi yükselterek talebi ezmenin toplumsal maliyeti, enflasyonun kendisinden daha ağır olabilir.

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir