Genel

Deflatif Döviz Kurunun Finansal Getiriye Etkisi

Son yıllarda toplumun geniş bir kesiminde vadeli mevduat hesaplarından faiz getirisi sağlayarak pasif gelir elde etme uygulaması hayli yaygınlaştı. Gerçekten de mevduat faiz oranlarının son bir yıllık seyrine bakıldığında önemli getiriler olduğu ilk bakışta hemen göze çarpmaktadır. Ancak enflasyon etkisini ve gelir vergisi kesintisini dikkate aldığımızda durum biraz farklı olmaktadır. Aşağıdaki tabloda TCMB’den elde edilen 12 aylık veriler incelendiğinde bu durum açıkça görülecektir.

Tablo 1: TCMB Faiz Oranı, Enflasyon Oranı ve Türk Lirası Cinsinden Açtırılan Mevduata Verilen Faiz Getirisinin Aylık Değişimi (%)

Dönemler (Aylık)Politika Faiz Oranı (1 Hafta Vadeli Repo)Mevduat Faiz Oranı (Brüt Getiri)Mevduat Faiz Oranı (Net Getiri)Enflasyon Oranı (TÜFE)
5/202637.0040,0234,0232.61
4/202637.0040,0134,0132.37
3/202637.0040,4534,3830.87
2/202637.0040,9734,8231.53
1/202637.0041,8635,5830.65
12/202538.0043,1336,6630.89
11/202539.5043,8237,2531.07
10/202539.5044,5937,9032.87
9/202540.5044,9638,2233.29
8/202543.0045,3638,5632.95
7/202543.0046,0239,1233.52
6/202546.0046,3139,3635.05

Kaynak: TCMB. Mevduat faiz oranları TL cinsinden 6 aydan 1 yıla kadar vadeli hesaplar içindir. Oranlar yüzde cinsinde ve yıllık bazdadır. Mevduat faiz oranı (net getiri) %15 Gelir Vergisi Kesintisi yapıldıktan sonraki faiz oranıdır.

Tablo incelendiğinde mevduat faiz getirisi brüt ve net olarak yüksek görünse de reel getiri dikkate alındığında durum değişmektedir. Örneğin Haziran 2025-Mayıs 2026 dönemi dikkate alındığında Türk lirası mevduatlardan elde edilen net faiz getirisi %5,1 olarak gerçekleşmektedir. Yine de yüksek bir oran olduğu söylenebilir. Ancak ABD doları veya Euro cinsinden hesap açtırılıp nemalandırılsa negatif reel getiri karşımıza çıkmaktadır.

Tablo 1’deki verileri esas alarak, diyelim ki cebinde 100.000 TL’si olan bir kişi valör tarihi 1.6.2025 olacak şekilde bu parayı 1 yıl vadeli mevduat hesabına yatırsın. Bu tarihteki brüt faiz oranı %46,31 olup vade boyunca sabit olarak kalacaktır. Bir yılın sonunda bu kişi brüt 46.310 TL faiz geliri elde edecektir. Gelir Vergisi %15 olarak uygulandığında bu kişiye net 39.363,5 TL kalır ki bu durumda vade sonunda yaklaşık olarak %39,36 oranında net faiz geliri elde edilmiş olur. Bir yıllık enflasyon (%32,61) dikkate alındığında ise reel getiri oranı yaklaşık olarak %5,1 olarak gerçekleşmiş demektir.

Türk lirası vadeli mevduat hesabı için yukarıdaki tabloda verdiğimiz bu örnekte yabancı para cinsinden olduğunda faiz getirisi çok düşük kalmaktadır. Türkiye’deki bankalarda ABD doları veya Euro cinsinden vadeli mevduat hesabı açtırıldığında bu hesaplara verilen brüt faiz dönemler itibarıyla %1-%2,5 arasında değişmektedir. Yabancı para cinsinden açtırılan vadeli mevduat hesaplarında vade altı aydan bir yıla kadarsa %25 oranında Gelir Vergisi kesintisi yapılmaktadır. Dolayısıyla yabancı para cinsinden net faiz getirisi oldukça düşmektedir. Ayrıca bu paraların kendi enflasyonlarını da dikkate aldığımızda reel faiz getirisi negatife bile düşmektedir. Aşağıdaki tabloda Türkiye’de ABD doları cinsinden açtırılan altı aydan bir yıla kadar vadeli mevduat hesaplarına verilen faiz oranlarının aylık değişiğimi verilmiştir.

Tablo 2: FED Faiz Oranı, Enflasyon Oranı ve ABD Doları Cinsinden Türkiye’de Açtırılan Mevduat Hesaplarına Verilen Faiz Getirisinin Aylık Değişimi (%)

Dönemler (Aylık)FED Politika Faiz Oranı (1 Hafta Vadeli Repo)Türkiye’deki Mevduat Faiz Oranı (Brüt Getiri)Türkiye’deki Mevduat Faiz Oranı (Net Getiri)ABD Enflasyon Oranı (TÜFE)
5/20263,751,591,194,2
4/20263,751,621,223,8
3/20263,751,711,283,3
2/20263,751,731,302,4
1/20263,751,731,302,4
12/20253,751,861,402,7
11/20254,001,831,372,7
10/20254,001,841,383,0
9/20254,251,981,493,0
8/20254,502,031,522,9
7/20254,502,081,562,7
6/20254,502,171,632,7

Kaynak: tr.investing.com, tr.tradingeconomics.com (Erişim: 15.7.2026). Mevduat faiz oranı TCMB’den elde edilmiştir. Mevduat faiz oranları ABD doları cinsinden 6 aydan 1 yıla kadar vadeli hesaplar içindir. Oranlar yüzde cinsinde ve yıllık bazdadır.

Tablo 2’deki verileri esas alarak, diyelim ki cebinde 100.000 TL’si olan kişi önce elindeki parayı ABD dolarına çevirsin ve sonra eline geçen dolar cinsinden parayı valör tarihi 1.6.2025 olacak şekilde 1 yıl vadeli mevduat hesabına yatırsın. Mayıs 2025 dönemi sonu itibarıyla TCMB dolar cinsinden efektif satış kuru 1$=39,1916 TL esas alındığında 100.000 TL karşılığında bu kişinin eline yaklaşık olarak 2.551,57 ABD doları geçer. Bu tarihteki brüt faiz oranı %2,17 olup bu oran vade boyunca sabit olarak kalacaktır. Bir yılın sonunda bu kişi brüt 55,37$ brüt faiz geliri elde edecektir. Gelir Vergisi %25 olarak uygulandığında bu kişiye net faiz geliri olarak 41,53$ kalır ki oransal olarak %1,63’tür. Vade sonundaki yıllık enflasyon oranı %4,2 olduğu dikkate alınırsa reel getiri oranı yaklaşık olarak -%2,47 olarak gerçekleşmiş olur.

Bu iki örnek incelendiğinde birinci durum kesinlikle tercih edilebilir görünmektedir. Zira TL’de kalarak oldukça yüksek reel faiz getirisi sağlanabilmektedir. Ancak bu ikisinin dışında bir alternatif daha var ki yazıyı kaleme almamızın odak noktalarından biridir. Şöyle ki elindeki parayı vade başında önce ABD dolarına endeksleyip daha sonra Türk lirası cinsinden vadeli mevduat hesabına yatırıp vade sonunda eline geçen paranın tümüyle ABD doları satın alındığında ABD doları bazında reel getiri çok daha yüksek çıkmaktadır. Bu şekilde yapmamızın sebebi vade başındaki elimizdeki parayla vade sonunda elimize geçen paranın kaç ABD dolarına tekabül ettiğini ortaya koymaktır. Böylelikle başlangıçtaki duruma göre ABD doları bazında ne kadar getiri elde ettiğimizi tespit etmiş olacağız.

İlk örnekte 100.000 TL bankaya yatırıldığında ABD doları karşılığı 2.551,57$ iken vade sonunda net faiziyle birlikte 139.363,5 TL bankadan para geri çekildiğinde satın alınabilecek dolar miktarı yaklaşık olarak 3.044,07$’dır. Başlangıçtaki duruma göre 492,5$’lık bir artış oluşur ki oransal olarak %19,3 net kar sağlanmış demektir. Reel anlamda ise %4,2 ABD doları enflasyonu dikkate alındığında %14,49 oranında reel faiz getirisi sağlanmış olur. Özetle 100.000 TL kullanılarak önce Türk lirası cinsinden vadeli mevduat işlemi yapılıp Türk lirasında kalınmaya devam edilirse %5,1 pozitif getiri sağlanırken, ABD doları üzerinden vadeli mevduat hesabı açtırıp işlem yapıldığında eksi %2,47 oranında negatif getiri ortaya çıkmaktadır. Ancak son yaptığımız işlemde elimizdeki 100.000 TL, Türk lirası cinsinden vadeli hesapta bekletilip vade sonunda elimize geçen parayla ABD doları satın aldığımızda başlangıçtaki duruma göre %14,49 oranında reel faiz getirisi sağlanmaktadır.

Tablo 3: Mevduat Hesaplarında Değerlendirilen 100.000 TL’nin Faiz Getirisi

 Türk Lirası Mevduat (1 Yıl Vadeli)ABD Doları Mevduat (1 Yıl Vadeli)
Örnek 1Örnek 3Örnek 2
Vade Başında ve Sonunda TLVade Başında $’a Endeksli TL, Vade Sonunda $Vade Başında ve Sonunda $
Tutar (TL)Oran (%)Tutar ($)Oran (%)Tutar ($)Oran (%)
Anapara100.0001002.551,571002.551,57100
Brüt Faiz46.31046,31579,4122,7155,372,17
Gelir Vergisi6.946,51586,911513,8425
Net Faiz39.363,539,36492,519,3041,531,63
Baliğ139.363,5139,363.044,07119,302.593,1101,63
Reel Faiz5.092,755,1369,8014,49-62,99-2,47
Reel Anapara105.092,75105,12.921,37114,492.488,5897,53

Örnek 3’te reel faiz getirisinin diğer iki duruma göre çok daha yüksek çıkmasının temel sebebi Türkiye’deki %32.61 olan enflasyon oranına karşılık dolar kurundaki artışın enflasyonun çok altında kalmış olmasıdır. Bu durumun daha net görülmesi için ABD doları ve Euro kurunun Haziran 2025-Mayıs 2026 dönemlerindeki aylık değişimlerini gösteren aşağıdaki tabloya göz atılabilir.

Tablo 4: TCMB ABD Doları ve Euro Cinsinden Efektif Alış ve Satış Kuru

Dönemler (Aylık)ABD Doları/TL KuruEuro/TL Kuru
AlışSatışAlışSatış
5/202645,599345,782053,085253,2979
4/202644,937745,117852,535552,7460
3/202644,365144,542850,893851,0977
2/202643,769343,944751,664651,8716
1/202643,311043,484651,662851,8699
12/202542,815742,987350,250750,4520
11/202542,325042,494648,977149,1733
10/202541,862942,030748,428148,6221
9/202541,477841,644048,717048,9122
8/202540,915441,079447,750747,9420
7/202540,484540,646746,341646,5272
6/202539,713039,872146,574846,7614

Kaynak: TCMB.

Bir yıllık dönem göz önüne alındığında ABD doları/TL kurundaki artış %14,82 iken Euro/TL kurundaki artış ise %13,98 oranında gerçekleşmiştir. Şayet örnek 3’te dolar kuru enflasyon oranında artmış olsaydı %14,49 gibi yüksek bir reel faiz getirisi oluşmamış olacaktı. Dolar kurundaki artışın enflasyonun çok altında kalması halinde elde edilebilecek reel faiz getirisi özellikle yabancı yatırımcının iştahını kabartan bir durumdur. Normalde kendi ülkesinde %1’i bile bulmayan reel getiri alabilecekken ellerindeki dolar ve euro cinsinden paraları Türkiye’ye getirip Türk lirasına çevirdikten sonra, örneğimizde olduğu gibi bir yıla kadar vadeli hesaplarda bu parayı nemalandırıp vade sonunda tekrar kendi para birimlerine çevirip ülkeden çıkardıklarında muazzam boyutta reel getiri sağlamış olarak ülkelerine geri dönmüş olacaklardır.

Yazınını ana teması her ne kadar mevduat bankalarındaki faiz getirisi üzerinden ilerlemiş olsa da burada ele aldığımız konu katılım bankalarının katılma hesaplarına verdiği kar payı getirileri için de geçerlidir. Bir katılım bankasının kar payı hesaplama motoru kullanılarak 100.000 TL’nin 12 aylık brüt kar payı getirisi %40,44 iken Gelir Vergisi kesintisi sonrası bu getiri %34,38’e düşmektedir. Bu işlemden elde edilen brüt kar 40.330,73 TL, net kar ise 34.281,12 TL’dir. Bir yıllık enflasyonu dikkate aldığımızda Türk lirası bazında reel getiri (1,3438/1,3261)-1=0,0134 yani yaklaşık %1,34 olarak karşımıza çıkmaktadır. Enflasyonun üstünde bir getiri olmasına rağmen gayet makul bir getiri görünebilir. Ancak sadece para birimini değiştirip aynı hesaplamayı yaptığımızda karşımıza mevduat bankalarında olduğu gibi astronomik bir reel getiri ortaya çıkmaktadır. Hatırlanacağı üzere Tablo 3’te 100.000 TL’nin vade başında satın alabileceği ABD doları miktarı 2.551,57$ idi. Bir yıllık vade sonunda katılma hesabından elde edilen getiriyle birlikte satın alınabilecek ABD doları miktarı ise kabaca 134.281,12/45,7820=2.933,06$’ye ulaşmıştır. Başlangıçtaki duruma göre 381,49$ net getiri söz konusu olur ki oransal olarak %14,95 oranında ABD doları getirisi elde edildiği anlamına gelir.

Bu durum sadece mevduat bankaları ya da katılım bankalarıyla sınırlı değildir. Türkiye’de Türk lirası cinsinden sabit getiri sağlayan bütün finansal araçlar için de geçerlidir. Katılım bankaları normalde sabit getiri sağlamaz. Ancak finansman kullandırma tarafında büyük oranda murabaha finansmanı yönteminden yararlandıkları için ister istemez sabit benzeri getiri ortaya çıkmaktadır. Bu noktada katılım bankalarının yapacağı pek bir şey yok aslında. Çünkü sorun katılım bankasının kullandığı finansman yönteminde değil. Hangi yöntemi kullanırsa kullansın döviz kurundaki artış enflasyonun çok altında kaldığı sürece Türk lirası cinsinden verilen getiri döviz bazında her zaman yüksek reel getiri sağlamaya devam edecektir. Ekonomi yönetiminin bu durumu göz önünde bulundurarak döviz cinsinden reel getirileri makul seviyelere çekmekten başka yol görünmüyor. Başka bir ifadeyle ABD doları ve Euro gibi hâkim döviz kurlarındaki artışın bir şekilde enflasyona yakın seyretmesi sağlanmalıdır.

Kuşkusuz ülkemiz dış ticaretini finanse ederken dolar ve euro cinsinden borçlanmaya ihtiyacı vardır. Türk lirası cinsinden vadeli mevduat hesaplarının sunduğu yüksek reel getiri ülkece borçlanmanın başka bir yolu olabilir. Ancak diğer alternatiflere göre oldukça maliyetli görünen bir yol. Şöyle ki şayet Hazine yabancı para cinsinden borçlanmak amacıyla eurobond ihraç etmek isterse mevcut duruma göre %5,40-%7,75 arasında imkana sahiptir. Örneğe uygun olsun diye bir yıla kadar vadeli eurobondun yıllık faiz oranı %5,40 olarak kabul edersek, mevduat hesaplarından elde edilecek net faiz getirisi (%19,30) bu oranın çok ama çok üzerinde kalmaktadır. Şöyle ifade edelim Türkiye’de 100$ finansman ihtiyacı için eurobond yolunu seçerse bir yıl sonra geriye 105,4$ geriye ödeyecek, mevduat hesaplarındaki mevcut durumu devam ettirirse 119,30$ olarak geriye ödeyecektir. İkisi arasındaki tek fark şudur; birini Hazine doğrudan borçlanırken, diğerini ülkece borçlanmış oluyoruz. Yani ikinci durumda Hazineden doğrudan çıkan bir para yok ancak her iki durumda da para ülkeden çıkmaktadır. Hatta mevcut uygulamada ülkeden çıkan para miktarı daha fazladır.

Öyleyse neden? Neden daha ucuza borçlanmak varken daha maliyetli olanı tercih ediyoruz? Ülkenin dolar ve euro ihtiyacının olması anlaşılır bir durum. Dünya ticaretinin büyük bir kısmı bu paralar üzerinden yürütülüyor. Ülkede yeterli rezerv olmaması durumunda dolar ve euro kurunun geçmişte olduğu gibi hızla yükselmesi muhtemel bir durum. Kurun hızla artması girdi maliyetlerini de artıracağı için ister istemez yine geçmişte olduğu gibi fiyatlar genel düzeyinin (enflasyon) artacağı da çok anlaşılır bir durum. Dış ticaret açığı veren ülkemizde dolar ve euro cinsinden borçlanmak kısa vadede çok normal. Peki ama neden başka seçenek varken daha yüksek maliyetli olan tercih edilsin? Bu durum kesinlikle sürdürülebilir bir durum değildir. Hiçbir ülke bu kadar yüksek düzeyde dolar ve euro faizi vererek uzun vadede ayakta kalamaz.

Dolar ve euro kurunun enflasyona oranla daha düşük düzeyde artmasının belki de en önemli faydası istikrarlı bir kur politikası ve bunun sonucunda girdi maliyetlerinin çok artmayarak enflasyonu tetiklememesi olabilir. Buna karşılık ülkeden gerekenden daha yüksek düzeyde para çıkışı olması sürdürülebilir bir durum değildir. Kısa dönemde yapılması gereken dolar ve euro kurunun enflasyon oranında artmasının önünü açmak olmalıdır. Hiç kuşkusuz bu durum mevduat hesaplarına olan ilgiyi azaltacak ve bunun neticesinde bu hesaplara yurtdışından fon girişi sekteye uğrayacaktır. Ancak bunun telafisi alternatif borçlanma araçlarıyla daha düşük maliyetlerle yapılabilir. Uzun dönemde ise ülke gelirlerinin artırılarak borçlanma ihtiyacının en aza düşürülmesidir.

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir