Anasayfa KitapKitap-Tanıtım Veriler İnsan Yaşamını Nasıl Sömürgeleştiriyor ve Kapitalizm İçin Nasıl Tahsis Ediliyor?

Veriler İnsan Yaşamını Nasıl Sömürgeleştiriyor ve Kapitalizm İçin Nasıl Tahsis Ediliyor?

by

Yaşadığımız veri ve bilgi çağı, hem yeni fırsatlar hem de yepyeni zorluklar sunan, insan yaşamında sıklıkla yeni bir sınır olarak çerçevelenmiştir. Bağlantı maliyetlerinde, Nick Couldry ve Ulises A. Mejias alternatif bir görüşü dile getiriyor: şu anda yaşadığımız nicel dünya, hem sömürgeciliğin hem de kapitalizmin devam etmesinin ve genişlemesinin bir sonucudur. Tarihsel sömürgecilikle paralellikler çizen Couldry ve Mejias, bugün verilerle olan ilişkimizin ‘veri sömürgeciliğinden’ biri olduğunu savunuyorlar: ‘insan hayatının tahsisi, veriler ile sürekli olarak kar için elde edilebilir’ şeklinde görünüyor. Tıpkı tarihsel sömürgeciliğin değer elde etmek için topraklara, bedenlere ve kaynaklara sahip olması gibi, veri sömürgeciliği de niceliksel olarak insan yaşamına sahiptir.

Tıpkı tarihsel sömürgeciliğin değer elde etmek için topraklara, bedenlere ve kaynaklara sahip olması gibi, veri sömürgeciliği de niceliksel olarak insan yaşamına sahiptir.

Tarihsel sömürgeciliğin şiddeti, dünyayı ‘medenileştirme’ ideolojileri, sömürgecilere karşı ‘üstünlüğü’ ve ‘doğal’ kaynaklardan yararlanma ihtiyacı ile rasyonalize ettiği gibi, veri sömürgeciliği de sürekli veri birikimini ‘bağlantı’, ‘kişiselleştirme’ ve ‘demokratikleşme’ olarak çerçeveleyerek rasyonalize ediyorlar.

Yazarlar, “sosyal niceleme sektörünün” veri sömürgeciliğinin kilit bir itici gücü olarak ortaya çıkmasına işaret ediyor. Sosyal verilerin ve istatistiklerin toplanmasının on dokuzuncu yüzyıla kadar uzandığını iddia ederken, en büyük beş teknoloji şirketi olan Amazon, Apple, Facebook, Google ve Microsoft sosyalin nicelleştirilmesini yeni seviyelere taşıdılar.

Hakkımızda sürekli, açık bir şekilde ve dünyamızı anlamak için değil, davranışlarımızı tahmin etmek için veri topluyorlar. Özellikle bizi tüketici olarak hedefliyorlar. ABD merkezli teknoloji şirketleri olsa da, çoğunlukla ABD veya Çin’de bulunan küçük rakipleri hükümetlerle giderek daha yakın bir şekilde çalışıyorlar ve benzeri görülmemiş bir sosyal kontrol seviyesi uyguluyorlar. Kapitalizmin insan faaliyetini emeği metaya dönüştürdüğü gibi, veri sömürgeciliğinin de insan yaşamını veri metasına dönüştürdüğünü savunuyorlar.

Kapitalizm, karı maksimize etmek için dünyayı şekillendirme gücünü uyguladığı ve kullanmaya devam ettiği gibi, veri sömürgeciliği de veri üretmek için dünyayı şekillendirme gücünü kullanıyor.

Couldry ve Mejias, analizleri için sömürgeciliğin bir metafor olarak hareket etmediğini, neo-sömürge veya sömürge sonrası bir yaklaşım benimsemediklerini savunuyorlar. Bunun yerine, tarihsel sömürgeciliğin veri sömürgeciliğinin ekstraksiyon metodolojisi aracılığıyla doğrudan bir çizgi çiziyorlar. Bununla birlikte, kitap, veri sömürgeciliğinin tarihsel sömürgecilikten önemli ölçüde farklı olduğunu, çünkü doğal olarak şiddet üzerine inşa edilmediğini ve sürdürülmediğini ifade ediyorlar. Yaygın eşitsizliğin görüldüğü düşük ücretli işçiler de zararlıdır, ancak örneğin köleliğin şiddeti ile doğrudan karşılaştırılamayacağını belirtir.

Kitap veri sömürgeciliği altında kapitalist geleceğimize dair distopik bir bakış açısı sunar: yazarlar, sömürgeci ‘Keşfet, Genişlet, sömürme ve yok etme’ modelinin, şirketleri daha fazla veri toplamaya teşvik edeceğini ve günlük hayata katılımın bedeli olarak sürveyansa boyun eğmeye zorlayacağını savunuyorlar.

Kitap veri sömürgeciliği altında kapitalist geleceğimize dair distopik bir bakış açısı sunar: yazarlar, sömürgeci ‘Keşfet, Genişlet, sömürme ve yok etme’ modelinin, şirketleri daha fazla veri toplamaya teşvik edeceğini ve günlük hayata katılımın bedeli olarak sürveyansa boyun eğmeye zorlayacağını savunuyorlar. Bu vizyon belki de yazarların kabul ettiğinden daha fazla sosyal niceleme sektörünün yutturmacasına borçludur. Haklı olarak, kendi kendini takip eden cihazlara ve ‘nicel benliğin’ diğer tezahürlerine gönüllü olarak sunulmasının, dış sistemlerin bizi kendimizden daha iyi tanıdığı fikrini yansıttığına işaret ediyorlar. Ayrıca, giderek daha sık bir şekilde, sadece hangi reklamların gösterileceğine değil, aynı zamanda sosyal bakım ve sosyal yardımlara kimin hak kazandığına dair kararların, bir birey üzerinde değil, bir veri noktaları koleksiyonuna dayanarak alındığını da doğru bir şekilde not ederler. Ancak, insan özerkliğinin silindiğini otomatik olarak takip etmez: bunun yerine, sonucun bir kişinin özerk benliği ile dünyada işgal etmesine izin verilen alan arasında artan bir kopukluk olması daha muhtemel görünmektedir.

Kitap parladığı direnç siteleri konuşkan veri sömürgecilik fikri destekleyen teorisini kullanarak, tarihsel veri sömürgeciliğinde kullanılan yöntemlerin günümüzde nasıl kullanıldığını gösterir. Sosyal niceleme sektöründen kaçınmak için bireysel kararların yeterli olmadığını ve alternatif platformlar olmadığını belirtiyorlar. Kitabın temel görüşü, teknolojik, ekonomik ve pratik gelişmelerin yanı sıra, bugün sömürge biçiminde var olan veri ekosisteminin ideolojilere dayandığını kabul etmektir. Bunlar arasında, verilerin sahipsiz olan ve yalnızca teknoloji şirketleri tarafından konuşlandırılabilecek beceri ve kaynaklar gerektiren ‘doğal bir kaynak’ olduğu ve bunun ‘topluluk oluşturma’ hizmetinde yapılması gerektiği, birbirleriyle ‘paylaşmayı’ kolaylaştırdığı,  aldığımız dijital hizmetleri ‘kişiselleştirdiği’ ve yeni bir sosyal düzene katılımı ‘demokratikleştirdiği’ fikri vardır.

SONUÇ

Sonuç olarak, yazarlar, veri sömürgeciliğine direnmek için, onun temel ideolojilerine meydan okumamız gerektiğini savunuyorlar: dijital sistemlerin nasıl çalıştığını anlamak için medya okuryazarlığı programlarının yanı sıra, sektörün aşırılıklarının en belirgin olanını engellemek için düzenlemeler yapmalı, sürekli veri toplamanın bir şekilde yaşamak için rasyonel bir yol olduğu ideolojisini reddetmeliyiz.

 

The Costs of Connection: How Data is Colonizing Human Life and Appropriating It for
Capitalism. Nick Couldry and Ulises A. Mejias. Stanford University Press. 2019.

Kaynak: LSE

 

Benzer Yazılar

Görüşlerinizi Paylaşabilirsiniz