Anasayfa Araştırma İslam’da Ekonomik Sistem

İslam’da Ekonomik Sistem

by

Prof. Dr. Osman Eskicioğlu 

İslam inançta, uygulamada, ahlakta bazı terimler ve tanımlar getirmiştir; ayrıca din, bilim, ekonomi ve yönetimde insan davranışlarını yönlendiren sınıflandırmalar yapmıştır. Allah tüm canlı ve canlı olmayan şeyleri yarattığı gibi evrendeki düzeni de belirlemiştir. O, her şeyi çiftler halinde yaratmıştır. Allah insanları, evreni ayrıca evrende yaşayan ve yaşamayanlar yarattı; insanlarda ruh ve beden; yaşamayanlarda varoluş ve etki; yaşamlarda amaç ve irade; ruhta doğruluk ve iyilik; vücutta kullanım ve aşinalık, yerinde zaman; enerjiyi maddede etkili hale getirmiştir; bitkilerde yaşamı bir amaç haline getirmiştir; toplumda vicdana irade vermiş; gerçeğin dille ifadesi; iyilik ve güzellikleri dinde sanatla yaymak; yönetimde kanunlara göre aşinalık belirlemek; ekonomide teknikler ile yararlılık ortaya çıkarması için insanlara irade vermiştir. Fizyografiklerin dediği gibi insanın görevi, evrende kurulan düzeni keşfetmeye çalışmaktır.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi İslam’ın bir hukuk tarafı vardır. Onun gerekçesini, İslam hukukunun varlığını kabul eden insanlar, İslam ekonomisinin varlığını da kabul etmelidir. Hukuk ve ekonomi benzer bilimlerdir, çünkü insan ve insan davranışlarının konusunu alırlar. O yüzden diyoruz ki, İslam’ın hukuk tarafını kabul eden insanlar, İslam’ın ekonomik tarafını da kabul etmek zorundalar. İslam hukukunun varlığını sadece Müslümanlar değil gayrimüslimler de kabul ediyor. 1938’de Lahey’de düzenlenen Uluslararası Hukuk Konferansı’nın; Müslüman ve gayrimüslim üyeler oybirliğiyle “İslami hukukun mukayeseli hukuk kaynaklarından biri olduğu, canlı ve iyileştirmeye uygun, bağımsız ve özgün olduğu ve başka bir yasadan alınmadığı” konusunda karar aldı.

Felsefeden ayrı olduğu dönemden beri birçok kelime ve terim ekonomi tarafından üretilmiştir ve Kur’an’ın ayetlerinde ya anlam olarak ya da söylemde bulunur. Örneğin; iş(2), ücret(3), İcare (hizmet ve kira sözleşmesi) , faiz (Riba)(4), Alışveriş(bey’)(5) mülk(6), Para(7), karz (kredi)(8), sermaye(9), ihtiyaç(10), fayda (11), zarar(12), kazanç(kar elde et)(13), mal (mal ve Para)(14) Sadaka(Vergi) değerlerinin azalmaması ve sadaka dağıtım yerleri(15), ticaret(16), tarım(17), Hile(18), tefecilik ve hırsızlık(19) gibi konularda birçok ayet vardır. Bu ayetlerde, ekonomik anlamların açık kural ve düzenlemeleri veya örtüklük ile birçok yargı getirilmiştir. Bu nedenle, sistemin genel ilkeleri, ekonominin temelini oluşturan üretim, tüketim, değişim ve diğerleri konularına sabitlenmiştir. Bu ayetleri anlamak için Kur’an’ın dilini ve ilmini bilmek yani klasik Arapça bilmek gerekir.

Kur’an ve İslam’ın ekonomik bir model getirmediğini, ekonomik kuralların Kur’an’da açıkça bulunmadığını ve bu nedenle “İslam ekonomisi” diye bir şey olmadığını savunanlar olabilir. Biz burada bu görüşün yanlışlığını göstermek için duayı (salat) örnek ve delil olarak tanıtmak istiyoruz. Bilindiği gibi namaz İslam’ın temellerinden biridir. Herkes bunu olduğu gibi kabul eder ve kimse bunu inkar edemez ve hiç dua olmadığını söyleyemez. Ancak, namazdan bahseden tek bir kelime vardır, o da “salat” (günahların duası ve affı). Ayrıca “kıyam” (ayağa kalkma), “kıraat” (okuma), “rüku” (namazda secde etme), “secde” (ibadette secde etme) kelimeleri vardır. “Salat”ın şekilleri, temelleri ve özellikleri Kur’an’da açıkça açıklanmamıştır. “Salat”ın bütün temelleri ve özellikleri Hazreti Peygamber’in sünnetleri tarafından açıklanmış ve öğretilmiştir. Hz. Muhammed ‘in sahabeleri de onu izleyerek ve taklit ederek onun gibi dua ederdi. Hatta , bu konuda Hazreti Peygamber’in şu buyurmuş olduğu kesindir: “Bana bak ve  nasıl dua ediyorsam öyle dua et.” (20).

Duayı açıklayan Hazreti Peygamber’in sünneti olmasaydı, bugün Müslümanların dualarının birliği olmazdı. Bir kısmı burnunda ve alnında secde ederken; Bazıları kulaklarında secde ederlerdi. Fakat Sünnet, rüku’nun ne olduğu ve nasıl hareket edildiği, secdenin ne olduğu ve nasıl yapıldığı gibi bütün detayları tek tek açıklamıştır. Namaza “salat” terimi denmiştir, ancak anlamı net değildir ve duayı tanımlı bir şekilde ifade edememiştir. Kur’an’da ve İslam’da duanın ayrıntılı olarak anlatılmadığını değerlendirerek, “Kur’an’da ve İslam’da namaz yoktur diyebilir miyiz? Hayır! Çünkü İslam iki temele dayanan bir dindir: Kur’an ve sünnet. Kur’ân-ı Kerîm’de bulunmamakla birlikte sünnette ve Peygamber Efendimiz’in davranışlarında bir şey olurdu. Ya da Kur’ân-ı Kerîm’de net olmayan bir şekilde ifade edilirken, sünnetle bir hüküm ve tavsiye açıklanabilir ve anlaşılması kolay hale getirilebilir. Oysa ana konumuz olan ekonomi açısından baktığımızda çok ilginç bir konum ortaya çıkıyor. Dua hakkında kimsenin varlığını inkar edemeyeceği çok az kelime söylendiği gibi, Kur’an’da ekonomi hakkında yüzlerce ayette yüzlerce kelimeden bahsedilmiştir. Ayet metinleri daha sonra yerinde verilecektir.

Bu nedenle, İslam’da ekonomi değil orada savunan insanlar, Kur’an’da net deliller bulamadığı için, Kur’an’da da namaz hakkında net hükümler bulamayarak İslam’da namaz yokmuş gibi yanlışlığın üzerine düşerler. Ne Müslümanlar ne de gayrimüslimler delil yetersizliğinden, ekonominin olmadığı gibi net yargıların olmamasından dolayı namaz kılınmamasını kabul etmezler.

Muhammed Hamdi Yazır, Bakara suresinin 274. ayetlerini yorumlarken konumuzla ilgili bu fikirleri yansıttı: Dağıtım yolunun en iyi yolu, gece veya gündüz, açık ya da gizli olarak, az miktarda veya büyük, kazanma yolunu göz ardı ederek her yönüyle dağıtıma devam etmektir; muhtemelen ilahi hikmet ve ilahi sünnete göre değerlendirilir. Bunun temelinde, kaçak ticareti önlemek, kar amaçlı istiflemeyi önlemek ve kullanıma sunarak malların dağıtımını hızlandırmak için hayati, mali ve ekonomik vizyonlar bulunmaktadır. Toplumun genel yapısının karaborsacıların fazla kar elde etmesine ve malların hızlı dağıtımını engellemesine yardımcı olmasıyla ekonomik çöküşün başladığı bilinmelidir (21).

Ama daha önce de söylediğimiz gibi İslam ekonomisi teorik olarak tüm kurum ve kurallarıyla bugün ortaya konmamıştır. İslam ekonomisi için bağımsız bir bilim olmak için sadece teorik olarak değil, elde edilen bilginin de uygulamaya konulması gerekir. Bu sebeple ya kendi çalışmalarımız olan ya da ülkemizde çeviri ve derleme olarak yayınlanan İslam ekonomisini iddialı açıklayan çalışmaları yerinde bulmuyoruz. Ancak, İslam ekonomisinin temellerinin Kur’an ve Sünnet’te tanımlandığını iddia ettiğimiz bir şey var. Bu nedenle referans noktalarını bağladığımızda İslam ekonomisinin iskeleti ortaya çıkacaktır. Günümüz İslam alimleri, kaynaklarını yönlendirerek İslam ekonomisini teorik olarak bir doktrin olarak ortaya koyacaklardır; Geçmişte bilim adamlarının yaptıkları çalışmalar gibi bu alanda bilim insanlarının çalışmaları da gelecek için umut vermektedir. Bir bilimin diğer çalışmalardan ayrılarak bağımsız olabilmesi için sadece teorik çalışmalar değil, sosyal ve ekonomik şartların da olması gerekir. Çalışmak bir süreçtir. Umudumuz, günümüzün yanlış ekonomik sistemleri nedeniyle kriz ve baskıyı ortadan kaldırmak ve bireylere ve topluma uygun bir sistem oluşturmaktır. Dünyadaki ekonomik ekollerden biri olan physiographic school’un üyesi olan fizyografilere göre: Dünya’daki varlıklar krallığında böyle doğal bir düzen vardır. İdeal sistemdeki ana ilkelerinden biri bugün insan adına yararlanabilen rejimler arasında en üretken olanın doğal düzen olmasıdır. Doğal düzen, Dünya’yı yaratan gücün istediği düzendir. Tanrı’nın kurduğu düzen, insanların düşünebileceği yapay sistemlerden daha iyidir (22). Feridun Ergin’in kitabında bahsettiği fizyografi doğal düzen teorisi bir gerçeğin ifadesidir ve insanın görevi bu doğal düzene ulaşmaya çalışmaktır. Bize göre, Dünya bu düzene “ictihad” (dini bir emsal oluşturarak) ve İslam’ın gösterdiği “icma” (genel mutabakat ve anlaşma), Kur’an ve Sünnet’in önderliğinde ulaşacaktır. Şu anda içtenlikle ve samimiyetle çaba sarf eden, hayatı bu alanda geçiren insanlara başarılar diliyorum.

 

Kaynak: islamiceconomics.net 

 

Benzer Yazılar

Görüşlerinizi Paylaşabilirsiniz