Genel

Toplumsal Sözleşmenin Mali Karşılığı: Vergi Bilinci

Türkiye’de her yıl şubat ayının son haftası, bu yıl 23 Şubat 1 Mart, “Vergi Haftası” olarak kutlanır. Daha çok okullarda çocukların ve gençlerin bilinçlendirilmesine yönelik etkinlikleri kapsayan bu hafta, sadece bir takvim etkinliği olarak değil, devlet ile vatandaş arasındaki “toplumsal sözleşmenin” mali boyutunu yeniden düşünmek için aslında bir fırsattır. Çünkü modern devlet yapısı içerisinde vergi, yalnızca kamu harcamalarının finansman aracı değil; aynı zamanda sosyal adaletin, ekonomik istikrarın ve demokratik hesap verebilirliğin temel taşı pozisyonundadır.

Vergiye gönüllü uyumun psikososyal temelleri oluşturulmaya çalışılır bu etkinliklerle. Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) kendi internet sitesinde bu haftayı şu şekilde ifade etmektedir. 

Vergi Haftası kapsamında vergi bilincinin; çocuklarda ve genç nesillerde oluşturulması, toplumun tüm kesimlerine benimsetilmesi, mükelleflerin vergiye gönüllü uyumunun sağlanması ve kayıt dışı ekonomi ile mücadele bilincinin oluşturulması amacıyla Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından çeşitli tanıtım ve bilgilendirme faaliyetleri yürütülmektedir.”

Vatandaşların vergiye uyumunu sağlayacak bilgilendirme temelli çalışmalar yürütülür. Akademik literatürde “vergi uyumu”, bireyin yasal yükümlülüklerini yerine getirme iradesini ifade eder. Bu iradenin ortaya konması ise hukuki temelde cezalarla şekillendirilmektedir. Ancak bu uyumun sürdürülebilirliği, cebri yöntemlerden ziyade “vergi ahlakı” ve bunun topluma yayılması ile mümkündür.

Vergiler mükelleflerin gelir ve servetinde azalmaya neden olmaktadır. Bu durum mükellefleri, bireysel ve sosyo-psikolojik açıdan etkilemektedir. Yani onların vergiye karşı tutum ve davranışlarında, reaksiyonlarında bir değişikliğe neden olmaktadır. Dolayısıyla bu husus inceleme ve değerlendirmelere tabi olmaktadır. Vatandaşların, ödedikleri vergilerin kaliteli kamu hizmeti (eğitim, sağlık, güvenlik vb.) olarak geri döndüğünü algılamaları vergiye olan uyum düzeylerini artıracaktır. Yine vergi yükünün toplumun farklı kesimleri arasında hakkaniyetli dağılımı da sistemin meşruiyetini güçlendirecektir. 

Vergi bilincinin oluşturulması ve genç neslin rolünü ortaya koymak adına mali vatandaşlık kavramı öne çıkarılabilir. Vergi bilincinin içselleştirilmesi, teknik bir öğrenme sürecinden ziyade bir kültürel inşa sürecidir. Özellikle Z ve Alfa kuşaklarının mali vatandaşlık kavramıyla tanıştırılması, geleceğin ekonomik yapısını şekillendirecektir. Vergi bilinci yüksek bir gençlik, sadece vergi ödeyen bir kitle değil; kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığını sorgulayan, şeffaflık talep eden ve toplumsal refahı önceleyen bir denetim mekanizmasıdır. Ayrıca genç neslin dijital ekonomi ve küresel finansal sistemle iç içe olması, onlara verginin yerel bir ödev olmanın ötesinde, küresel bir sürdürülebilirlik unsuru olduğunu anlatmayı zorunlu kılmaktadır. Çünkü politik ve ekonomik savaşların yoğun yaşandığı orta doğu coğrafyasında güçlü kalabilmeniz ve küresel siyasete uyum sağlamanız için finansal ve askeri gücünüzün de iyi konumda olması gereklidir.

Türkiye, İbn-i Haldun’un “coğrafya kaderdir” deyişiyle doğru orantılı olarak Ortadoğunun politik yapısı ekseninde savaş senaryolarını yine hissetmeye başlamış durumdadır. Bunun ekonomik sonuçları yaşanmaya başlanmadı ama uzun zamandır yapılan askeri hamleler ve savunma-taarruz tipi askeri ekipmanları ve yenilikler güçlü konumda olduğumuzun göstergesidir. Bu anlamda yaklaşık yirmi yıllık süre içerisinde yürütülen stratejik hamlelerle askeri sanayimizin iyi durumda olması ve savaştan uzak güvenli günler geçiriyor olmamız birçok insanda verginin iyi kullanıldığı inancını ortaya çıkarmaktadır.

Bu anlamda vergi, modern ulus devletlerin varlık sebebi olan “güvenlik, adalet ve sosyal refah” üçgenindeki varoluşunu finanse eden en temel kaynaktır. Ancak bu kaynağın sürdürülebilirliği, yalnızca yasal zorunluluklarla değil; bireylerin sisteme olan inancı ve mali vatandaşlık bilinciyle doğrudan ilintilidir.

Çocuklara ve gençlere vergi ödeme alışkanlığı kazandırılırken bireyin içinde yaşadığı topluma karşı duyduğu aidiyetini somut olarak görmesi sağlanmalıdır. Türkiye’de vergi bilincini artırmak; vergi sisteminin basitleştirilmesi, mali şeffaflığın artırılması ve eğitim müfredatında mali okuryazarlığa daha fazla yer verilmesiyle mümkün olacaktır. Vergi Haftası kutlamaları, bu bilincin sadece bir hafta ile sınırlı kalmadığı, yaşam boyu süren bir vatandaşlık kültürü haline geldiği bir dönüşümün başlangıcı kabul edilmelidir.

Genç nesillerin vergi sistemine bakışı, geleneksel yöntemlerin ötesine geçmek zorundadır. Dijital ekonominin, kripto varlıkların ve uzaktan çalışma modellerinin domine ettiği bir dünyada, gençlerin vergiyi sadece “fatura üzerindeki bir kalem” olarak görmesi, gelecekte mali erozyona yol açabilecektir. Bu nedenle eğitim müfredatından gündelik yaşam pratiklerine kadar her alanda “mali farkındalığı” artırmak, sadece devletin kasasını değil, toplumsal adaleti ve demokrasiyi de güçlendirecektir. Geleceğin Türkiye’si, vergisini bir “ödev” olarak değil, “vatanseverliğin mali bir tezahürü” olarak gören bilinçli nesillerin omuzlarında yükselecektir.

Modern maliye politikaları artık sadece “ceza” odaklı değildir. Vatandaşların vergi ödeme alışkanlıklarının oluşmasını sağlayacak psikolojik teşviklerle güçlendirilmesi faydalı olacaktır. Vergi Haftası, psikolojik dezenformasyonların engellenmesi ve mali süreç mekanizmasının toplumsal bir iletişim stratejisine dönüştüğü zemin olmalıdır. Vergi ödeme alışkanlığı, bir toplumun medeniyet seviyesinin ve birbirine olan güveninin sayısal bir ifadesidir. Vergi Haftası vesilesiyle hatırlanmalıdır ki; vergi bir yükümlülük olduğu kadar, ortak geleceğimize konulan bir sermayedir.

Medyada sürdürülen dezenformasyon içerikli haber ve görsellerle gençlerin vergiye olan tutumu baltalanmamalıdır. Bir sonraki nesil, ödeyeceği vergiyle aldığı hizmeti teraziye koyduğunda sistemin adaletine güvenmelidir. Türkiye’de dolaylı vergilerin oransal yüksekliği sebebiyle geçmişte ifade edilen “az kazanandan çok, çok kazanandan hiç” algısı artık kırılmalıdır. Zira yakın geçmişte vergi adaletini sağlayıcı yasal düzenlemeler çok sık bir şekilde kanunlaşmış ve alt gelir grubunda yaşayan insanların özellikle KDV gibi dolaylı vergilerden olumsuz etkilenme dereceleri azaltılmıştır. 

GİB’in genç nesiller için kullandığı “Vergi Hayallerinizi Gerçekleştirir” sloganıyla sadece bireysel isteklerin değil; güçlü bir devlet yapısı, sürdürülebilir kalkınma ve toplumsal refahın arttırılmasını sağlayacak beklentilerin de karşılanacağı hatırlatılmalıdır.

Dr. Ömer DÖNMEZ

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir