Anasayfa KitapKitap-Değerlendirme Roman Diliyle İktisat

Roman Diliyle İktisat

by

Özel, Mustafa. (2020a), Roman Diliyle İktisat, Küre Yayınları, 5.baskı

 Mustafa Özel; reel ekonomi piyasasını yakından takip eden, üniversitenin yanı sıra, entelektüel düşünce kuruluşlarında da yoğun faaliyette bulunan bir akademisyendir. Bu noktada iktisat, işletme, edebiyat başta olmak üzere birçok alanda takipçilerine nitelikli entelektüel bir birikim sunmaktadır. Bunun yanında İstanbul’da 30 yıldır faaliyet gösteren BİSAV’ın da kurucu üyelerindendir.

Araştırma alanları arasında edebiyat, işletme, iktisat gibi farklı eğilimler yer alır. İktisadın yalnızca “kıt kaynaklar” üzerinden inceleyen bir görüşe sahip değildir. Tıpkı yazımızda değindiğimiz “Roman Diliyle İktisat” kitabında olduğu gibi multidisipliner bir bakış açısıyla olaylara yaklaşmaktadır.

Roman Diliyle İktisat kitabı romanlardan yola çıkılarak inşa edilmiştir. Bilim dallarının birbirinden hızla ayrıldığı günümüz dünyasında, edebiyatın ilgi alanına giren bir alanda iktisadi bir çalışma yapmak bir hayli önem arz etmektedir. Bir iktisatçının böyle bir alanda bu yetkinlikte eserler çıkarması takdire şayandır.

Romanlara verdiği değerin bir tezahürü olarak “romanbilim” kavramını kullanmıştır. Romanbilimin sosyoloji/toplum biliminin gelişmesinde çok önemli bir noktada olduğunu ifade etmiştir. Bu noktada “Roman Diliyle İktisat”ı yalnızca salt bir iktisadi kitap olarak görmek ve hakim iktisat teorilerine göre değerlendirmek de yanlış olacaktır. Özel; romanlardan yola çıkarak iktisadi düşünceler tarihi ve iktisadi düşünce felsefesini ilmek ilmek işlemiştir. Üstelik bunu yaparken eleştirel bir metodolojiyi tercih etmiştir. Bu noktada değer yargılarının da etkisiyle kanaat ekonomisi ya da ahlak ekonomisi yaklaşımlarını benimsediğini ve kitabını bu temel düşünceye göre inşa etmeyi amaçladığını söyleyebiliriz (Özel, 2020: 11).  Bölümler halinde incelenen romanlar için, her bölümde belirli bir ana tema olduğu ifade edilebilir. Bu çalışmada bütün kitabın özeti çıkarılmamış, yalnızca belirli bölümler incelenmiştir.

Bölümlerden bir tanesine Goethe’nin Faust romanıyla başlar. Faust modern paranın doğuşunu gözler önüne serildiği bir çalışmadır. Özellikle günümüzde para basımının herhangi bir maden karşılığında olmaması (ya da kağıt paraların altın, gümüş , bakır gibi madenleri temsil eden değerler olmaması) bunun yerine itibari değerinin olması (fiat Money) kitabın başlangıcında ele alınan konudur. Bu noktada A. Smith’in kağıt parayı tanımlarken mitolojik karakter Ikarus’a atıfta bulunması, 7. Yüzyılda Çin’deki kağıt paranın anlamının “uçan para” olmasına verdiği örnekler yazarın günümüzdeki paraya bakış açısının önemli bir göstergesidir. Kağıt Para imal edilmesi modern simyacılığın bir benzeridir. Bu paranın üretilmesi arkasında bir emek/değer olmazsa simyacılığa benzemektedir. Faust’ta da buna benzer şekilde yapılan tespitler dönemin koşulları dikkate alınırsa bir hayli önem arz etmektedir.  Sonuç olarak günümüzde iktisat sayesinde kağıt para üretimi ile geçmişte simyacıların yapamadığı şey gerçekleşmiştir. Emeksiz para üretim mekanizması yaşanmaktadır. Emeksiz üretim kısa vadede ekonomiyi canlandırsa da orta ve uzun vadede zarar getirecek enflasyonist süreci başlatacaktır. Bu noktada Goethe’nin çağının çok ötesinde tespitlerde bulunduğunu göstermektedir (Özel, 2020: 21-48).

Bir diğer bölüm “Zaman Çalma Hastalığı” başlığı ile Momo romanından yola çıkılarak oluşturulmuştur. Mustafa Özel, bölüme Veblen ve Keynes’in teorilerini açıklamakla başlar. Veblen’in aylak sınıf teorisi ve gösterişçi tüketim teorileri önemlidir. Veblen’in ortaya attığı teoriye göre, kapitalizmde önemli olan karlılıktır. Bu kar güdüsü bazen sanayide reel üretimi baltalamak/sabote etmek pahasına gerçekleştirilir. Finansal piyasaların genişleyip reel ekonomilerden ayrılması sanayi sömürüsünü de beraberinde getirmiştir. Bölüm aynı zamanda Keynes’in ise hayvani içgüdü kavramı üzerinde de durur. Özellikle finans piyasasındaki davranışların arka planında hayvani içgüdüleri görür. İnsanların hayvani güdüyle hareket etmesi finans sisteminin kumar haline gelmesine yol açmıştır  (Özel, 2020: 75).

Ardından bu iktisadi teoriler ile Momo romanını bağdaştırılır. Romanda ana karakter Momo bir kız çocuğudur. Bölge halkı huzurlu ve mutlu günlük yaşamına devam ederken şehre “duman adamlar” gelir. Bu adamlar zaman tasarruf şirketinden gelmektedirler. Zaman konusunda halkı ikna etmek istemektedirler. Neredeyse bütün günlük hayat saniye cinsinden hesaplanır. İnsanlar zaman tasarrufu yapmak için adeta robotlaştırılır. Arta kalan zamanlar faiz ile zaman tasarruf şirketine verilir. İnsanlar artık müşterilerine, aile bireylerine daha az zaman ayrılmaktadır. İnsanların tek derdi daha fazla zaman tasarruf etmek olmuştur (Özel, 2020: 80). Bu noktada hayatın anlamı da kaymıştır. Zaman tasarruf edenler daha çok kazanmakta ve daha iyi giyinmektedir. Normalde bir aracı olan zaman tek gayeye dönüşünce insanlar zamanla mutsuz olmaya başlamıştır(Özel, 2020: 82). Romandaki zaman kavramının yerine  günümüzdeki para olgusunu da koyabiliriz. Bir aracı olan para hayatın esas gayesi olunca insanlar hırslarına yenik düşmeye başlamıştır. Momo’nun da arka planında bu eleştirinin olduğu çıkarımı yapılabilir.

Momo’nun ve Robinson Crusoe’nin ilham verdiği diğer bölümde de hasta paranın toplumu bozacağı teması üzerinde durulmuştur. Bölüme Albaraka Türk Katılım Bankası genel müdür Adnan Büyükdeniz’in ölüm döşeğindeyken aynı zamanda okul arkadaşı da olan Kuveyt Türk Katılım Bankası müdürü Ufuk Uyan’a “Bu murabahaların hesabını nasıl vereceğiz” diye dert yandığını aktarmasıyla başlar (Özel, 2020: 89). Sözü edilen Bölümün ilham kaynağı  “kötü para iyi parayı kovar”  olarak sadeleştirebileceğimiz “Gresham Kanunu’dur. Momo’nun yazarı Ende’ye göre kapitalizm bozuk para sisteminin sonucudur. Para artık bir tiranlık nedenidir. Toprak ranttan para ise faizden dolayı bozulmaktadır. Hasta para toplumları, hasta toplumlar ise paraları bozmaktadır. Bu noktada devletler de para sistemiyle oynayarak krizleri derinleştirebilir (tağşiş yaparak). Paranın değerini arttırmak riba eksiltmek ise hırsızlıktır. Tefeci ve hırsızların hüküm sürdüğü toplumlar ziyandadır. Mustafa Özel’e göre Momo’nun da mesajı bu şekildedir (Özel, 2020: 97-99).

Özel aynı zamanda tüketim kültürüne de ince eleştirilerde bulunur. Kadim toplum felsefelerinde tüketim hor görülmektedir. Çin geleneğinde tüketim alışkanlıklarına sahip olanlar yük hayvanına benzetilir. Buna göre eşya taşımayı seven bir böcek gibidir. Her zaman yeterli mal kalmamasından korkarlar. Ne bulurlarsa alırlar. Bir noktada da hareket edemez hale gelirler (Özel, 2020:135). Modernlik, sonsuz arzu ve sınırsız sermaye birikimi birbirleriyle ilişkili kavramlardır. Tüketim kültürü kadını da bir meta haline getirmiştir. Modern toplumun güzellik anlayışı kadınların da tüketim kalıplarını değiştirmiştir. Mutluluk sürekli aranan bir husustur. Balzac’ın romanlarındaki bu hususlar kitapta yer alır. Ardından Zola’nın romanlarında bu husus irdelenir. Modern faaliyetlerin özünde hesapçı kapitalist ve hesapbilmez tüketiciler cirit atmaktadır (Özel, 2020: 139).

Sonsuz arzu sınırsız tüketime yol açar. Müşteri her zaman tüketmeye hazırdır anlayışı hakimdir. Bu noktada fordist bir üretim sisteminden de söz edilebilir. Kapitalizm Özel’e göre maldan önce müşteri üretir. Hayaller mutlaka tüketilmesi gereken ihtiyaçlara dönüşmüştür (Özel 2020: 40). Eski zamanlarda olmayan bu alışkanlıklar artık toplumda yeni normal olarak kabul edilmektedir. Özel bu konuda, Çilek mobilyanın sahiplerinden Muzaffer Çilek’in yaşadığı bir anıyı kitabına aktarır. Muzaffer Çilek akşamları ürünlerini sergilenmek için dükkânın vitrin ışıklarını açık bırakmasına rağmen sabah geldiğinde ışıkları kapalı halde bulmaktadır. Bir gün gizlice uzaktan vitrini gözlediğinde, babasının her defasında israf olmaması için ışıkları kapattığını farkeder (Özel, 2020: 142). Babası israf konusundaki titiz davranışı birçok işletme adına örnek teşkil etmektedir.

Mustafa Özel’in bir diğer eleştirisi de kar namına kaliteden ödün verilmesidir. Zola’nın romanında ifade ettiği “Zanaat” artık ölmüştür. Bu noktada Mustafa Özel, Osmanlı sanayisinin de gelişememesinin en büyük nedenlerinden bir tanesini kaliteye çok önem vermesi olduğunu ifade eder (Özel ,2020: 143).

Yine Dostoyevski’nin kumarbaz adlı eseri, insanoğlunun psikolojisini, hırsını, aç gözlülüğünü gözler önüne serer. Bir akıl tutulması anıdır. Bir süre sonra beyin hiçbir şey düşünmeden kumara odaklanır Mustafa Özel’e göre Kuran-ı Kerim’de şarap ve kumar yasağının hep beraber zikredilmesinin sebeplerinden bir tanesi de budur. İkisi de beyni uyuşturmaktadır (Özel, 2020: s.196).

Kitabın son bölümünde Sezai Karakoç, Mustafa Kutlu ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ın düşünceleri gözler önüne serilir. Krizlere karşı alternatif bir yaklaşım olarak kanaat ekonomisine değinir. 2008 Küresel Finans Krizi sonrası daha yüksek sesle zikredilen eleştirel yaklaşımları ele alır. Örneğin kriz sonrası önerilen bazı çözümler hakim ekonominin sistem içinde yaptığı reformlardır. Bazı çözümlemeler de Keynes’yen ekonomi politikaları eksenlidir. Kimileri de Marksist görüşün teorilerine sarılmıştır. Bunlara karşı Mustafa Özel Türk Edebiyatının duayen isimlerinin görüşlerinden yola çıkarak kanaat ekonomisini önermiştir. Kapitalist sistemin haksızlıklarına, Mustafa Kutlu bireysel bir reform politikası önermiştir, Ahmet Hamdi Tanpınar ise toplumsal bir çabaya odaklanmıştır. Sezai Karakoç’un yönlendirmesi birçok kişiye ışık tutmaktadır.

 Özel’in; kitaplarının özgünlüğü, incelediği romanlara birçok kişinin görmediği açıdan bakmış olmasında gizlidir. Romanlara sıradan bakış açısından sıyrılmıştır. Bu noktada yazar aynı zamanda, kitapta ismi geçen romanları genel olarak akıcı şekilde incelemiştir. Kitapta geçen romanlar; romanları okumayanların bile anlayacağı basitlikle ele alınmıştır. Fakat bölümler arasında bir olay örgüsü olmaması (ya da yumuşak geçişlerin olmaması) anlaşılırlığı azaltmaktadır. Bunun yanında bölüm için de romandışı ekstra bilgi verilip ardından romana geri dönülmesi işi kitap adına olumsuz bir görüntüdür.

Mustafa Özel’in çalışmalarında romanbilim ve romantarih terimlerini kullanması kitapları özgün bir yapıya büründürmektedir. “Roman Diliyle İktisat” kitabında yakaladığı ince detayların varolması ve romanların iktisadi düşünce tarihiyle incelenmesi ilgi çekicidir. Bunun yanında hakim iktisadi düşünceye eleştirel bir bakış açısıyla olaylar ele alınmıştır. Birçok mütedeyyin yazarın yaptığı gibi Kapitalizm eleştirilmektedir.

Benzer Yazılar

Görüşlerinizi Paylaşabilirsiniz