Anasayfa Gündem Mukaddime’de İstifçi’nin Sonu

Mukaddime’de İstifçi’nin Sonu

by

Mukaddime, İbn Haldun, s. 584 Timaş Yayınları

Değişen fiyatlardan kâr elde etmek için tahıl/hububat istif etmenin uğursuzluk getirdiği ve bu suçu işleyen kimselerin mahv u perişan olmaktan başka ellerine bir şey geçmediği, basiretli ve tecrübeli şehir sâkinleri arasında yaygın bir bilgidir.

En doğrusunu Allah bilir, ama bunun sebebi şu olsa gerektir: İnsanların yiyeceğe ihtiyacı vardır ve yiyecek elde etmek için masraf etmek kaçınılmaz bir zorunluluktur. İnsanın rızası olmadan verdiği o parada aklı hep takılı kalır; aklının takılı kalışı ise, haksız kazanç elde eden kişinin üzerinde uğursuz bir etki doğurur. Kanun Koyucunun (Şâri’in), karşılığında hiçbir şey vermeden insanların mallarını soyanlardan söz ederken imâ ettiği şey de şüphesiz budur. Burada karşılığında hiçbir şey vermeden alınan para söz konusu olmasa bile, insanların yiyeceğe harcadıkları o (fâhiş) parada gözü kaldığı unutulmamalıdır; bu harcamayı, başka hiçbir çıkış yolu bulamadıkları için, mecburen yapmışlardır, bu da bir tür zorbalıktır, zulümdür.

Temel gıdalar ve tüketilen yiyecekler dışındaki ticaret malları ise, aynı derece edinilmesi zorunlu maddeler değildir. Onları insanlar sadece zevklerini çeşitlendirmek için ararlar. Onlara serbestçe ve keyifleri için masraf eder, o yüzden de harcanan parada gözleri kalmaz. Buna karşılık, temel gıdaların istifçiliğini yapan kişi, paralarını çaldığı kişilerin psişik güçleri tarafından takip (ve huzursuz) edilir. Onun yıkımına sebep olan şey de budur.

Elbette Yüce Allah en doğrusunu bilir.

Bu konuda Mağripli yüksek bir şahsiyet hakkında ilginç bir hikâye duydum. Bunu bana üstadım Ebu Abdullah Ebilî şu şekilde anlattı:

“Bir gün, Sultan Ebu Said zamanında, Fes kadısı, fakih Ebu Hasan Melîlî’nin yanındaydım. Maaşı için, birkaç hükümet vergisinden elde edilen gelir arasında seçim yapması teklif edilmişti. Uzun bir süre düşündükten sonra, ‘Şaraptan elde edilen vergilerden alacağım!’ diye cevap verdi. Çevresindeki dostları kahkahayı bastılar ve tabii ki çok şaşırdılar. Kendisine bunun ne demek olduğunu sordular.

O da şu karşılığı verdi: Bu vergilerin hepsi haram! O yüzden verdiği parada gözü kalmamış kimselerin ödediği vergiyi seçtim. Neşeli ve sevinçli olmadan şaraba ödeme yapılması nadirdir. Bu durumda, ödenen para için pişmanlık duyulmaz ve insanın aklı da o parada kalmaz!”

İşte size çok özgün ve çok enteresan bir değerlendirme.

Neyin doğru olduğunu elbette Allah daha iyi bilir.

Kaynak: Tarih Arşivi

Benzer Yazılar

Görüşlerinizi Paylaşabilirsiniz

    Mail Bültenimize Abone Olun