Anasayfa Tartışma Salgın Sonrası Ülkelerin Durumu

Salgın Sonrası Ülkelerin Durumu

by

Güçlü bir ekonomiye sahip bazı ülkeler pandeminin neden olduğu durgunluktan hızlı bir şekilde iyileşirken gelişmekte olan ülkeler hala bir kriz durumundadır. Ne ölçüde sürdüğü bir dizi faktöre bağlı olan COVID-19’un küresel eşitsizlikleri derinleştiren yapısı dünyadaki sosyal ve politik istikrarı derinden etkileyecektir. Son on yıldaki en şiddetli küresel durgunluğu yaşıyor olsak da  dünya üretiminin bu yıl ve sonrasında güçlü bir şekilde iyileşeceği konusunda daha iyimser bir durum görmekteyiz. Ne yazık ki,  önümüzdeki bu iyi tablonun farklı ekonomiler ve bölgelerde yansıması farklı olacaktır.

Koronavirüs hala birçok ülkede pandemi kilitlenmesi yaşatırken virüsün yeni mutasyonlarının ortaya çıkmasıyla dünyaya tekrardan yeni bir pandemi yaşatıp yaşatmayacağı belirsizdir. Özellikle daha fazla aşıya dirençli varyantların ortaya çıkması durumunda tüm dünya bundan etkilenecektir. Bu yüzden birçok bölgede şimdiye kadar çok yavaş olan aşılamaların arttırılması acil bir durumdur. Aşılanmanın ötesinde, dikkate alınması gereken bir dizi ekonomik risk vardır. Çok fazla işyeri iflas ederse ve işgücü piyasasında yaşanan durgunluk devam ederse ekonomilerde kalıcı yara izlerine neden olabilir. Bir başka endişe ise sosyo-politiktir: artan eşitsizlik daha da belirginleşerek toplumdaki istikrarsızlık ve depresif hali kalıcı kılacak mıdır? Tüm bu belirsizlikler devam ederken aşıya erişimi kolay olan ülkelerde yeni vakalardaki düşüş, yüksek aşılama oranları, artan tüketici iş güveni, mali ve parasal genişlemenin geniş kapsamlı etkileri bu yıl sonu için sağlam bir toparlanma sağlayacaktır. Avrupa bazında durumu değerlendirirsek, 2020’nin son çeyreğinde ve 2021’in ilk çeyreğinde durgunluk yaşadığı için kötü bir durumda kaldığı ifade edilebilir. İyileşme ikinci çeyreğe kadar zayıf kalacaktır ancak aşılama oranları artmaya devam ederse ve makro düzeydeki politikaları uyumlu olursa büyüme yılın ikinci yarısında hızlanacaktır. Bununla birlikte Çin’de ve onunla yakından ilişkili ekonomilerdeki toparlanma süreci, gücünün çoğunu yetkililerin virüsü erken müdahale etme başarısına borçludur. Ancak Çin daha güçlü büyümeyi sürdürmeye çalışırken aşırı krediyi dizginlemeye çabalıyor. Bu durum özel ve kamu sektörlerinin bazılarında yüksek düzeyde borç ve kaldıraç risk oluşturacaktır. Daha genel bir ifadeyle ABD ve Çin arasında artan rekabet soğuk bir savaş olasılığı arttırarak özellikle daha kapsamlı bir ekonomik ayrışmaya yol açarsa Çin küresel büyümeyi tehdit edecektir.

Son olarak, yüksek nüfus yoğunluğunun, daha zayıf sağlık sistemlerinin ve daha düşük aşılama oranlarının virüsün yayılmasına olanak sağladığı birçok gelişmekte olan ülkeler için daha bu yapı daha kırılgan olacaktır. Bu durumun devam etmesi durumunda daha sorunlu ekonomiler arasında Hindistan, Rusya, Türkiye, Brezilya, Güney Afrika, Sahra altı Afrika’nın birçok kısmı ve Orta Doğu’nun daha kırılgan, petrol ithal eden kısımları bulunmaktadır. Birçok ülke bir durgunluk değil, bir depresyon yaşıyor. 200 milyondan fazla insan aşırı yoksulluğa geri dönme riski altında. Eşitsizlikleri daha da derinleştiren, açlığa ve hastalığa karşı en savunmasız olan ülkeler de iklim değişikliğinden kaynaklanan en büyük tehditle karşı karşıya kalma eğilimindedir.

 Genel olarak dünya krizden kendini toparlamaya başlamışken, bazı finansal piyasalar için risk ve belirsizlik hala devam etmektedir. COVID-19 krizi ülkeler içinde ve genelinde eşitsizliği derinleştirmiştir. Eğer bu duruma acil müdahale edilmezse gelecekte sosyal, politik ve jeopolitik istikrarsızlık riski de o kadar artar.

Kaynak: Project Syndicate

 

 

Benzer Yazılar

Görüşlerinizi Paylaşabilirsiniz