Anasayfa Araştırma Yavaş İyileşen Yara İzleri: Pandeminin Mirası

Yavaş İyileşen Yara İzleri: Pandeminin Mirası

by

Durgunluklar hasara yol açar ve hasarlar genellikle kalıcı olur. İşletmeler kapanıyor, yatırım harcamaları azalıyor ve işsiz kalan insanlar aylar geçtikçe kabiliyetlerini ve motivasyonlarını kaybediyorlar. Bunların yanında COVİD-19 pandemisinin neden olduğu durgunluk sıradan bir durgunluk değil. Önceki küresel krizlerle karşılaştırıldığında, daralma ani ve derindi. üç aylık verileri baz alındığında küresel üretim, küresel finansal krizden yaklaşık üç kat daha az azaldığı görülmektedir.

 Uzun süreli ekonomik hasarla ilişkili  finansal stres, şimdiye kadar görülmemiş politika eylemleri nedeniyle büyük ölçüde önlendi. Bununla birlikte, iyileşme yolu, özellikle sınırlı mali imkanlara sahip ülkeler için zor olmaya devam etmektedir ve pandeminin farklı etkileriyle daha da zorlaşmaktadır. İyileşmenin kapsamı, orta vadede ekonomik hasarın veya “yara izlerinin” devam etmesine bağlı olacaktır. Bu, pandeminin gelecekteki yoluna, yüksek temaslı sektörlerin payına, işletmelerin ve işçilerin uyum sağlama kabiliyetine ve politika yanıtlarının etkinliğine bağlı olarak ülkeler arasında değişecektir.

 Verimlilik covıd-19 ‘un üretim ağlarındaki kesintilerinden de etkilendi. Verimlilik, sanat ve eğlence, konaklama ve restoranlar, toptan ve perakende ticaret gibi covidle yüksek temaslı sektörlerde derin hasarlara sebep olmuştur. Ancak tarihsel analiz, bu çevresel sektörlere yapılan şokların bile diğer sektörlere yayılımlarla büyük ölçüde güçlendirilebileceğini göstermektedir. Restoranlar ve kafelerin kapatılması, örneğin, çiftlikleri ve imalathaneleri etkileyecek, traktörler ve diğer tarım makinaları için düşük talep ile sonuçlanır. Bu nedenle, pandeminin ilk etkisi, bozulmanın büyüklüğü göz önüne alındığında, daha yüksek temaslı hizmet sektörlerinde yoğunlaşmış olsa da, yine de geniş tüm sektörleri etkileyen bir düşüşle sonuçlanmıştır.

Orta vadeli etkileri

Küresel ekonomi covid-19 şokundan kurtulduğunda beklenenden daha yüksek bir büyümeye rağmen, orta vadede dünya üretiminin 2024’te pandemi öncesi projeksiyonlara göre yaklaşık % 3 daha düşük olmasını bekleniyor. Bununla birlikte, küresel finansal kriz sırasında olanlardan farklı olarak, gelişmekte olan piyasa ve gelişmekte olan ekonomilerin gelişmiş ekonomilerden daha derin yara izlerine sahip olması bekleniyor ve kayıpların düşük gelirli ülkeler arasında en büyük olması bekleniyor. Ülkeler arasındaki bu farklılık, değişen ekonomik yapıların ve ülkelerin maliye politikası yanıtlarının büyüklüğünün bir sonucudur. Virüsün nasıl bulaştığı nedeniyle, turizme daha fazla bağımlı olan veya Pasifik Adaları ve Karayipler gibi covidle yüksek temaslı sektörlerin daha büyük bir payına sahip olan ekonomilerin daha kalıcı kayıplar yaşayacağı tahmin edilmektedir. Örneğin, Pasifik Adaları’ndaki GSYİH’nın 2024’te pandemi öncesi projeksiyonlara göre % 10 daha düşük olduğu tahmin edilmektedir. Bu ülkelerin birçoğu da daha sınırlı politika alanına sahiptir aynı zamanda salgınla mücadelede sağlık koşullarını karşılamada yetersizdir.

  Covid’in bir diğer etkisi ülkeler arasında yaygın olarak okul kapanışları meydana geldi, ancak öğrenme ve beceri kazanımı üzerindeki olumsuz etkiler düşük gelirli ülkelerde daha büyük olmuştur. Sonuçta ortaya çıkan uzun vadeli bireysel kayıplar ve toplam üretkenliğe verilen zararlar, COVİD-19 krizinin büyük bir hasarı olabilir.

Oluşan hasarı sınırlamak için politikalar

Geçmiş durgunluklardan elde edilen deneyim, mali sıkıntıdan kaçınmanın ve toparlanma sıkı bir şekilde devam edene kadar etkili politika desteğinin sağlanmasının önemini desteklemektedir. Ülkeler, etkilenen haneler ve firmalar için daha iyi hedeflenmiş destek ve kamu yatırımlarının bir kombinasyonu ile politikalarını pandeminin farklı aşamalarına uyarlamak zorunda kalacaklar. Aşı kapsamı geliştikçe ve tedarik kısıtlamaları azaldıkça, bu çabalar üç önceliğe odaklanmalıdır:

İlk olarak, pandemiden kaynaklanabilecek eşitsizlikteki artışı ele almak için sosyal güvenlik ağları genişletilmeli ve sağlık ve eğitime yeterli kaynak tahsis edilmelidir.

İkincisi, iş hareketliliğini kolaylaştırmak  ve rekabeti, yeniliği teşvik etmek için politikalar yoluyla üretkenliği desteklemek.

Üçüncüsü, kamu altyapı yatırımlarının artırılması.

  Son olarak, ülkeler arasındaki artan eşitsizliği ele almak için güçlü uluslararası işbirliğine ihtiyaç duyulmaktadır. Mali açıdan kısıtlı ekonomilerin kalkınma harcamaları için uluslararası likiditeye yeterli erişime sahip olması hayati önem taşımaktadır. Sağlık cephesinde, aynı zamanda gelişmekte olan ülkelerin pandemiyi yenmelerine ve daha da kötü yara izlerini önlemelerine yardımcı olmak için aşıların yeterli üretimini ve evrensel dağıtımını sağlaması gerekiyor.

Kaynak: IMF Blog

Benzer Yazılar

Görüşlerinizi Paylaşabilirsiniz