Anasayfa Genel Dengeli Tüketime Dayalı Yeni Ekonomi Modeli

Dengeli Tüketime Dayalı Yeni Ekonomi Modeli

by

Kapitalist sistemin bütün işleyişi tüketim üzerine kurgulanmıştır.

Daha fazla refah seviyesi, mutluluk artışı daha fazla tüketimle özdeşleştirilmiş.

Yüksek kişi başına gelire sahip toplumların daha fazla tüketim imkanı olduğu için refah toplumları-mutlu insanlar kabul edilmesi, ülkeleri gelir elde etme ve dolayısıyla tüketme yarışına sokmuştur.

Yani ‘düşünüyorsam varım’ mottosu adeta ‘harcıyorsam varım’a dönüştürülmüştür.

Anlamsız tüketim yarışı beden ve akıl sağlığımızı, aile bağlarımızı, boş zamanımızı ve çevremize olumsuz etkilemektedir.

**

Bu yarış uzun yıllar dünyada genel geçer bir görüş olarak kabul edilmiş; küresel ısınma, doğal afetler ve ekonomik krizlerin nedeni olarak sorgulanır hale gelmiştir. Pandemi kriziyle bu sorgulama daha yaygınlaşmış, krizin doğal dengenin bozulmasından kaynaklandığı düşüncesiyle daha kontrollü tüketim yapılması fikri öne çıkmıştır.

Yine, kilitlenmeyle beraber insanların uzun süreler evde kalmaları onlara yeni tüketim alışkanlıklarıbaskılamıştır. Hayatlarında vazgeçilmez olarak düşünülen pek çok tüketimin anlamsızlığı görülürken, eskiden çok da özenilmeyen yeni trendler belirmiştir.

Artık hovardaca harcamanın çok ta önemi olmadığı hayattaki en önemli ve mutluluk veren şeyin sağlığı korumak olduğu bilinci yaygınlaşmaya başlamıştır. Sağlıklı bir hayat yaşamak için çok kazanmak ve çok tüketmek gerekmiyor. Sağlıklı bir hayatın; daha az stresli hayat, daha doğal beslenmeye yönelik, hijyenik ve katkısız gıda ürünlerin tüketimine bağlı olduğu anlaşılmıştır.

Eve kapanan insanların giyim kuşama, ayakkabıya (yüzde 15’e yaklaşan yıllık enflasyona karşılık giyim ve ayakkabı harcama grubu fiyatlarının negatif olması tüketim-talep azalışını yansıtıyor) ve diğer lüks sayılabilecek ihtiyaçlara olan talepte ciddi azalma söz konusudur.

**

Reklam şirketleri ve medya büyük bir gayretle tüketimi teşvik etmekte ve özendirmektedir.

Reklamların gücü tüketimi özendiren değerlerle uyuşmaya bizi zorlamaktadır. Reklamların hileli yönlendirmesiyle mutluluk; tüketimimizin, başarımızın, sosyal statümüzün ve içsel yapımızın bir parçası haline getirilmiştir.

Her gün kim olduğumuzu, kim olmamız gerektiğini, daha çok tüketmeyi teşvik eden yüzlerce reklama maruz kalmaktayız.

Prof. Dr. Tim Jackson’un deyimiyle bugünün tüketim toplumu; ‘olmayan paramızı ihtiyacımız olmayan şeylere sarf etmeye bizi ikna eden bir hikayedir.’

Kişisel tüketim adeta kutsanmıştır. Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın yüzde 70’ten fazlasının tüketim olması bunu net olarak göstermektedir.

Ne yazık ki geçici tatmin sağlayan gereksiz şeyler satın almak için paranın peşinde koşarak ömrümüzün önemli kısmını harcamaktayız.

**

Toplumların gelirleri artmasına rağmen tasarruf oranlarının azalmasının arka planında aşırı tüketim alışkanlıkları yatmaktadır.

Bir yanda reklam endüstrisinin tam desteği ile oyunda kalmak için israf ediliyor, borçlanmalar artıyor. Diğer yanda aile bireylerinin tasarruf yapmaması ciddi toplumsal ve finansal geri dönüşlere-krizlere neden oluyor.

Kişisel finansman gücünden kopuk bu finansal mühendislik modeli ülkelerin zaman zaman yaşadıkları krizin, daha doğrusu kapitalizm krizinin belirleyenidir.

Burada söylenmek istenilen; tüketimin hem bireysel-mikro anlamda hem de genel anlamda dengeli bir seviyede olması, hoyratça tüketimden-israftan kaçınma gerekliliğidir.

Küresel dengeyi bozan iklim değişkenliğinin, doğal kaynakların (toprak, orman, maden, su kaynakları) aşırı bir şekilde kullanımından ve çevreyi kirletmekten kaynaklandığı alenen görülmektedir.

Yani, hem ülke bazında-mikro anlamda, hem de ahlaki olarak temel ihtiyaçlarımızın dışında aşırı lüks yaşama, eşitsiz gelir-tüketim dağılımı nedeniyle dünya üzerinde kitlesel çatışmalara ve doğal felaketlere kaynaklık etmektedir.

**

Artık kapitalizmin dayattığı ‘tüket mutlu ol’ paradigması çökmüş, bizzat sosyo-ekonomik krizlerin belirleyeni olmuştur. Aşırı tüketimi dengeli tüketimle değiştirme süreci zorunlu ve aynı zamanda geri döndürülemez bir süreçtir.

Yeni paradigmaya uygun yeni bir ekonomik sistem (eşit, çevreci, dengeli tüketen toplum yapıları) inşa etme zamanı gelmiştir.

Kaynak: Yeni Şafak 

Benzer Yazılar

Görüşlerinizi Paylaşabilirsiniz