Köşe Yazıları

Katılım Finans Ekosisteminde Dönüşüm: Bankacılık Merkezli Yapıdan Çok Boyutlu Bir Ekosisteme

Katılım Finans Ekosisteminde Dönüşüm: Bankacılık Merkezli Yapıdan Çok Boyutlu Bir Ekosisteme

Türkiye’de katılım finansın gelişimini değerlendirirken bankacılık sektöründeki büyüme verilerine odaklanmak, sektörün genel görünümünü anlamak açısından tek başına yeterli değildir. Sigortacılık, sermaye piyasaları, bireysel emeklilik, fintek, tasarruf finansman ve kamu finansmanı alanlarında kaydedilen gelişmeler, büyümenin farklı alanlara yayıldığını ve ekosistemin daha çeşitli bir yapıya kavuştuğunu göstermektedir. Bu nedenle sektörün mevcut durumunu anlamak, alt sektörlerin performanslarını ayrı ayrı incelemenin yanı sıra ekosistemin bütünündeki değişimi de dikkate almayı gerektirmektedir.

İLKE Vakfı İslam İktisadı Araştırma Merkezi (İKAM) tarafından hazırlanan Katılım Finans Ekosistem Raporu 2025, ekosistemin 2025 yılı görünümünü, temel gelişim eğilimlerini, fırsatlarını ve karşılaştığı sorunları bütüncül bir çerçevede ele alıyor. İKAM Direktörü Dr. Melih Turan’ın editörlüğünde, Seyit Mehmet Sel ile birlikte kaleme aldığımız rapor; katılım sermaye piyasaları ve katılım endeksleri, kamu finansmanındaki uygulamalar, dijital bankacılık, katılım bankalarındaki istihdam yapısı, katılım bankacılığı, katılım sigortacılığı, katılım fintek, tasarruf finansman şirketleri, kira sertifikaları ve bireysel emeklilik sistemi başlıklarında kapsamlı bir görünüm sunuyor. Rapor, tespitlerin yanı sıra öncelikli gelişim alanlarına yönelik öneriler de içeriyor.

Raporun ortaya koyduğu temel tespit, Türkiye’de katılım finans ekosisteminin bankacılık merkezli bir yapıdan çok boyutlu bir yapıya doğru belirgin bir dönüşüm geçirdiğidir. Dijitalleşme ise finansal hizmetlere erişimi kolaylaştırarak bu dönüşümü hızlandıran başlıca unsurlardan biri olmuştur. Bununla birlikte, yüksek enflasyon ortamında nominal büyümenin reel karşılığının ihtiyatla değerlendirilmesi gerekmektedir. Önümüzdeki dönemde asıl önemli olan, niceliksel büyümenin nitelikli ve sürdürülebilir bir gelişmeye dönüştürülmesidir.

Katılım Bankacılığında Büyüme ve Dijitalleşme

Rapora göre katılım bankalarının toplam aktifleri 2024 yılındaki 2.659,7 milyar TL’den 2025 yılında yüzde 62,7 artışla 4.327,0 milyar TL’ye ulaştı. Toplam aktiflerdeki bu artış, katılım bankalarının sektördeki pazar payının yüzde 9,2 seviyesine yükselmesini destekledi. Toplanan fonlar 1.778,7 milyar TL’den 2.842,6 milyar TL’ye ulaşarak yüzde 59,8 arttı; sektörün net kârı ise 85,6 milyar TL oldu.

Ancak bu artışların önemli ölçüde Türkiye’deki yüksek enflasyonist ortamdan kaynaklanabileceği dikkate alınmalıdır. Rapor, söz konusu büyümenin reel anlamda ne ölçüde bir genişlemeye karşılık geldiğinin ihtiyatla değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Nitekim özkaynaklar yüzde 41,2 artışla 301,9 milyar TL’ye yükselmekle birlikte aktiflerde gerçekleşen yüzde 62,7’lik büyümenin oransal olarak gerisinde kaldı. Uzun süren düşüş eğiliminin ardından takipteki alacakların yüzde 155 artışla 42,4 milyar TL’ye yükselmesi de aktif kalitesi ve risk yönetiminin önemini artırıyor.

Hizmet sunumunda ise dijital kanalların ağırlığı belirginleşiyor. Katılım bankalarının dijital bankacılık toplam işlem hacmi 5,6 trilyon TL’den 7,9 trilyon TL’ye yükselerek yaklaşık yüzde 41 arttı; toplam işlem adedi ise 126,9 milyondan 205,1 milyona yüzde 61 oranında yükseldi. İşlem adedindeki artışın hacimdeki artıştan daha yüksek olması, dijital kanalların yalnızca büyük meblağlı transferler için değil, mikro ödemeler ve günlük finansal rutin işlemler için de yoğun olarak kullanıldığını gösteriyor. Dijital bankacılık işlem hacminde bireysel müşterilerin payı 2024’teki yaklaşık yüzde 27’den 2025’te yüzde 43,27’ye yükseldi.

Aynı dönemde şube sayısı 1.512’den 1.498’e, ATM sayısı ise 2.627’den 2.509’a geriledi. Buna karşılık toplam çalışan sayısı yüzde 5,55 artarak 22.545’e ulaştı; genel müdürlükte çalışanların oranı yüzde 40,8’den yüzde 43,1’e yükseldi. Şube ve ATM sayılarındaki düşüşe rağmen genel müdürlüklerdeki personel artışı, bankacılık operasyonlarının dijital kanallardan yürütülebilmesi için nitelikli insan kaynağına ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor. Rapor bu çerçevede dijital dönüşümün yalnızca işlem hacmini artıran bir kanal olarak değil, müşteri tabanını dönüştüren, ürün inovasyonunu ve fintek entegrasyonunu güçlendiren bütüncül bir ekosistem yaklaşımıyla ele alınması gerektiğini vurguluyor.

Tasarruf Finansman Şirketlerinin Yükselişi

2025 yılında katılım finans ekosisteminde öne çıkan gelişmelerden biri, tasarruf finansman şirketlerinin hızlı büyümesi oldu. Sektörün toplam işlem hacmi yüzde 261,8 artarak 1 trilyon 211 milyar TL’ye ulaştı. Toplam aktif büyüklük yüzde 251,1 artışla 323 milyar TL’ye, alacaklar yüzde 386,3 artışla 135,2 milyar TL’ye, özkaynaklar yüzde 195,8 artışla 87,7 milyar TL’ye yükseldi; net kâr ise 17,5 milyar TL’den 59 milyar TL’ye çıktı. Müşteri sayısı yüzde 117 artarak 1,15 milyonu aşarken personel sayısı 9.432’ye, şirket sayısı 9’a, şube sayısı ise 654’e yükseldi.

Bu gelişmeler sonucunda tasarruf finansman şirketleri, Finansal Kurumlar Birliği bünyesindeki beş ana sektörün toplam hacmi içinde yüzde 31’lik pazar payına ulaştı ve faktoring şirketlerinden sonra ikinci büyük sektör konumuna yükseldi. Rapor, 2022-2025 dönemindeki yıllık ortalama büyüme dikkate alındığında sektörün katılım finans ekosistemi içerisindeki en hızlı büyüyen alt sektör olduğunu tespit ediyor. Bu büyümede yüksek finansman maliyetleri ve geleneksel kredi kanallarına erişimdeki güçlükler nedeniyle hanehalkının alternatif finansman modellerine yönelmesi etkili oldu.

Bununla birlikte, yüksek büyüme oranları sektörün uzun vadeli performansını tek başına açıklamamaktadır. Rapor, bu hızlı büyümenin sürdürülebilirliği açısından müşteri haklarının korunması, bilgilendirme süreçlerinin şeffaflaştırılması, kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi ve etkin denetim mekanizmalarının sürdürülmesinin önem taşıdığını vurguluyor.

Kira Sertifikaları ve Kamu Finansmanı

Katılım bankalarının toplam sukuk ihraç hacmi 2025 yılında yüzde 58 artarak 215,4 milyar TL’ye ulaştı. 2015 yılında yalnızca 2,57 milyar TL olan ihraç hacmi, on yıllık süreçte yaklaşık 84 katlık nominal bir artış kaydetti.

Kamu finansmanında da kira sertifikaları önemini koruyor. Yurt içi kira sertifikalarının toplam iç borçlanma içerisindeki payı 2024’te bir önceki yıla göre 3,3 puan artarak yüzde 13,4’e yükseldi. Rapor, bu gelişmenin kira sertifikalarının kamu borçlanmasında yeniden daha belirgin bir yer edindiğini ve katılım finans araçlarının kamu finansmanındaki kullanım alanının güçlendiğini gösterdiğini belirtiyor. Bununla birlikte kira sertifikalarının yalnızca kamu borçlanmasının bir aracı olarak kalmaması, özel sektörün finansman ihtiyacına da daha fazla cevap verebilmesi için sermaye piyasalarındaki kullanım alanlarının genişletilmesi gerekiyor.

Katılım Sigortacılığı

Katılım sigortacılığının toplam prim üretimi 2025 yılında yüzde 62,9 artarak 70,15 milyar TL’ye ulaştı. Aynı dönemde tüm sektörün prim üretimi yüzde 45,9 artışla 1,2 trilyon TL’ye yükseldi. Böylece katılım sigortacılığı, 2024 yılında olduğu gibi 2025 yılında da sektörden daha fazla büyüme gerçekleştirdi. 2020-2024 döneminde yatay bir seyir izleyen pazar payı, 2025 yılı sonu itibarıyla yaklaşık yüzde 5,73’e ulaştı.

Bununla birlikte prim üretiminin yaklaşık yüzde 96’sı hayat dışı branşlarda gerçekleşiyor. Rapor, üretimin büyük ölçüde hayat dışı branşlarda yoğunlaşmasının ürün çeşitliliğinin geliştirilmesini temel ihtiyaçlardan biri olarak öne çıkardığını vurguluyor. Katılım sigortacılığının büyümesinin daha geniş bir toplumsal tabana yayılması, farklı gelir gruplarının ihtiyaçlarına cevap verecek yeni ürünlerin geliştirilmesine bağlı.

Bireysel Emeklilik Sistemi

Bireysel Emeklilik Sistemi’nde katılımcı sayısı 2025 yılının başındaki 9,53 milyondan yıl sonunda 10 milyonun üzerine çıktı. Katılımcıların fon tutarı 1,81 trilyon TL’ye ulaşırken bunun 745,7 milyar TL’si katılım esaslı fonlardan oluştu. Katılım esaslı fonların toplam katılımcı fonları içindeki payının yaklaşık yüzde 41,1 olması, katılım esaslı yatırım tercihlerinin BES içerisinde önemli bir yer tuttuğunu gösteriyor. Buna karşılık devlet katkısı fonlarının yalnızca 24,9 milyar TL’sinin katılım esaslı fonlarda bulunması, bu alandaki ağırlığın daha sınırlı kaldığına işaret ediyor.

Otomatik katılım sisteminde ise 2025 yılında yaklaşık 4,77 milyon sertifika yürürlüğe girdi; ancak sertifikaların yüzde 76,81’i sonlandı. Rapor, bu dağılımın sistemin katılımcı kazanımı açısından belirli bir başarıya sahip olmakla birlikte, katılımcıların sistemde tutulması bakımından henüz yeterli seviyede olunmadığına işaret ettiğini belirtiyor. Bu nedenle katılım esaslı bireysel emeklilik planlarında temel öncelik, sisteme yeni katılımcı kazandırmanın yanında katılımcıların sistem içerisinde daha uzun süre kalmasını sağlamak olmalıdır.

Katılım Sermaye Piyasaları

2025 yılında Borsa İstanbul’da işlem gören 591 şirketin 237’si BIST Katılım Tüm Endeksi kapsamında yer aldı. Bu durum, şirketlerin yaklaşık yüzde 40’ının katılım finans ilkelerine uygun faaliyet gösterdiğine işaret ediyor. BIST Katılım Tüm Endeksi’nde yatırımcı sayısı 4,26 milyon kişiye, toplam piyasa değeri ise 6,4 trilyon TL’ye ulaştı; BIST Tüm Endeksi’nde ise yatırımcı sayısı 6,58 milyon, piyasa değeri 19,3 trilyon TL düzeyinde.

Bu veriler, katılım esaslı şirketlerin önemli bir yatırımcı kitlesine sahip olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte endekslerin piyasa değeri içindeki payının yatırımcı sayısındaki paya kıyasla sınırlı kalması, piyasa derinliği ve finansal okuryazarlığın geliştirilmesi ihtiyacına işaret ediyor. Performans açısından ise BIST Katılım 50 ve BIST Katılım 100 endeksleri 2025 yılında muadil endekslere kıyasla daha güçlü bir seyir izledi; rapor, katılım esaslı şirketlerin 2025 yılında Borsa İstanbul genelinden daha olumlu bir performans sergilediğini tespit ediyor.

Katılım Fintek

Türkiye’de toplam fintek sayısı 2021’deki 722’den 2025’te yaklaşık yüzde 40 artışla 1.009’a yükseldi. Fintek yatırımlarında yatırım adedi 33’ten 41’e, yatırım büyüklüğü ise 197 milyon ABD dolarından 220 milyon ABD dolarına çıktı. Bu veriler fintek gelişiminin sürdüğünü ve ekosistemin genişlemeye devam ettiğini gösteriyor.

Bununla birlikte, yeni kurulan fintek sayısının 2021’deki 101’den 2025’te 16’ya gerilemesi, fintek alanında girişimcilik dinamizminin zayıfladığına işaret ediyor. Küresel ölçekte ise Türkiye’nin İslami fintek pazar büyüklüğü 2024’teki 7,6 milyar ABD dolarından 2025’te 8,4 milyar ABD dolarına yükseldi. Türkiye bu büyüklükle en büyük İslami fintek pazarları arasında yedinci sırada yer alırken sıralamada bir basamak geriledi; Küresel İslami Fintek Endeksi’nde (GIFT) ise ikinci onluk dilimde konumlandı.

Rapor, bu tablonun girişimcilik kapasitesinin ve yenilikçi iş modellerinin desteklenmesi gerektiğini ortaya koyduğunu vurguluyor. Yeni kurulan fintek sayısındaki gerilemenin tersine çevrilebilmesi için erken aşama girişimlerin finansmana erişimi kolaylaştırılmalı, girişim sermayesi yatırımları artırılmalı ve yerli girişimlerin uluslararası pazarlara açılmasına yönelik mekanizmalar geliştirilmelidir.

Ekosistem Yaklaşımı Neden Önemli?

Katılım Finans Ekosistem Raporu 2025’in ortaya koyduğu veriler, 2025 yılının Türkiye’de İslam iktisadı ve finansı ekosisteminde büyümenin farklı alanlarda gerçekleştiği ve ekosistemin daha çeşitli bir yapıya kavuştuğu bir dönem olduğunu gösteriyor. Katılım bankacılığı ölçeğini genişletirken tasarruf finansman şirketleri, kira sertifikaları, sigortacılık, bireysel emeklilik, sermaye piyasaları ve fintek de ekosistemin gelişiminde belirgin roller üstleniyor.

Ancak bu çeşitlenmeyi yalnızca alt sektörlerin büyüme oranlarının toplamı olarak görmek yeterli değildir. Raporun da vurguladığı üzere ekosistemin niceliksel büyümesinin nitelikli ve sürdürülebilir bir gelişmeye dönüştürülmesi önem taşımaktadır. Bu doğrultuda katılım bankacılığında aktif kalitesi ve risk yönetimi, sigortacılıkta ürün çeşitliliği, sermaye piyasalarında piyasa derinliği, bireysel emeklilikte sistemde kalıcılık, fintek alanında yeni girişimlerin desteklenmesi ve tasarruf finansmanda kurumsal kapasitenin geliştirilmesi öncelikli gelişim alanları olarak öne çıkmaktadır. Bunun yanında İslam iktisadı ve finansı alanındaki eğitim ve araştırma faaliyetlerinin, ekosistemin farklı bileşenleri arasındaki bağlantıları güçlendirecek şekilde disiplinler arası bir anlayışla geliştirilmesi gerekmektedir.

Bu çerçevede Katılım Finans Ekosistem Raporu 2025, Türkiye’de katılım finansın güncel görünümünü izlemek ve sektörün farklı bileşenlerini karşılaştırmalı biçimde değerlendirmek için kapsamlı bir başvuru kaynağı sunuyor. Raporun ortaya koyduğu verilerin politika yapıcılar, akademisyenler ve sektör temsilcileri açısından yeni araştırmalara ve yapıcı tartışmalara zemin oluşturmasını önemsiyoruz. Zira katılım finansın geleceğini anlamak, yalnızca bugünkü büyüklüğünü ölçmeyi değil, bu büyüklüğün nasıl daha nitelikli, sürdürülebilir ve reel ekonomiyle bağlantısı güçlü bir yapıya dönüştürülebileceğini de tartışmayı gerektiriyor.

Kaynak

Karaman, M. ve Sel, S. M. (2026). Katılım Finans Ekosistem Raporu 2025 (Ed. M. Turan). Alan İzleme Raporları: 30. İstanbul: İLKE İlim Kültür Eğitim Vakfı, İKAM. E-ISBN: 978-625-7684-38-5.

https://medya.ilke.org.tr/content/1792160601788-air_ekosistem.pdf

Merve Karaman

İKAM Araştırmacısı

Maruf Vakfı İEE Akademi 3 Grubu

İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümü Doktora Programı

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir