Köşe Yazıları

OVP 2027-2029’da Katılım Finansın Yeri: Stratejik Bir Vizyon mu, Tali Bir Referans mı?

Dr. Yunus Emre Aydınbaş

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi

Türkiye’nin 2027-2029 dönemi Orta Vadeli Programı, makroekonomik istikrar ile üretim kapasitesini aynı çerçevede buluşturan kapsamlı bir yol haritası sunuyor. Dezenflasyon, mali disiplin, verimlilik artışı ve teknoloji yoğun sanayi dönüşümü programın temel eksenleri olarak yer bulurken programda katılım finans, katılım bankacılığı ve İslam iktisadı nerede duruyor?

Programda Katılım Finansa Ayrılan Alan: Sınırlı Ama Stratejik

OVP’nin 88 sayfalık ana metni, ek cetvelleri ve reform takvimi incelendiğinde katılım finansa doğrudan yapılan atıfların oldukça sınırlı kaldığı görülüyor. “Katılım finans” ifadesi programda yalnızca iki yerde ve her ikisinde de İstanbul Finans Merkezi’nin konumlandırılması bağlamında geçiyor. İlk atıf, İFM’nin “uluslararası finansal hizmetler, bölgesel fon yönetimi, sermaye piyasaları, finansal teknolojiler, katılım finans ve sürdürülebilir finans alanlarında cazibesinin güçlendirilmesi” hedefine yer veriyor. İkinci atıf ise İFM’nin “uluslararası finansal işlemler, bölgesel fon yönetimi, fintek, katılım finans ve sürdürülebilir finans merkezi olarak konumlandırılmasının hızlandırılacağı” taahhüdünü içeriyor.

Bu durum, katılım finansın OVP’de müstakil bir politika alanı olarak değil, İFM’nin küresel cazibe stratejisinin alt bileşenlerinden biri olarak konumlandırıldığını gösteriyor. Programda katılım bankacılığına özgü büyüme hedefi, pazar payı projeksiyonu, sektöre özel düzenleyici çerçeve geliştirme takvimi veya katılım finans ekosisteminin derinleştirilmesine yönelik bağımsız bir politika seti bulunmuyor.

İFM Vizyonu: Katılım Finans İçin Bir Fırsat Penceresi

Katılım finansın İFM bağlamında zikredilmesi salt sembolik bir referans olarak okunmamalı. İstanbul Finans Merkezi projesi, OVP’nin iş ve yatırım ortamı başlığı altında “nitelikli uluslararası yatırımcıların Türkiye’deki faaliyetlerinin kolaylaştırılması” hedefiyle çerçeveleniyor. İFM’nin katılım finans merkezi olarak konumlandırılmasının hızlandırılması, küresel İslami finans pazarındaki rekabet göz önüne alındığında stratejik bir tercih. Küresel İslami finans varlıklarının 4 trilyon doları aşarak büyümeye devam ettiği bir dönemde Türkiye’nin bu pazardaki payını artırma iradesi, İFM üzerinden somutlaşıyor. Bu iradenin sektör genelinde bir politika derinliğine kavuşup kavuşamayacağı, OVP’nin uygulanma sürecinde belirleyici olacak.

Sürdürülebilir Finans Vurgusu ve Katılım Finans Kesişimi

OVP’de sürdürülebilir finans kavramı, katılım finanstan daha geniş bir alanda ve daha sık işleniyor. Yeşil finansman mekanizmalarının geliştirilmesi, sürdürülebilir finansman raporlama standartlarının güçlendirilmesi, uluslararası karbon piyasalarına katılıma yönelik çerçeve oluşturulması ve İFM’nin sürdürülebilir finans merkezi olarak konumlandırılması programda yer bulan hedefler arasında. Bu durum, katılım finans sektörü için hem bir fırsat hem de bir uyarı niteliği taşıyor. Fırsat, çünkü İslami finansın temel ilkeleri olan varlığa dayalı finansman, reel ekonomiyle bütünleşme ve toplumsal fayda gözetimi, sürdürülebilir finansın küresel çerçevesiyle doğal bir örtüşme alanına sahip. Uyarı, çünkü katılım finans sektörü bu kesişimi stratejik bir şekilde kullanmazsa sürdürülebilir finans gündeminde konvansiyonel finans kurumlarının gerisinde kalma riski taşıyor.

Tasarruf Finansman Şirketleri: Düzenleme Yoluyla Normalleşme

OVP’de faizsiz finans ekosistemine dolaylı olarak temas eden bir diğer alan, tasarruf finansman şirketlerine ilişkin düzenleme iradesi. Program, bu şirketlerin “faaliyetlerine ilişkin süreçlerin sağlıklı sürdürülmesi, dengeli bir şekilde büyümelerinin sağlanması ve müşterilerin menfaatlerinin korunması amacıyla düzenlemeler yapılmaya devam edileceğini” belirtiyor. Tasarruf finansman şirketleri, faizsiz konut edinme modelleriyle katılım finans ekosisteminin önemli bir bileşeni. Ancak OVP’deki ifadenin genel düzenleyici çerçeveyle sınırlı kalması, sektöre özgü bir büyüme stratejisi veya dönüşüm hedefi ortaya koymaktan uzak.

Helâl Ekonomi ve Dış Ticaret: Parçalı Bir Bütünlük

Programın dış ticarette rekabetçilik başlığı altında İslam İşbirliği Teşkilatı üyeleriyle ihracatı geliştirme stratejisine ve helal belgelendirme alanındaki uluslararası işbirliğine yer verilmesi dikkat çekici. “Akredite helal belgelerinin ülkeler arasında karşılıklı tanınmasına yönelik uluslararası sistem oluşturulması ve helal belgeli ürün ve hizmet ticaretindeki teknik engellerin azaltılması” hedefi, Helal Akreditasyon Kurumu’nun bütçe cetvellerinde yer almasıyla somutlaşıyor. Ancak helal ekonomi vizyonu, katılım finans stratejisiyle bütünleşik bir çerçevede ele alınmıyor. Helal belgelendirme dış ticaret, katılım finans İFM, sürdürülebilir finans ise ayrı bir başlık altında kalıyor. Oysa küresel helal ekonomi ekosistemi, üretimden finansmana, ticaretten tüketici güvenine uzanan bütünleşik bir yapı gerektiriyor.

Finansal Derinleşme Hedefleri ve Katılım Bankacılığının Konumu

OVP’nin finansal istikrar ve sermaye piyasaları bölümünde sermaye piyasalarının derinleştirilmesi, Türk lirası tasarruf ve yatırım araçlarının çeşitlendirilmesi, yatırımcı risk merkezinin kurulması ve şirketlerin halka arzlarının artırılması hedefleniyor. Basel III Final uyumuna ilişkin düzenlemeler, bankacılık sektörünün kurumsal yapısının güçlendirilmesi ve kalkınma bankacılığının yeniden yapılandırılması da programa dahil edilmiş. Bireysel emeklilik sistemi ve otomatik katılım sisteminde fon çeşitliliğinin artırılması, dijital Türk lirasının kullanıma sunulması ve finansal teknolojilerin yaygınlaştırılması diğer hedefler arasında.

Bu hedeflerin hiçbirinde katılım bankacılığına veya faizsiz sermaye piyasası araçlarına özgü bir politika tercihi görülmüyor. Sermaye piyasalarının derinleştirilmesi hedefi, sukuk ihracının genişletilmesi veya katılım esaslı yatırım fonlarının çeşitlendirilmesi gibi somut araçlarla desteklenmiyor. Kira sertifikası piyasasının geliştirilmesine, katılım sigortacılığının yaygınlaştırılmasına veya BES kapsamında katılım fonlarının payının artırılmasına dair bir hedef ya da takvim bulunmuyor.

Genel Değerlendirme: Sektör İçin Üç Yıllık Projeksiyon

OVP 2027-2029’un katılım finans ve İslam iktisadı perspektifinden okunması, iki temel sonuca işaret ediyor. Birincisi, Türkiye’nin makroekonomik politika çerçevesinde katılım finans henüz müstakil bir stratejik alan olarak tanınmıyor. Sektör, İFM’nin küresel konumlandırma stratejisinin bir bileşeni ve finansal sektör düzenlemelerinin genel çerçevesi içinde yer buluyor. Diğer yandan kendine özgü büyüme hedefleri, pazar payı projeksiyonları veya sektörel dönüşüm vizyonuyla desteklenmiyor.

İkincisi, OVP’nin genel çerçevesi katılım finans ekosistemi için dolaylı fırsatlar barındırıyor. Dezenflasyon süreciyle birlikte finansal koşulların normalleşmesi, KOBİ’lere yönelik seçici kredi mekanizmalarının genişletilmesi, sürdürülebilir finans altyapısının güçlendirilmesi, sermaye piyasalarının derinleştirilmesi ve İFM’nin bölgesel merkez olarak konumlandırılması, katılım finans kurumlarının bu alanlarda proaktif bir strateji geliştirmesi halinde önemli bir büyüme alanı açabilir.

Önümüzdeki üç yılda katılım finans sektörünü bekleyen temel sınav, OVP’nin genel makroekonomik çerçevesi içinde kendi büyüme alanını oluşturabilmek olacak. Bunun için sektörün yalnızca faizsiz bankacılık ürünleri sunmakla yetinmeyip reel ekonomiyle bütünleşen, teknoloji yoğun üretime finansman sağlayan, sürdürülebilir finans gündemine etkin katılım gösteren ve helal ekonomi ekosistemiyle entegre bir yapıya evrilmesi gerekiyor. OVP’de katılım finansa çizilen çerçevenin dar kalması, sektörün kendi stratejik vizyonunu oluşturma sorumluluğunu daha da artırıyor. Nihayetinde katılım finansın Türkiye ekonomisindeki ağırlığı, programlarda kendisine ayrılan satır sayısıyla değil, reel ekonomiye ve toplumsal refaha sağladığı katkıyla belirlenecek.

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir