Yüksek lisans eğitimime başladığım yıllarda yapay zekâ araçları henüz halka açık ve yaygın hâle gelmemişti. O dönemde özellikle “Sosyal Bilimlerde Araştırma Yöntemleri” dersinde Zotero ve Mendeley gibi referans yönetim programlarını öğrenmiştik. Bu programların sunduğu imkânlar o gün için bizi oldukça şaşırtıyordu. Bu sebeple söz konusu programları etkin bir şekilde kullanmayı öğrenmeye çalıştık. Daha sonra özellikle Zotero konusunda dersler vermeye başladım.
Yapay zekânın henüz yaygınlaşmadığı o yıllarda akademik çalışmalarım sırasında en fazla zorlandığım meselelerden biri tercümeydi. Bazen bir ibarenin içinden çıkamadığım oluyordu. Böyle durumlarda, özellikle Alanya gibi ilmî imkânların daha sınırlı olduğu bir yerde, Arapça bilen hocalara ulaşmak ve onların müsait oldukları zamanları yakalamak durumunda kalıyordum. Bu süreç, tez çalışmamın ilerlemesini de hayli zorlaştırıyordu.
Yüksek lisans tezimi teslim edip mezun olduktan hemen sonra doktora eğitimine başladım. Doktoraya başladığım dönem, yapay zekâ araçlarının artık yaygın bir şekilde kullanılmaya başlandığı bir zamana denk geliyordu. Ben de bu gelişmelerden geri kalamazdım. Bu sebeple Gemini ve ChatGPT gibi araçları etkin ve akademik usule uygun biçimde kullanmaya başladım.
Burada özellikle “akademik usule uygun” ifadesini kullanıyorum. Çünkü akademik çalışmalarda dikkat edilmesi gereken temel hususlardan bazıları intihalden kaçınmak ve yapay zekâ araçlarının gerçeğe dayanmayan, yanlış veya içi boş bilgiler üretmesinin önüne geçmektir. Yapay zekâ alanında bu durum genellikle “halüsinasyon” olarak ifade edilmektedir.
Özellikle bu tür yanlış bilgi üretiminin önüne geçmek amacıyla NotebookLM adlı yapay zekâ aracını kullanmaya başladım. NotebookLM’in benim açımdan en önemli özelliği, kullanıcının sisteme verdiği kaynakları taraması ve oluşturduğu metindeki bilgilerin hangi kaynaktan alındığını atıf vererek göstermesiydi. Elbette bu özellik akademik çalışma sürecini bir hayli kolaylaştırmaktadır. Ancak burada önemli bir husus bulunmaktadır: Yapay zekâdan yararlanırken kendi üslubumuzu korumamız gerekir.
Nitekim bu araçlar araştırma sırasında literatür taraması yapmak, tercümeye yardımcı olmak ve cümlelerdeki imla hatalarını düzeltmek gibi birçok işlemde işimizi oldukça kolaylaştırdı. Daha sonra Claude ile tanıştım. Claude da diğerleri gibi bir yapay zekâ aracıdır. Ancak onu benim açımdan farklı kılan önemli bir özellik bulunmaktadır: Claude’a çeşitli eklenti ve özelliklerin eklenebilmesi.
Bunun faydasını günlük hayatta çok sık kullandığım Şâmile ve Zotero üzerinden açıklamak mümkündür. Bu programları Claude’a eklenti olarak ekleyebiliyorsunuz.
Şâmile eklentisini Claude’a kurduğunuzda, araştırmak istediğiniz herhangi bir konunun başlığını Claude’a yazıp bunu Şâmile’de aramasını ve ilgili sayfaları bulmasını isteyebiliyorsunuz. Böylece Şâmile’yi arka planda açmanıza gerek kalmadan program Şâmile içerisinde tarama yapabiliyor; konunuzla ilgili bulduğu bilgileri, ayrıca sizin tercüme etmenize gerek kalmadan, ilgili sayfalarıyla birlikte önünüze getirebiliyor.
Zotero eklentisini Claude’a eklediğinizde ise Zotero’nun arka planda açık olması şartıyla Claude’a “Kütüphanemi konularına göre düzenle” veya “Şu eserleri kütüphaneme ekle” gibi komutlar verebiliyorsunuz. Claude da verdiğiniz bu komutlar doğrultusunda Zotero kütüphaneniz üzerinde işlem yapabiliyor.
Bunların akademik çalışmalar açısından ne kadar büyük bir kolaylık sağladığı açıktır. Ancak benim zihnimde bunun bir adım ötesine geçme düşüncesi oluştu.
Bilindiği üzere bir dergiye makale gönderirken çalışmayı o derginin yazım kurallarına ve şablonuna uygun hâle getirmek gerekmektedir. Bu işlem çoğu zaman ciddi bir zaman almaktadır. Üstelik makaleniz bir dergiden ret aldığında ve başka bir dergiye göndermek istediğinizde, çalışmayı yeni derginin kurallarına göre tekrar düzenlemeniz gerekir. Özellikle yeni derginin son başvuru tarihi yaklaşıyorsa bu süreç daha da zorlaşmaktadır.
Bir süredir aklımda şu soru vardı: Yazdığım makaleyi, makaleyi göndermek istediğim derginin yazım kurallarını ve derginin şablonunu sisteme yüklediğimde, makaleyi otomatik olarak o derginin şablonuna uygun hâle getiren bir program geliştirebilir miyim?
Bu düşüncemi ChatGPT ile konuştuğumda böyle bir program geliştirebileceğimi anladım. Bilgisayar kullanımı konusunda kendime güveniyordum. Ancak Python gibi programlama dillerini bilmiyordum. Bununla birlikte bu programlama dillerini ChatGPT biliyordu. Ben de buradan hareketle hemen işe koyuldum ve düşündüğüm programı geliştirmeye başladım.
Program şu anda henüz tamamlanmış ve yayımlanmış değil. Ancak geliştirme sürecinde oldukça önemli bir mesafe katettim. Bu süreç benim açımdan aynı zamanda oldukça yoğun geçti. Uykusuz geçen yaklaşık bir haftalık çalışmanın ardından geçici yüz felci geçirdim. Elhamdülillah şu anda çok iyiyim.
Program ise artık son aşamalarına gelmiş durumda. Kör dergi ve stres testleri devam ediyor. Ayrıca bu programı canım kızım Hale Zeynep’e ithaf ederek adını HaZe Akademi koydum. Bunun yanında bir web sitesi açarak yaptığım çalışmaları burada paylaşmaya başladım.
Ben bir ilahiyat mezunu ve İslam hukuku doktora öğrencisi olarak, “Akademik anlamda nasıl daha üretken olabilirim?” sorusunun peşinden giderken bunları yapabildim. Bir yazılım mühendisi veya bilgisayar mühendisinin ise bu imkânları kullanarak bunların çok daha ötesinde çalışmalar yapabileceğini düşünüyorum.
Buradan hareketle yapay zekâ araçlarının kullanımına ilişkin kanaatimi şu şekilde ifade edebilirim: Biz işin patronuyuz; yapay zekâ araçları ise bizim nitelikli elemanlarımızdır. Biz onlardan ne istediğimizi belirler, onlar da verdiğimiz talimatları yerine getirirler.
Özellikle akademik çalışmalarda bu araçlardan yararlanırken patronluğu elden bırakmamak gerekir. Çünkü yapay zekâ araçları bizim zihnimizdeki projeyi, ulaşmak istediğimiz sonucu ve yapmak istediğimiz çalışmayı bütünüyle bilemez. Ancak onlara doğru komutlar verdiğimizde daha doğru sonuçlar elde edebiliriz.
Dolayısıyla akademik çalışmalar sırasında karşılaştığınız güçlükleri aşmaya yönelik bir fikriniz varsa üretken yapay zekâdan siz de yararlanabilirsiniz. Bununla birlikte bunu yaparken hukuk kurallarına ve akademinin temel kurallarına uymak gerekir.
Dediğim gibi, patron ve yönetici biziz. Yapay zekâ ise bizim verdiğimiz görevleri yerine getiren nitelikli birer elemandır.
Oğuzhan Koç – Akdeniz Üniversitesi İslâm Hukuku Doktora Öğrencisi