“Onlar ki zekâtın failleridir.”

Melih Turan

Kur’an-ı Kerim ayetlerinde zekât kavramı, ‘zekât’ (الزَّكٰوةَ) lafzıyla 30 defa, ‘sadaka’ (صَدَقَةً) lafzı ile müteradif manada 2 defa, toplamda 32 defa zikredilmektedir. Zekât lafzı ile geçen 30 ayet-i kerimeden 26 adedi namaz (salat) ile birlikte kullanılmaktadır.

Bu ayetleri incelediğimizde diğerlerinden farklı bir fiil ile kullanılan bir ayet vardır ki o da zekât faaliyetine doğrudan işaret etmektedir. Bu ayet Muminun suresinin 4. ayetidir. Türkçe meali “Onlar ki zekâtın failleridir.” olan bu ayetin evvelinde ve ahirinde müminlerin vasıflarından bahsedilmektedir.

Genellikle bu ayetin meali müminlerin zekât verme özelliği ile verilmiştir. Fakat ayetin kelimelerine baktığımızda, zekâttan sonra gelen “failun” (فَاعِلُون) kelimesi tercih edilmiştir ve bu da Kur’an’da zekât ile kullanılan fiil terkipleri arasında sadece bir defa kullanılmıştır.1Zekât lafzı bir yerde isa kökünden tavsiye etmek anlamında (Meryem, 19/31), bir yerde emr kökünden buyurmak anlamında (Meryem, 19/55), bir yerde fi’l (Muminun, 23/4) kökünden, çoğu yerden de ita kökünden vermek anlamında kullanılmıştır. Bkz. Murat Sülün, “Kur’an’da Zekâtın Kavramsal Çerçevesi “, Bir Sosyal Güvenlik Kurumu olarak Kur’an ve Sünnette Zekât, İstanbul: İSAV, s. 56.

Fahreddin Razi, Zemahşeri’nin Keşşaf’ından bu ayet hakkında şöyle bir bilgi aktarmaktadır: “O işi yapana, onun faili denir. Nitekim vurana, vurmanın faili; öldürene, öldürmenin faili, zekât verene de zekâtın faili denir.”2Er-Razi, Tefsir-i Kebir, Ankara: Akçağ Yayınları, 1993, s. 391.

Şifa tefsirinde ise Mahmut Toptaş, buradaki anlamı şöyle açıklamıştır: “O Mü’minler ki, zekât vazifelerini yerine getiren insanlardır veya zekâtları için çalışan insanlardır. İki yönlü mana verilebilir. Biri zekât­larını veren insanlardır, bir de onlar zekât için faaliyet gösterirler.”3Mahmut Toptaş, Kur’an-ı Kerim Şifa Tefsiri 5, İstanbul: Cantaş Yayınları, 1997, s. 287.

Burada bizim üzerinde duracağımız husus ise müminlerin zekâtın “fail”i olmalarıdır. Failden kasıt ise o işi yapan ve işleyen anlaşılmaktadır. Dolayısı ile burada zekât ile ilgili hangi faaliyet var ise ayetin tüm anlamları kapsadığını anlamakta bir beis yoktur. Zira fail, faaliyete işaret eder ki zekât faaliyeti, vermekten ibaret olmayan bir iştir, faaliyettir. Bu ayette zekâtın faaliyeti altında muhasebesine, tahakkukuna, tebliğine, tahsiline ve taksimine de işaret ederek müminlerin üzerine zekât faaliyetini yüklediğini düşünmekteyiz.

Zekâtın yaygınlaşması uzun vadeli bir iş

Bu bağlamda yıllardır üzerinde çalıştığımız zekât konusu için sadece veren ve alan taraf olmanın dışında bu faaliyetin en verimli şekilde işlemesi için neler yapabiliriz hep bunu düşündük. Bu ayete mâsadak olabilme ve ayetin dikkat çektiği hususu yaygınlaştırmak amacıyla zekâtın kurumsallaşması üzerine bir iddiamız oldu. Bu iddianın devlet nezdinde bir karşılığının olduğunu vurguladık ve zekâtı kurumsallaştırmak için kendi elimizden geleni yapmaya çalıştık.

Yayınladığımız Zekât Politikası adlı çalışmanın ardından Türkiye’de İslami finansın temsilcileri konumunda olan katılım bankaları üzerinden zekât hesaplamasına dikkat çekmeye çalıştık ve sektörde bir ilki gerçekleştirdik (elhamdulillah). Çeşitli konferanslar, gazeteler ve söyleşilerle bu iddiamızı yaymaya çalıştık. Destek olanlardan Allah razı olsun: Mevsimler Kitap, İKAM, İSAV, Diriliş Postası ve Albaraka Türk.

Yaptığımız bu çalışmaların meyve verdiğini gördük ama yeterli olmadığını düşündük. Ülke olarak içinde bulunduğumuz durum topyekûn böyle bir algının yerleşmesi için henüz kıvama gelmemişti anlaşılan. Daha başka neler yapabiliriz, bu işin yaygınlaşmasını ve yerleşmesini nasıl tetikleyebiliriz bunun üzerine kafa yorduk. Şimdi ise dijital bir çözüm ile karşınızdayız.

Dijital Zekât: Yeni Nesil Zekât Yönetimi

Dijital Zekât projemizle zekâtın başta ülkemizde ve sonrasında tüm kürede yayılması amacıyla bir İslami fintech girişimi başlattık. Burada ilk hedeflediğimiz unsur zekât hesaplama konusunu halletmek. Ardından kişilerin ve işletmelerin zekât yönetimlerini yapabilecekleri bir yönetim platformu oluşturmak. Nihayetinde ise anlaşmalı olduğumuz zekât toplayan ve dağıtan muteber kurumlara zekâtların kolaylıkla ödenmesini sağlamak.

Bu projeye neden ihtiyaç var derseniz, şunları ifade etmek durumundayım; Bugün maalesef en büyük vakıflarımız dahi zekât toplama ve dağıtma dışında zekât adına çok az bir işlevselliğe sahiptirler. Zekât hesaplama, zekâtını doğru yere ve doğru bir şekilde verme konusunda çok eksikliklerimiz var. İslami finansal okur yazarlığımız çok düşük düzeylerde.

İslam Ülkelerinin Tahmini Zekât Potansiyeli (2018)

Buna karşın Türkiye’de 2018 yılı itibariyle zekât potansiyeli 150 Milyar TL civarında. İslam ülkelerinin zekât potansiyeli ise 220 Milyar Dolar civarında. Bu devasa potansiyeli gerçekleştirmek ise elimizde bulunan bu kıymetli aracın doğru şekilde faaliyete geçirilmesiyle başlayacaktır.

Müslümanların desteğiyle büyüyeceğiz

Dijital Zekât projesini bağımsız bir girişim olarak kişisel inisiyatifimizle başlattık. Bu sosyal girişim gönüllü birkaç arkadaşın kendi bilgi ve birikiminin zekâtıyla ortaya çıkmıştır. Herhangi bir gelir veya ticari beklentiden azade olarak projenin sürdürülebilirliğini iş birlikleri ve sponsorluklarla sağlamaya çalışacağız. Bu konuda içinde bulunduğumuz Müslüman topluluğun bize olan destekleri bizi ileriye taşıyacaktır. Asli desteği ve yardımı ancak Rabbimizden bekleriz.

Şayet destek vermek isteseniz, bilgi ve becerilerinizin en azından zekâtını vermek isterseniz kapımız herkese açık. Platformumuz şu an Türkçe, Arapça ve İngilizce olarak hizmet vermektedir, diğer dillerin eklenmesi için uzman kişilerin yardımlarını bekleyeceğiz. Projeye sponsor veya destek olmak isteyen kurum ve işletmeler ise kurumsal sosyal sorumluluk çerçevesinde bunu değerlendirebilirler.

Kitlesel fonlama kampanyamız için: Dijital Zekât Yönetimi

Zekâtın faillerinden olmak isteyenler için iletişim: selam@digitalzakat.com

En doğrusunu Allah bilir. Tevfik ise ancak Allah’tandır.

www.digitalzakat.com

Notlar   [ + ]

1. Zekât lafzı bir yerde isa kökünden tavsiye etmek anlamında (Meryem, 19/31), bir yerde emr kökünden buyurmak anlamında (Meryem, 19/55), bir yerde fi’l (Muminun, 23/4) kökünden, çoğu yerden de ita kökünden vermek anlamında kullanılmıştır. Bkz. Murat Sülün, “Kur’an’da Zekâtın Kavramsal Çerçevesi “, Bir Sosyal Güvenlik Kurumu olarak Kur’an ve Sünnette Zekât, İstanbul: İSAV, s. 56.
2. Er-Razi, Tefsir-i Kebir, Ankara: Akçağ Yayınları, 1993, s. 391.
3. Mahmut Toptaş, Kur’an-ı Kerim Şifa Tefsiri 5, İstanbul: Cantaş Yayınları, 1997, s. 287.