Farklı Açılar 1 -Bir Öğrenci Açısından-

Merve Soylu 

islamiktisadı.net olarak bu ay yeni bir söyleşi serisi başlatacağımızın duyurusunu geçtiğimiz günlerde yapmıştık. Yapmayı planladığımız bu serinin adını “Farklı Açılar” olarak belirledik. Bu seride İslam iktisadı ve finansı alanına, bulundukları farklı pozisyonlar üzerinden bu alana emek veren kişilerin gözünden bakacağız. Bu bağlamda serinin ilk söyleşisini Merve Soylu ile gerçekleştirdik. Soylu, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi İslam Ekonomisi ve Finans bölümü lisans son sınıf öğrencisi.

Öncelikle hoş geldiniz Merve Hanım. Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

1997 yılı Malatya Darende doğumluyum. 2016 yılında Kartal İmam Hatip Lisesi’nden mezun oldum ve aralık vermeden Sabahattin Zaim Üniversitesi İslam Ekonomisi ve Finansı lisans eğitimime başladım. Şuan son sınıf öğrencisiyim. Hali hazırda üniversite dışında sivil akademi programlarını da takip ediyorum.

Neden bu bölümü tercih ettiniz?

Liseyi yatılı okumuştum. O dönemlerde yurdumuza günlük gazeteler geliyordu. O gazetelerden birinde İslam iktisadıyla alakalı bir haber okudum. O haberi okuduktan sonra dertlendim diyebilirim ve bu his beni bu alanı araştırmaya itti. O dönemler aslında sayısal öğrencisiydim ve iktisat okumak gibi bir gayem yoktu. Mezun olduğum zaman şu bölüme gitmeliyim diye zihnimde netleşen bir bölüm olmamıştı. Bir sene daha sınava hazırlanmayı da düşünüyordum bir yandan. O dönemde bir televizyon programında bölümümün hocalarının İslam ekonomisini tanıttıkları bir programa denk geldim. Zaten daha öncesinden de bu alanla alakalı bir fikri alt yapım oluşmuştu. Sonrasında üniversiteye gidip bölümle alakalı bilgi aldım. Ve bu bölümde okumaya karar verdim. Bölümün ilk öğrencilerindenim ve bu sene Allah nasip ederse ilk mezunlarından da olacağım.

Yeni açılan bir bölüme kayıt yaptırmak sizde bir tedirginliğe neden olmadı mı?

Tabi ki bu problemi yaşadım. Benim Sabahattin Zaim üniversitesine başvurduğum yıl bir de Konya Karatay Üniversitesi’nde lisans bölümü açılmıştı. Doğal olarak sadece iki üniversitede olan bir bölüme başvurmuş oldum. Şuan verdiğim bu kararın cesaretle alınmış bir karar olduğunu görebiliyorum. Açıkçası üniversite sonrası için akademik olarak ilerlemek gibi bir hedefim en başından itibaren vardı. Bu yönelimim beni o dönemde iş bulup bulamama noktasında çeşitli kaygılardan uzaklaştırmıştı çünkü başka türlü bir kaygım vardı.

Bu bölümü seçme kararını aileniz nasıl karşıladı?

Aslında annem ve babam bu bölümü seçmem noktasında pek destek olmadılar, gönülsüzlerdi fakat karşı da çıkmadılar. Abim o dönem Bilgi Üniversitesi’nde iktisat okuyordu. Süreç içerisinde abim destek oldu.

Bu alanda lisans eğitimi alan az sayıda öğrenciden biri olmanız özel hissetmenizi sağlıyor mu?

Hissettirmiyor aslında. Eğitim ve sonrasının kişinin kendi emeği doğrultusunda şekilleneceğine inanıyorum, bu sebeple de kendimi ve bölümdeki diğer arkadaşları diğer alanlardakilerden ayrıcalıklı ve özel görmüyorum.

Arkadaşlarınız arasında bu bölümü bitirince kolay iş bulacağını düşünerek bu bölümü seçenler var mı?

Evet var.

Lise döneminde okuduğunuz o gazete haberi ve sonrasında bende bir dert oluşturdu dediğiniz dönem bu bölümü seçmenizde etkili oldu mu?

Bu bana büyük bir sorumluluk yüklemişti o zamanlar. Bölümü yazarken bu sorumluluk bilinciyle yazmıştım. Ancak bölüme başlarken motivasyonum olan günümüz ekonomik sisteminde bazı şeyleri değiştirmenin zorluğuyla karşılaşınca bazen ümitsizliğe düştüğüm oluyor. Yani aslında bu bölümü seçerken bir iddiayla yola çıktım ancak süreç içerisinde karşımdaki sistemin ne kadar güçlü olduğunu görünce bu iddianın gerçekleşmesinin zorluğu kısmen bir endişeye evrildi. Ancak en nihayetinde herkesin verdiği emeğin karşılığını aldığını düşünüyorum ve emek de verdiğime, verildiğine inanıyorum.

Bir ortamda bu alanda lisans eğitimi aldığınızı söylediğinizde aldığınız tepkiler neler oluyor?

Aldığım tepkiler bulunduğum ortama göre değişiyor. Mesela bir bayram ziyaretinde akrabalarımdan aldığım tepkiler ile akademik bir toplantıda aldığım tepkiler farklı oluyor. Akademik çevreler genelde dinleyip araştırıp bir tavır almaya çalışıyor fakat çok ön yargılı olanlar da var. Bu iki ortamda da özellikle üniversitenin ilk iki yılında daha olumsuz tepkiler alıyordum. İnsanlar İslam iktisadını sadece faizin olmadığı bir sistem olarak düşünüyor. Faizin olmadığı bir dünyayı tahayyül de edemedikleri için çalıştığım alanın boş bir uğraş olduğunu söylüyorlardı. Ancak dediğim gibi bunlar yoğunlukla ilk iki sene içerisindeydi. Geçen seneden bu yana insanlarla konuşurken daha olumlu tepkiler aldığımı söyleyebilirim. Bu alanı merak ediyorlar ve ümit varlar.

Aldığınız olumsuz tepkiler sizi nasıl etkiliyordu?

Aldığım bu tepkilerin beni yorduğu dönemler çok oldu. Üniversite tercih sürecini tekrardan gözden geçirmeme sebep oldu diyebilirim. Moralim bozulsa da hiçbir zaman yoğun bir pişmanlık düzeyine ulaşmadı. Bu alanı bırakıp başka alana gideyim şeklinde bir düşüncem olmadı. Şuan son sınıftayım ve hala bu alanda devam etmek istiyorum.

Bu alanın lisans eğitimi almak için henüz yeterince olgunlaşmadığını düşünüyor musunuz?

Alan içerisinde çeşitli problemler var. Bazı hocaların özel çalışma alanları farklı, ancak bir ilgi neticesinde bu alana katkı sağlıyorlar. Yani şuan bu alanda eğitim veren hocalar bir dönem bu alana olan özel ilgileri sebebiyle katkı sağlamış hocalar oluyor. Son yıllarda bu trend değişmiş durumda fakat hala yoğun bir şekilde varlığını hissettiriyor. Sonuç itibariyle bir hoca eksikliğinin mevcut olduğunu söyleyebilirim. Bunların hepsi alanla ilgili çıktıları, literatürü ve en önemlisi de müfredatı etkiliyor.

Ancak neticede tüm bu eksikliklere rağmen 4 seneyi iyi geçirdiğimi düşünüyorum. Eksikliklerin olduğunu herkes kabul ediyor. Üniversite öğrencinin kendi yolunu çizdiği bir ortam, bu süreçte hocalarımız bize dersler dışında da destek oldular ve ayrıca ilgilendiler aynı zamanda üniversite dışında katıldığım sivil akademi programları da bu eksiklikleri ve olgunlaşmamış kısımları gidermem noktasında oldukça faydalı oldu.

Şu anki tecrübelerinizden hareketle yeniden seçme imkânınız olsa yeniden bu bölümde lisans eğitimi almak ister miydiniz?

Kendi alanımı okumakla beraber eş zamanlı olarak iktisat da okurdum. Şuan en azından bunun pişmanlığını yaşıyorum diyebilirim. Çünkü İslam iktisadında bize bir paradigma çiziliyor ama karşımızda da başka paradigma mevcut. Karşımızdaki paradigmaya karşı kendimizi doğru konumlandırmamızın yolu o paradigmayı çok iyi anlamaktan geçiyor. Bu yüzden bir öğrencinin İslam iktisadı okurken aynı zamanda iktisat da okuması gerektiğini düşünüyorum ki bu farklılığa haiz olabilsin.

Dört yıl boyunca bu alanda almış olduğunuz dersleri düşündüğünüz zaman kendinizi tatmin olmuş buluyor musunuz? Farklı disiplinlerden dersleri yeterince barındıran bir programınız oldu mu?

Bu süre zarfında farklı disiplinlerden dersler aldım. İktisat tarihi, siyaset bilimine giriş, sosyoloji, fıkıh, ana akım makro mikro iktisat ve elbette kendi alanımla ilgili spesifik dersler aldım. Okulum farklı disiplinlerden seçmeli dersler ile bu disiplinlerle giriş düzeyinde tanışmamı sağladı. İslam iktisadı alanında dersleriniz yoğunlukta olduğunda ana akım iktisat derslerini bir iktisat fakültesi öğrencisi kadar yoğun alamıyorsunuz tabii olarak aynı şekilde diğer disiplinler içinde geçerli bu. Farklı disiplinlerden dersler aldık, ancak zaman kısıtından dolayı bu derslere yoğunlaşmak mümkün olmuyor. Doğal olarak biraz giriş düzeyinde kalıyor. Burada biraz öğrencinin kendisinin eksiği kapatmak adına ekstra okumalar yapması gerekiyor.

Bu alanda sivil akademi programlarının size katkıları neler oldu?

Okulda interdisipliner alandaki çalışmalarda eksik kaldığımız noktalar oluyor. Hem akademideki uzmanlaşma ilkesi neticesinde hem de alanın müfredat noktasındaki olgunluğunu tamamlamamış olmasından kaynaklı olarak. Sivil akademi programlarının bu alana takviye sağladığını söyleyebilirim. İlem Eğitim, BURA İslam Politik Ekonomisi Enstitüsü ve İKAM bu anlamda bana ciddi katkılar sağladı. Bu bağlamda bölümün kesinlikle interdisipliner bir çalışma gerektirdiğini düşünüyorum.

Üniversitenizin bu bahsettiğiniz sivil akademi programlarından haberdar olmanız noktasında katkısı oldu mu?

İlem’i üniversitedeki danışmanım Zeyneb Hafsa hocamdan duymuştum onun yönlendirmesi ile tanıdım. Aynı şekilde Harun Şencal ile okuldaki bir kulüp faaliyetimiz esnasında tanışmıştım. Sonrasında onun da yer aldığı BURA İslam Politik Ekonomisi programını duydum. Yani burada şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki danışmanlarımız bizimle özel olarak ilgileniyorlar, dersler dışında makale okuyup kritik yaptığımız gruplarımız oluyor. Ancak yine belirtmekte fayda var, bu programlara ulaşmanın ve devam etmenin sebebi öğrencinin kendini geliştirme gayretiyle ve ilgileriyle oldukça bağlantılı. Bahsettiğim şekliyle bu programları fazla takip etmeyen arkadaşlarım da var. Ancak onlar genellikle özel sektörün içinde olmak isteyen kişiler diyebilirim. Daha önce de belirttiğim gibi üniversite bir öğrencinin elbette hocalarının yardımıyla kendi yolunu çizdiği bir alan.

Lisansüstü eğitiminizi yine bu alan üzerinden yapmayı düşünüyor musunuz?

Evet düşünüyorum. Bu alanda çalışmak bir şeyler üretmek, bir şeyler üretecek olmak beni heyecanlandırıyor. Lisansüstü çalışmalarımı İslam iktisat felsefesi üzerinden yapmayı düşünüyorum. Süreci en başından almak gerektiğini düşünüyorum. Bilginin İslamileştirilmesiyle alakalı ciddi problemlerim var. Bu problem neticesinde sanırım kendi düzlemimi arıyorum. Bunun neticesi olarak da İslam iktisat felsefesi üzerinden ilerlemeyi düşünüyorum.

Peki, kendi yolunuzu çizme sürecinde şuan yaptığınız somut çalışmalarınız var mı?

Şuan metodolojik bireycilik çalışıyorum. Tam olarak bunun üzerine kurulduğunu ve birikimlendiğini düşünüyorum. Birey üzerine kurulu bir iktisat anlayışı söz konusu, hatta iktisat bu birey varsayımını diğer disiplinlere de metodolojik emperyalizm dediğimiz şekilde aktarmış durumda. Ben işin buradan başladığını düşünerek metodolojik birey çalışıyorum. Bu birey anlayışı beraberinde bize iktisat, toplum, siyaset anlayışlarını getiriyor.

İslam iktisadı finansı çalışmalarında en çok neyden şikayetçisiniz?

Temel kavramları konuşmadan özelde İslami finans genelde ise bir iktisadi model inşa etmeye çalışmayı problemli görüyorum. Bilginin İslamileştirilmesinin de problemli bir alan olduğunu varsayarsak, en başta konuşmamız gereken şeyleri konuşmadığımız için bir şekilde hazırladığımız şey İslami olmuyor. Olmuş olsa bile fikri alt yapısı çok zayıf olduğu için kapitalizm bunu çok çabuk dönüştürebiliyor. Çünkü karşısında kuvvetli bir yapı olmuyor. Temel olarak bundan şikayetçi olduğumu söyleyebilirim.

Şuan üzerine çalışma yaptığınız metodolojik bireycilik kavramını biraz açabilir misiniz?

Metodolojik bireycilik sosyal teoride birey faktörünün temel analiz birimi olarak kabul edilmesidir. Toplumu, değerleri, ahlakı, sosyo-ekonomik ilişkileri bu birim üzerinden okuyan bir anlayış. Ben yaratılan bu Robinson Crusoe’un, insan ve insanın içinde bulunduğu ilişkiler ağının gerçekliğini ne kadar yansıttığına dair bir araştırma yapıyorum.

Batılı manada birey sadece kendisine karşı bir sorumluluğu olan ve kendi kârını maksimize eden bir varlıktır. Tabi bu kâr maksimizasyonu sadece iktisadi anlamda kullanılmamaktadır. Sosyal ilişkilerinde, başka bir birey ile olan ilişkisinde, topluma karşı olan konumlanışında, değerlere karşı konumlanışında, aynı şekilde dine karşı konumlanışında kendi kârını maksimize etmeye çalışan bir bireyden söz ediyoruz. Bu bireyin kendisinden başka kimseye karşı bir sorumluluğu yok. Ancak yeryüzünün halifesi olan bir birey anlayışında ben kendime karşı sorumlu olduğum kadar topluma karşı da sorumluyum. Bu dünya inancımın yanında ahiret inancım da var bu da beraberinde başka bir sorumluluk sahası da meydana getiriyor.

Burada toplum merkezli bir birey anlayışını savunmuyorum. Birey anlayışında insanın özsel motivasyonu hesaba katılmalıdır. Bu bağlamda salt toplumun ürettiği bir birey anlayışı doğru değildir. Çünkü birey olarak benim kendi özsel motivasyonlarım var ve bunları reddetmemem gerektiğini düşünüyorum. Batıdaki gibi kendi odaklı bir birey doğru olmadığı kadar toplumun içinde kaybolmuş bir birey anlayışı da doğru değildir. Bu doğrultuda bireyin toplumu değiştirme gücü de buradan geldiğine inanıyorum. Yani birey toplumdan ayrı bir tarafa da sahip olduğu için toplumu değiştirebilmektedir.

Günümüz İslam iktisadı çalışmalarını nasıl görüyorsunuz?

Belki bunu ikiye ayırabiliriz. İslami finansın karşısında olan alan çok güçlü bir yapıya sahip ve alternatif olarak üretilen her ne ise onu çok kolay dönüştürebilme potansiyelini bünyesinde barındırıyor. Bu nedenle çalışmaları sadece finans üzerinde yoğunlaştırmanın başarıyı getirebilmesi zordur. Bir de İktisat özelinde yapılan çalışmalar var. Bunun bir üst küme olması dolayısıyla daha yoğun çalışılması gerekiyor fakat ilgi finansa nazaran daha düşük. İktisat Teorisi içindeki kavramsal çalışmalarla bu finansal çalışmalar desteklendiği sürece verimli adımlar atılabilir. İktisadın ihmal edildiği finans çalışmalarının bizi yeni problemlerle karşı karşıya bırakacağını düşünüyorum.

İslam iktisadı çalışmalarının iyi bir kariyer imkânını beraberinde getirdiğini düşünüyor musunuz?

Böyle bakanları eleştirmiyorum fakat ben böyle düşünmüyorum. Çünkü bu alanda çalışmak isterken kariyer odaklı değildim ve hala da değilim. Bu kaygının beni yanlış yönlendireceğini düşündüğüm için de uzak kalmak istiyorum sanırım. İçimde bahsettiğim derde deva olma problemini yaşıyorum. Kariyer kavramıyla barışık olmadığım için bu alana da o gözle bakmıyorum.

İslam iktisadı alanında yapılan çalışmaların tekrara düştüğünü düşünüyor musunuz?

Yapılan çalışmaların niteliği üzerinde konuşmak gerektiğini düşünüyorum.  Alanda doğrudan çalışan akademisyen sayısı yeni yeni oluşmaya başladı. Hoca ve müfredat eksikliğine daha önce değinmiştik tüm bunlar çıkan çalışmaları ve kalitelerini etkiliyor elbette. Özellikle İslami finans çalışmalarında bir yığılma var bu yığılma elbette bir tekrarı beraberinde getiriyor. Alan çalışmasının çapını genişleterek hem İslam iktisadının kadim hem de güncel meselelere odaklanarak bu tekrara düşme sorununu aşabiliriz. Halihazırda alanda yeni hocalar yetişiyor eskiye nazaran bu problemin azalacağı açık.

Ancak yine de kendimi bu soruya cevap verecek yetkinlikte görmüyorum. Bu bağlamda haddimi de aşmak istemem.

Birey çalıştığınızı da göz önünde bulundurursak bu alanda henüz yeni çalışmaya başlayacak birine tavsiye edeceğiniz okumalar var mı?

Ayşe Buğra’nın İktisatçılar ve İnsanlar kitabını önerebilirim. İktisadın insan anlayışı üzerine yazılmış hoş bir kitap. Başlangıç olarak iyi bir kitap olabilir. Ama tabi ki bundan önce kitabı daha iyi anlamak için iktisadi düşünce tarihine dair bir şeyler okunabilir. Yine Feridun Yılmaz’ın Rasyonalite kitabı ve Ozan İşler ile birlikte derlediği İktisadı Felsefeyle Düşünmek kitabı bu bağlamda faydalı olacaktır.

Toplumsal ticari olgunluk seviyesi, insanların faiz hassasiyetinin düşük olması vs. sizde bazen boşa çalışıyormuş izlenimi uyandırıyor mu?

Evet, böyle hissettiğim zamanlar oluyor. Bazen bunun benim çalışma şevkimi kırdığını, alana ve hatta kendime olan güvenimi sarstığını da söyleyebilirim. Ama en nihayetinde kendimi toparlayacak bir şeyler buluyorum. Neticede topluma ve insana dair ümidimizi yitirirsek ne yapacağız bu sefer?  Bununla yüzleştikten sonra tekrar çalışmaya başlayabiliyorum. Kendimize, insana ve topluma dair inancımızı yitirirsek o zaman yaptığımız bütün çalışmaları gözden geçirmemiz gerekir.

Bize vaktinizi ayırdığınız ve izlenimlerinizi bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ediyorum. İnşallah hedefinizde olan sadra şifa çalışmalarınızı gerçekleştirmek nasip olur diyelim.

İnşallah, ben teşekkür ediyorum.