Asr-ı Saadet’te Ticaret ve Tüccar Sahâbiler

Yrd. Doç. Dr. Ali ARSLAN

Asr-ı Saâdet’te Ticaret ve Tüccar Sahâbîler, Muhammed Emin Yıldırım, İGİAD Yayınları, 192 s. İstanbul, 2014.

Kitap, özellikle günümüz toplumlarının en fazla ihtiyaç duyduğu bir alanda, Müslümanların kendilerine daima örnek almaları gereken bir dönemin rehberliğinde konu hakkında kısaca bilgi vermek amacıyla yazılmıştır. Gerek cahiliye gerekse asr-ı saadetten bir çok örnek bulunmaktadır. Özellikle ticaretle uğraşan sahabelerin hayatlarından çarpıcı örnekler verilmiştir. Onların ticari faaliyetlere nasıl baktıkları,
dünya malı karşısındaki tutumları açıklanmıştır.

Kitapta, ticaret ve ticari hayata İslam’ın getirdiği prensiplere güzel işaretler bulunmaktadır. İGİAD tarafından dağıtımı yapılması da muhtemelen daha fazla kesimlere ulaşmasına vesile olmuştur. Yazarın girişteki ifadelerinden de cesaret alarak
yukarıda bazı hususlara ayrıca değinmeye çalıştık. Sonraki baskılarında bu konuların da ilave edilmesi daha yararlı olacaktır, diye düşünmekteyiz.

Bilindiği üzere, İslam iktisadının en temel ilkesi “kul hakkı” dır. Kitapta, israfın önlenmesi, adil gelir dağılımı, iktisadı ve siyasi bağımsızlığın temin edilmesi, emniyet ve refahın toplumun her kesimine eşit olarak yayılması gibi ilkelere fazla işaret edilmemiştir.

İslam’a göre insanın yaratılış amacı ubudiyyet, yani Allah’a kul olmaktır. Bu dünyadaki bütün faaliyetlerinde bu noktayı göz önünde bulundurarak yaşamalıdır. Bunun için İslam, kapitalizmin öngördüğü insan modeli olan “homo-economicus” görüşüne katılmamaktadır. Nitekim yazarın işaret etmiş olduğu, tüccar sahâbîlerin hayatlarındaki örnekler aslında bunları ifade etmektedir.

Fakat bu tacirlerin hangi ilkelere dikkat ettikleri daha net ortaya konulmalı idi. Bütün Müslümanların sahip olması gereken ahlaki kurallar, ticari faaliyetlerde daha net olarak ortaya çıkmaktadır. Bunlara riayet ticarî faaliyetlerde ayrı bir öneme sahiptir. Kitapta, yalan söylememek, başkasının hakkını kendi üzerine geçirmemek, tekelcilik, ihtikâr,karaborsacılık yapmamak, sözleşmelere uymak ve namuslu olmak gibi ahlakî, hukukî ve iktisâdî kayıtlara nasıl dikkat edildiği üzerinde daha fazla durulması gerekirdi. Asr-ı Saâdet’te ticaret hayatı üzerine araştırma yapan, İslam iktisadının emeğe dayalı bir sistemi teşvik ettiğini görecektir. Aslında bu nokta, İslam iktisadı ile, sermaye üzerine dayanan kapitalizm arasındaki en önemli farktır. Bu tarz araştırmaların Asr-ı Saâdet’teki ticari hayatın daha iyi aydınlanmasına vesile olması, en memnuniyet verici yönüdür.

Kaynak: https://www.tujise.org/content/7-issues/2-volume-1-issue-2/3-r1/9-29-1-pb.pdf