Tasarruf Sorunu ve Faizsiz Finansal Okuryazarlık

Yusuf Dinç

Türkiye yatırımların finansmanı, cari açık, yüksek faiz gibi konularla ilgili sürekli canlı bir gündemi olan ekonomidir. Bunlar makro riskler olarak ön plana çıkar ve diğer makro değişkenleri etkilerler. Böylece iktisadi bir istikrarsızlık havası oluşturularak manipülasyon aranmaya çalışılır. Fakat son büyüme değerleri artık manipülasyonların uzağında olduğumuzu gösteriyor. Gene de sayılan sorun alanları canlıdır. Bu sorunların tamamının kaynağı ise aynıdır; tasarrufların yetersiz olması.

Türkiye’de tasarruf eğilimi genellikle düşük bulunan bir ekonomidir. Benzer ekonomilerde yüzde 19 seviyelerinde olan tasarruf oranları Türkiye için yüzde 12 seviyelerinde hesaplanmaktadır. Aradaki farksa cari açık ve yüksek faiz sorunlarının zeminini oluşturur. Hesaplama doğrudur. Ancak tasarrufların nakit özelinde ele alınması halinde. Asıl mesele tasarruf eğilimimizin değil tasarruf anlayışımızın dünyadan farklı olmasıyla ilgilidir.

Türk insanının temel olarak üç tasarruf aracı vardır. Bunlar mevduat/katılım fonu, altın ve gayrimenkulden oluşur. Tasarruf oranı hesaplanırken nakdi değerler ele alındığından altın ve gayrimenkul tasarruf anlamında bir tür kayıtdışılık oluşturur.

Yani tasarruf var fakat bunlar tüketim gibi gözüküyor.

Şimdi birkaç veriyi bunun delili olarak kullanabiliriz. Verileri ele alırken cari açığın genel olarak 60 milyar USD civarında oluştuğunu not edelim. Faiz maliyetleriyse yüzde 15 civarını aşmış durumda.

2017 Yılında sadece konuta 150 milyar USD civarı yatırım yapmış durumdayız. (Kaynak: Ekonomist 10/16 Aralık) Konut dışındaki diğer gayrimenkuller bu tutara dahil edilmemiştir. Yani sistemde devamlı sirküle olması beklenen önemli bir tutar kaynağı bir nevi sistemden çekmiş durumdayız. Bu yatırımı tasarruf olarak ele aldığımız halde tasarruf etkisi sağlayamıyoruz.

Bu arada mevduat/katılım fonunun Ekim 2017 itibariyle toplam büyüklüğü 1,7 milyar TL civarındadır. USD cinsinden ifade edersek 500 milyar USD gibi bir tutara tekabül eder.

Diğer tasarruf aracı olarak kabul ettiğimiz kalem olan altındaysa dünya sıralamalarına girecek kadar iddialı verilere sahibiz (Kaynak: Borsa İstanbul);

• Resmi sikke üretiminde (darphane) dünya birincisiyiz

• Altın mücevher ihracatında dünya ikincisiyiz

• Altın mücevher üretiminde dünya üçüncüsüyüz

• Toplam fiziksel altın talebinde dünya dördüncüsüyüz

• Altın mücevher tüketiminde dünya beşincisiyiz

• Merkez bankası altın rezervlerinde dünya onikincisiyiz

• Altın ithalatında genelde ilk beşteyiz.

Altına dayalı kira sertifikalarının arkasında işte bu sıralamalarla önemli hacme ulaştığı anlaşılan altın tasarrufları sirkülasyona sokmak yatar. Aynı amaç gayrimenkul sertifikası tarafındaki stratejiyi de şekillendirir.

Sermaye piyasaları geliştikçe Türk ekonomisi üzerinde ilave bir çarpan etkisi yapacağı muhakkaktır. Bu halde finansal okuryazarlığı geliştirmek üzere yatırım yapmalıyız.

Tasarruf eğiliminin şekillenmesinde faizin haram olması temel belirleyicilerdendir. Bu bakımdan en temelde faizsiz finansal okuryazarlığı da özgün bir başlık olarak yatırım konusu etmemiz mühimdir.

Kaynak: https://www.gazetebirlik.com/yazarlar/tasarruf-sorunu-ve-faizsiz-finansal-okuryazarlik/