Katılım Bankacılığının Özü: Emek-Sermaye Ortaklığı

Temel Hazıroğlu

Klasik bankacılık bilindiği üzere üç temel üzerindedir: Fon toplamak, fon kullandırmak ve genel bankacılık hizmetleri yapmak. Ne var ki tüm bu işlemlerde faiz ana unsurdur. Faizsiz/İslami bankacılık ya da Türkiye’deki kavramsallaştırmasıyla Katılım bankacılığı ise faizsizlik esasına dayanmaktadır.

Katılım Bankacılığının varoluş nedeni ve altın kuralı olan “Faizsizlik Prensibi”nin özü de;

1) Fon toplarken “sabit bir getiri” taahhüt etmemek,

2) Fon kullandırırken nakit kredi vermeyip, malı “peşin alıp vadeli satmak” veya “ortaklık” yapmak,

3)  Her türlü bankacılık hizmetlerinde faizin her çeşidinden kesinlikle kaçınmaktır.

Katılım bankaları fon toplarken kar zarar ortaklığı kurmaktadır. Ancak fon kullandırırken büyük oranda peşin alıp vadeli satmak üzerine bireysel ve kurumsal finansman desteğine yoğunlaşmıştır. Oysa İslam’ın ticaret usulünde ortaklıklar daha yaygındır ve Katılım bankacılığının özü de ortaklığa dayanmaktadır. Biraz tarihe bakacak olursak mesele daha iyi anlaşılacaktır.

İslam Peygamberi Muhammed (sav.) emeğiyle geçinen bir ticaret ehliydi. Kendisi malı veya sermayesi bulunan sermayedarlar ile anlaşarak onlar adına kar zarar ortaklığı temelinde ticaret yapar ve emeğinin karşılığını alırdı. Arap yarımadasında yaygın olan bu ticari ilişkiye “mudaraba” denilirdi. Emeks ermaye ortaklığı anlamına gelen mudaraba kök anlamıyla Kur’an-ı Kerim’in ilk inen ayetlerinde “Bir kısmınızın Allah’ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacağı” mealinde geçmektedir. Siyer kitaplarından öğrendiğimiz üzere Hz. Peygamber bu ticari ilişki vesilesiyle Hz. Hatice ile evlenmiştir. Fıkıh çerçevesinde ise emek sermaye ortaklığı tartışmasız olarak kabul edilen bir şirket türü olarak ele alınmıştır.

Bu iş ortaklığı İslam’da çok yaygın bir şekilde kullanılmış ve Avrupa’da ticaretin yönünü belirleyen bir uygulama olmuştur. “Commenda” adıyla İtalya sahillerinden başlayarak Avrupa’da yaygınlaşan bu ortaklık modeli, Ulusların Düşüşü adlı kitapta aktarıldığına göre Avrupa’da dikey sosyal hareketlilik için kuvvetli bir dayanak noktası oluşturmuştur. Girişimciliği tetikleyerek genç nüfusu zenginleştiren mudaraba özellikle Venedik’te etkili olmuş ancak girişimcilerin oluşturduğu etki mevcut siyasi ve ekonomik düzeni tekelinde tutan elit tabakayı rahatsız ettiği için ortadan kaldırılmıştır.

Aradan geçen yüzyıllar sonucunda mudaraba modeli 20. yüzyılda yeniden yorumlanarak faizsiz bankacılığın esasını oluşturmaya başlamıştır. Faizsizlik esasına dayanan ve kar zarara katılım esasıyla çalışan “İslami” bankalar tamamen bu modelin alt yapısı ile hayata geçmiştir. Faizsiz bankacılık aslında sadece faizsiz işlemlere dayanmayıp kar ve zarara katılma ile işlediğinden “Katılım Bankacılığı” kavramsallaştırmasının bu modeli tarif etmesi açısından tutarlı ve yerinde bir kavram olduğunu tekrar altını çizmekte ayrıca fayda var.

Ancak bu modern Katılım bankaları kar ve zarara katılımı sadece fon sahipleri ve banka arasında bir ilişkiye indirerek vadeli satış yani murabaha temelli finansman sağlama yöntemlerine yoğunlaşmış ve emek sermaye ortaklığını fon kullananlar tarafında göz ardı etmiş yahut çeşitli nedenlerden dolayı başaramamıştır. Gerek dünyada gerekse de Türkiye’de Katılım Bankacılığı fon kullanımı tarafında malın finansmanına odaklanmıştır. Oysa Katılım Bankacılığının özü murabaha değil mudarabadır, yani emek ve sermayenin katılımı ile sağlanan finansmandır.

Bu durumu göz önünde bulundurarak Katılım Bankalarının bu konuda yapması gereken bazı şeyler olduğunu düşündük ve Albaraka Türk olarak emeği yani girişimciliği desteklemek üzere dünya İslami finans piyasasında bir ilki gerçekleştirdik. Bu bağlamda Albaraka Garaj adıyla bir Girişim Hızlandırma Merkezi faaliyete geçirdik. Bu projeyle hedeflediğimiz, teknoloji alanında bugünün yenilikçi fikirleriyle geleceğin ürünlerini üretmek, girişimcileri kuluçka ve hızlandırma imkânları ile desteklemek ve en önemlisi de Katılım Bankacılığının özü olan emek sermaye ortaklığını gerçekleştirerek iş ortaklıkları kurmaktır.

İlk aşamada hibe usulü ile tamamen karşılıksız olarak finansal ve teknik sermaye desteği sağlayacağımız projelerle yakın zamanda kurulması planlanan girişim sermaye fonumuz ile emek sermaye ortaklığı yaparak desteklemeye devam edeceğiz. Her yıl 10 girişimi desteklemeyi hedefleyen Albaraka Garaj ilk 10 adayı ile tüm görüşmeleri sağlamış durumda. Bu 10 girişim arasında geleceğin teknolojileri olan finansal teknoloji (fintech), akıllı anlık mesajlaşma uygulamaları (chatbot), blok zinciri (blockchain), yapay zeka (artificial intelligence), biyometrik imza çözümleri, artırılmış gerçeklik (augmented reality) gibi alanlar var.

Albaraka Garaj bir bakıma toplumda yeteri kadar destek bulamayan ileri teknolojileri hem finansal hem de teknik sermaye ile destekleyerek girişimcilik ekosistemini besleyecektir. Ekonomik kalkınmanın önünü açan Albaraka Garaj finansal açıdan yeni teknolojiler gelişmesine yardımcı olacaktır. Albaraka Garaj ile girişimlerini hayata geçirmeyi ve geliştirmeye fırsat bulan girişimciler istihdama ve kalkınmaya katkı sağlayacaktır. Bireylerin ekonomik özgürlüklerini kazanmalarına imkan verecek ve finansal katılımı güçlendirecektir.

Faizsiz ve karşılıksız olarak verdiğimiz hizmet ile yeni girişimler faizden uzak tutularak finansal açıdan desteklenecektir. İleride ise gerektiğinde hisse alımı yaparak da ortaklık şeklinde desteklerimiz mudaraba yolu ile devam edecektir.

Sonuç olarak Katılım Bankacılığının özü olan emek sermaye ortaklığı adına Albaraka Türk bugün büyük bir adım atmış durumda. Neden ortaklık yapmayıp sürekli mal finansmanı yapıyorsunuz sorularına karşı artık iddialı bir cevabımız da olmuş oldu. Dünya’da bir ilk olarak bunu yapmanın öncülüğü ile beraber İslami finans piyasasına da bir mesaj veriyoruz: faizsizlik adıyla sadece mal finansmanı değil iş ortaklıkları da yaparak toplumun kalkınmasını sağlayabilir ve özümüzdeki hedefleri gerçekleştirebiliriz. Geçmişte Batı’yı nasıl dönüştürdüysek bugün de İslam alemi olarak Batı’yı taklit etmek yerine finansal geçmişimizi geleceğe taşıyarak yeni teknolojilerin geleceğini ve dünyayı kendi iç değerlerimizin, özümüzün imkanlarıyla yeniden inşa edebiliriz.

Kendimize özümüze güvenerek ve ondan ilham alarak temel değerlerimize bağlı kalarak yeni, yenilikçi ve inşa edici süreçleri oluşturmanın vakti gelmiştir.

Kaynak: Katılım Finans Dergisi, 4. Sayı.

Paylaş
Önceki İçerikFaiz Sorunu
Sonraki İçerikİSEFAM Beyin Fırtınaları-4