Anasayfa Köşe Yazıları Yeni Normalde İslam İktisadı ve Finansı

Yeni Normalde İslam İktisadı ve Finansı

by
2019 yılı aralık ayında ortaya çıkan korona virüs her ne kadar bir hastalık türü olsa da sadece bir sağlık sorunu değildir. Küresel bir salgın olması sebebiyle sosyolojik, psikolojik ve ekonomik sonuçları olan bir pandemidir. Özellikle virüsün yayılmasını önlemeye yönelik alınan izolasyon, karantina, sokağa çıkma yasağı, sosyal mesafe ve seyahat kısıtlaması gibi tedbirlerin sosyal hayat ve dünya ekonomileri üzerindeki etkisi ciddi boyutlara ulaştı. Salgının neden olduğu büyük çaplı “ekonomik kapanma” ülke ekonomileri için ciddi tehditler oluşturdu. Salgın adeta bir sosyo-ekonomik krize dönüştü. 2021’de salgının hafiflemeye başlamasına bağlı olarak “yeni normal” hayat düzenine geçildi. Bu yeni düzende her alanda olduğu gibi ekonomik alanda da birçok yenilik hayatımıza girmiş oldu. Daha önce yakın tarihinde hiç görülmediği şekilde “ekonomik kapanma”, internet teknolojileri (blokzincir vs.) ışığında ekonomide değişim ve dönüşüme bağlı olarak yeni sistem tartışmaları başladı. Bu değişim ve dönüşümler ışığında İslam iktisadı ve finansının karşılaştığı zorlukları ve yakalayabileceği fırsatları iyi değerlendirmek gerekir.

Covid-19 virüs salgını sonrasında oluşması beklenen yeni normalin ekonomik boyutunda internet teknolojilerinin rolünün büyük olacağı tahmin edilmektedir. Nitekim teknolojik anlamda devam eden değişim ve dönüşüm, salgın sürecinde hızlanma eğilimine girmiştir. Bilgi teknolojisinin bir sonucu olarak veri veya bilgi depolamak, almak, iletmek, çalışmak ve işlemek için bilgisayarların uygulanması dönemi zaten başlamış bulunmaktaydı. Bunun neticesinde finansal alanı da ilgilendiren blokzincir, akıllı sözleşmeler, bulut bilişim, mobil platformlar, nesnelerin interneti, yapay zekâ, kripto paralar, makinelerin haberleşmesi, endüstri 4 ve otonom sistemler gibi birçok dijital ürün ve hizmet hayatımıza girmişti. Şu an dijital toplum olarak da adlandırılan Blokzincir 3 uygulamaları bilim, sanat, sağlık, eğitim, iletişim, yönetim ve denetim alanlarını kapsamaktadır. Günümüzde bu dijital toplum, blokzincirin gelişmiş sürümü olan akıllı yönetim, akıllı ulaşım, akıllı yaşam, doğal kaynakların akıllı kullanımı ve akıllı ekonomi gibi birçok uygulamayı içeren akıllı kentler projesine dönüşmüştür. Bir açıdan yapay zekâ ve algoritma ile yakından ilişkisi vardır.

Nesnelerin interneti (internet of things) projesi kapsamında makinelerin haberleşmesi (machine to machine) gibi yapay zekâ alanlarında, endüstri 4 ve otonom sistemlerde blokzincir teknolojisi önemli imkânlar sunmaktadır. Dijital kimlik, bankacılık, siber güvenlik ve elektronik tıbbi kayıt sistemlerinde de blokzincir teknolojilerinin kullanılması bu gelişmeler kapsamında değerlendirilebilir. Pandemi süreci ise bu gelişmelere beklenenin üstünde bir ivme kazandırmış görünmektedir.

Covid-19 salgınının etkisini gösterdiği alanların başında ekonomi gelmektedir. Bu süreçte piyasaların kapanmasından kaynaklı meydana gelen “ekonomik kapanma” ile birlikte işsizlik, üretim, büyüme, istihdam, kamu harcamaları, enflasyon vb. konularda uzun süre devam edecek problemlerin ve sıkıntıların yaşanacağı ifade edilmektedir. Nitekim bugüne kadar gelişmiş piyasalarda bile daha önce hiç görülmemiş büyüklükte ve hızda yabancı sermaye çıkışları yaşandı. Bu haliyle piyasalarda ekonomik durgunluğa yol açmak suretiyle likidite ihtiyacını artmasına, tedarik zincirinin bozulmasına, talepte düşüşe ve arzda artışa neden oldu. Dünya ülkeleri faiz indirimine gitmek zorunda kaldı. Merkez bankaları piyasayı rahatlatmak için nakit genişlemesine giderek karşılıksız para basmak durumunda kaldı. Bu tedbirlere rağmen pandeminin küresel ekonomi üzerindeki etkisi, piyasalarda belirsizlik ve güvensizlik olarak kendisini göstermeye devam etmektedir.

Ana akım iktisat ve finans cephesinde bu gelişmeler yaşanırken benzer gelişmeler İslam iktisadı ve katılım finansı alanında da yaşandı. Ne var ki salgının yol açtığı bu değişim ve dönüşümün İslam iktisadı ve finansı üzerindeki etkisinin geleneksel iktisada göre farklı olacağı üzerinde durulmaktadır. Bunun sebebi, İslami finansın farklı kabullere ve uygulamalara sahip bir sistem olmasıdır. Ekonomistlerce Covid-19 salgının sadece pandemi sürecinde değil İslami finansın geleceği üzerinde de etkili olacağı ifade edilmektedir. Ancak bu etkinin ne yönde seyredeceği henüz tartışma konusudur. Ancak İLKE İlim Kültür Eğitim Vakfı hazırladığı “İktisat İzleme Raporu 2020” adlı raporunda Covid-19 salgınının faizsiz finans alanına etkisinin olumlu olduğunu belirtti. İslam iktisadı ve finansı araçlarının bu kriz döneminde pozitif büyüme ve kritik sektörlerde performans artışı kaydettiği, bunun neticesi olarak İslam ekonomisi ve faizsiz finans araçlarına ilginin arttığı tespit edildi.

İLKE İlim Kültür Eğitim Vakfı hazırladığı “İktisat İzleme Raporu 2020” adlı raporunda Covid-19 salgınının faizsiz finans alanına etkisinin olumlu olduğunu belirtti. İslam iktisadı ve finansı araçlarının bu kriz döneminde pozitif büyüme ve kritik sektörlerde performans artışı kaydettiği, bunun neticesi olarak İslam ekonomisi ve faizsiz finans araçlarına ilginin arttığı tespit edildi.

Tarih boyunca küresel boyuttaki salgınlar, her alanda olduğu gibi iktisadi alanda da değişimin ve dönüşümün önemli unsurlarından olabilmektedir. Nitekim modern kapitalizmin ortaya çıkışında ve dünyaya yayılmasında sırasıyla orta çağda Avrupa’da görülen büyük veba salgınının ve sonrasında yine Avrupa’da ortaya çıkan çiçek salgının rolü ve etkisi bulunmaktadır. Covid-19 salgını sonrası da benzer bir değişimin ve dönüşümün meydana geleceği beklenmektedir. Beklentinin de ötesinde koronavirüs salgını, bu değişim ve dönüşümü hızlandıracak en önemli faktörlerden biri olarak kabul edilmektedir. Çünkü salgının dünya ekonomisindeki dengesizliklerin sürdürülemez hale geldiği bir dönemde ortaya çıktığı ifade edilmektedir. Bu nedenle modern ekonomik sistem yerine dengeli ve sürdürebilir yeni bir iktisadi ve finansal sisteme ihtiyaç olduğu konusunda yaygın bir kanaat bulunmaktadır. Bu paradigma değişimi, yeni bir sistemin kurulması şeklinde olabileceği gibi konvansiyonel sistemin dışında kalan mevcut iktisadi sistemlerden birinin dönüştürülmesi ve kapsayıcı hale getirilmesi şeklinde de olabilir.

Cavid-19 salgını sonrasında ortaya çıkan finansal krizi fırsata çevirme beklentileri doğrultusunda daha adil ve istikrarlı alternatif bir sistemin kurulması gündeme gelmiştir. Uzmanlara göre böyle bir sistemin kurulmasının zaruri ve ön koşulu, paylaşım odaklı, risk alabilen ve birbirleri arasında güven duyan bir toplumsal yapı inşa etmektir. Ancak günümüz iktisat düzeninde bireyler arası güven ve dolayısıyla risk paylaşımı olmadığı için “finansallaşma” eğilimi giderek artmaktadır. Bunun neticesinde gerçek ekonomi, somut ticari işlemler, üretim ve reel ortaklık gibi faaliyetler yerini gittikçe finansal alana bırakmaktadır. Çünkü türev işlemlerde olduğu gibi bu alanda risk almadan ve hiçbir emek harcamadan kâr sağlanabiliyor. İslami finans alanında da seyrin bu yönde olduğunu söylenebilir. Borç temelli finansman araçlarının (sukuk, murabaha, teverruk vb.) uygulamada ortaklık esasına dayalı yöntemlere (mudarebe, müşareke, müzaraâ vb.) nispetle daha fazla yer alması bunu doğrulamaktadır. Oysa gerçek piyasa faaliyetlerine finansman sağlanarak kaynakların reel ekonomiye kazandırılması beklenmektedir. Esasında mudarebe ve müşareke gibi ortaklık temelli yöntemler beklentilere büyük oranda karşılık verebilecek niteliktedir. Ne var ki güvensizlik ortamı bunu engellemektedir. Bu sebeple ilgilileri bir araya getirebilecek güvene ve risk paylaşımına dayalı bir zemini oluşturmadan alternatif bir iktisadi sistemden söz etmek mümkün gözükmemektedir. Bunun için İslam iktisadı ve finansı alanında öncelikle ve özellikle yapısal dönüşümlere ihtiyaç bulunmaktadır. Bu anlamda blokzincir teknolojisi sayesinde böyle bir zemini oluşturma olanağının imkân dahilinde olduğunu belirtmek gerekir. Son yıllarda finansal teknolojiler alanındaki çalışmaların ilgi görmesi ve bunun Covid-19 sonrasında hızlanarak devam etmesi bunun delillerinden biridir.

İslam iktisadı ve finansı alanında öncelikle ve özellikle yapısal dönüşümlere ihtiyaç bulunmaktadır. Bu anlamda blokzincir teknolojisi sayesinde böyle bir zemini oluşturma olanağının imkân dahilinde olduğunu belirtmek gerekir. Son yıllarda finansal teknolojiler alanındaki çalışmaların ilgi görmesi ve bunun Covid-19 sonrasında hızlanarak devam etmesi bunun delillerinden biridir.
Anlaşıldığı üzere Covid-19 salgını sonrasında gerekli yapısal dönüşümleri vakit kaybetmeden gerçekleştirmesi durumunda İslam iktisadının kapsayıcılık ve çeşitlilik sorunu ortadan kalkmış olacak ve böylece İslam iktisat düşüncesine dayalı olarak arzu edilen ekonomik düzenin tesisi mümkün hale gelecektir. Salgının ulaşım ve tedarik sektörlerine yönelik etkisi sebebiyle özellikle İpek Yolu üzerindeki ülkelerin cazibesinin artacağı ifade edilmektedir. Dünya ekonomisinde Türkiye, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri, Pakistan, Hindistan ve Çin gibi ülkelerin öneminin artması beklenmektedir. Bu güzergahta yer alan ülkelerin çoğunlukla Müslüman ülkeler olduğu dikkate alınırsa bu yeni düzenin İslami iktisat temelinde kurulması daha kolay olacaktır. Covid-19 sonrası faize dayalı iktisadi sistemlere karşı alternatif arayışlarının artacağı da buna eklendiğinde pandemi İslam iktisadının tanınması ve yaygınlaşması için iyi bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Nitekim bu süreçte altın ve gümüş gibi değerli ve güvenilir madenlerle birlikte faizsiz finansa olan yatırım taleplerinin arttığı görülmektedir. Bunun nedeni, 2008 finansal kriz sürecinde görüldüğü üzere İslam iktisadı ve finansının krizlere karşı daha dayanıklı bir sistem olmasıdır.

Bu noktada uzmanlar tarafından Türkiye’nin coğrafi konumu ve İslam iktisadı ve finansı alanındaki tarihsel tecrübesi sebebiyle kurulacak yeni düzende en güvenilir merkezlerden biri haline geleceği kaydedilmektedir.

Bu noktada uzmanlar tarafından Türkiye’nin coğrafi konumu ve İslam iktisadı ve finansı alanındaki tarihsel tecrübesi sebebiyle kurulacak yeni düzende en güvenilir merkezlerden biri haline geleceği kaydedilmektedir.
Esasında koronavirüs öncesi de İslam iktisadı ve finansında Türkiye’nin merkeziliği konusuna vurgu yapılmaktaydı. Örneğin virüs henüz salgın halini almadan kısa bir süre önce İslami Bankalar ve Finans Kurumları Genel Konseyi (CIBAFI) Genel Sekreteri Abdelilah Belatik, “Türkiye, İslami finans alanında öncelikle kendi potansiyeli ve sonrasında hızla gelişen Asya’daki pazarlara erişimiyle çok önemli bir merkezdir” değerlendirmesinde bulunmuştu (Anadolu Ajansı).
Covid-19 sonrası genel anlamda ekonomide yapısal dönüşümlerin meydana geleceği  beklenmektedir. Salgının ekonomik faaliyetlerde elektronik ticareti ve dijitalleşmeyi arttıracağı konusunda yaygın bir öngörü söz konusudur. Bu çerçevede İslam iktisadında dijitalleşmeye bağlı olarak yeniden bölüşümün yapısında dönüşümler görülebilir. Bu dönüşümün öncelikle zekât fonlarının yönetiminde görüleceği beklenmektedir. Özellikle kurumsallaşmanın yaygınlaşması ve dijital tabanlı kurumsallaşma faaliyetleri hız kazanabilir. Çünkü Covid-19 salgını sonrası açıkça görüldüğü üzere zekât, gelir dağılımındaki bozuklukları ve fakirlik problemini ortadan kaldırabilecek potansiyele sahip bir yeniden bölüşüm aracıdır. Bu nedenledir ki zekâtın aslına uygun hesaplanması ve toplanan fonların doğru yerlere ulaştırılması ve gerektiğinde aynı yerlere harcanmak üzere yatırıma dönüştürülmesi için kurumsallaşmasına ihtiyaç bulunmaktadır.

Covid-19 salgını sonrası açıkça görüldüğü üzere zekât, gelir dağılımındaki bozuklukları ve fakirlik problemini ortadan kaldırabilecek potansiyele sahip bir yeniden bölüşüm aracıdır. Bu nedenledir ki zekâtın aslına uygun hesaplanması ve toplanan fonların doğru yerlere ulaştırılması ve gerektiğinde aynı yerlere harcanmak üzere yatırıma dönüştürülmesi için kurumsallaşmasına ihtiyaç bulunmaktadır.
Giderlerin az olması, güvensizlik problemini ortadan kaldırması, şeffaf ve denetlenebilir olması yönüyle zekâtın kurumsallaşmasında blokzincir vb. endüstri 4 ve üzeri teknolojiler iyi fırsatlar sunabilir. Bu yöndeki bir dönüşümün sistemi krizlere karşı daha güçlü kılacağı belirtilmektedir. Nitekim finansal teknolojilere zamanında yatırım yapan Singapur, Hong Kong gibi ülkeler Covid-19 pandemi sürecinin ekonomik tahribatını en az seviyede hisseden ülkeler oldu.

Covid-19 salgını sonrasında dünya üzerinde paylaşımcı ve sürdürülebilir bir ekosisteme duyulan ihtiyaç daha da belirgin hale geldi. Bu anlamda en iyi ve belki de tek alternatif İslami finans sistemidir. Pandemi sonrasında istikrarın önemi bir kez daha ortaya çıkmış oldu. İslam iktisadı ve finansı son yıllarda artarak devam eden finansallaşmanın hızını keserek reel bir iktisadın inşası için iyi bir fırsat olabilir. Nitekim uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor’s (S&P), salgınının İslami finansı dönüştürmek için bir fırsat sunduğunu belirterek, salgın sürecinde yavaşlayan küresel İslami finans endüstrisinin 2021 yılından itibaren toparlanarak yavaş bir şekilde 2019’da olduğu gibi güçlü bir performansla büyümeye devam edeceğini açıkladı. Açıklamada ayrıca salgına karşı uygulanan tecrit önlemlerinin teknolojiyi güçlendirmenin ve atik bir sektör oluşturmanın önemini gösterdiği vurgulanarak söz konusu dönüşüm fırsatının teknoloji temelli olacağına işaret edildi. Dolayısıyla salgın krizi, İslami finans endüstrisinin uzun vadeli potansiyelini hızlandırmak ve sektörde sürdürülebilir büyüme için yeni yöntemlerin geliştirilmesi açısından bir fırsattır.

Bu noktada koronavirüsün “sorumlu finansta” genişlemeye yönelik çağrıları güçlendirdiği gerçeğinden hareketle İslami finans alanında yeni finansman araçlarının dizayn edileceğini ifade etmek mümkündür. Bundan sonra İslami finans mühendisliğinde risk paylaşımı modelinin benimsenmesi üzerinde öncekinden daha fazla durulacaktır. Bununla birlikte yoksullukla mücadele etmeye ve sosyal dayanışmanın desteklenmesine yönelik sosyo-İslami nitelikli finansman tekniklerinin geliştirilmesine yönelik çağrılar artacaktır. Bunun neticesinde İslami finans alanındaki yeniliklere önem verilecek ve yapısal dönüşümle birlikte değişim de hız kazanacaktır. Bu kapsamda yeşil sukuk, sosyal sorumluluk ve İslami mikrofinansın dijital yöntemleri gibi alanlara ilgi artacaktır. Zekat, para vakıfları, sadaka ve karz gibi sosyal nitelikli finansman tekniklerinde genişleme görülecektir. Bu gelişmeler sebebiyle gelecekte İslami finansın dünya ekonomileri üzerinde etkili olacağı ifade edilmektedir.

İslami finans sektöründe bankacılığın payı %70, tekafül %1 ve sermaye piyasaları %29 oranındadır. Dolayısıyla sektör büyük ölçüde bankacılığa dayanmaktadır. Coğrafi dağılım açısından ise Körfez İşbirliği Teşkilatı (GCC) ülkeleri ve Malezya gibi belirli bölgelerle sınırlı kalmıştır. 2019 yılı verilerine göre küresel finansal sektör içindeki payının %1 oranında olması bunu açıkça göstermektedir. Bu durum, İslami finans sektöründe ürün çeşitliliğinin ve kapsayıcılığın artırılması ihtiyacına işaret etmektedir. Esasında İslami finans, mevcut pazar payının küçüklüğüne rağmen reel ticareti fonlaması ve sürdürülebilirliği sayesinde daha geniş kitlelerce kabul edilebilme potansiyeline sahiptir. Bu potansiyelin kullanılması, sürdürülebilirlik, tanınırlık ve finansal süreçlerin kolaylığı konularında kaydedilecek ilerlemelere bağlıdır. Bu da dijital dönüşümü gerekli kılmaktadır. Covid-19 salgını bunun için iyi bir fırsattır.

Özetle modern iktisat ve finans sisteminin yol açtığı sorunlar onu sürdürülemez hale getirmiştir. Mevcut problemlerin, teknolojik gelişmeler ve İslami finans sistemi birlikteliğinde çözüme kavuşabileceği düşünülmektedir. Ancak bunun için her şeyden önce İslam iktisat ve finans düşüncesinin anlaşılması ve anlatılması gerekmektedir. Bu bağlamda Osmanlı başta olmak üzere İslam iktisat ve finans geleneğindeki tecrübelerden yararlanmanın önemli olduğu unutulmamalıdır. Çünkü İslam iktisadı, yalnızca İslam alemi için değil tüm dünyanın içinde bulunduğu ekonomik krizlerden çıkışın anahtarı olabilir. En azından bu potansiyelde olduğu rahatlıkla söylenebilir. Şu hâlde yapılması gereken bu potansiyeli harekete geçirmektir ve Covid-19 salgını bunun için önemli fırsatlar sunmaktadır.
Murat ŞİMŞEK
KAYNAKÇA
Şimşek, Murat – Samar, Mahmut, “Covid-19 Salgını Sonrası Sosyoekonomik Değişimler Çerçevesinde İnternet Teknolojileri: İslam İktisadı ve Finansı Örneği”,
Pandemi Sürecinde Sosyoekonomik Değişim ve Dönüşümler “Fırsatlar, Tehditler, Yeni Normaller”, Ed. Fatih
Kaleci – Emrah Başaran, NEÜ Yayınevi, ISBN:978-605-70069-9-8, s. 205 -231

Benzer Yazılar

Görüşlerinizi Paylaşabilirsiniz