Doğu Akdeniz’de Ekonomi-Politik Stratejiler ve Türkiye

Recep Yorulmaz

Doğu Akdeniz’de son yıllarda keşfedilen yeni hidrokarbon rezervleri bölgede ve dünya enerji piyasalarında dinamiklerin yeniden şekillenmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu kaynakların kullanım hakları konusunda yaşanan rekabet, egemenlik hakkı ve deniz sınırları gibi konular bölge ülkeleri arasındaki mevcut gerilimleri artırmaktadır. Enerji ithalatçısı konumundaki bölge ülkelerine enerji ihracatçısı konumuna gelme yolunu açan bu rezervler, bölgenin jeopolitik ve stratejik konumunu yeniden tanımlamaktadır. Enerji talebi yüksek olan Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin, özellikle doğal gaz tedarikinde Rusya’ya olan bağımlılığı azaltma ve arz çeşitliliği sağlama bakımından önem arz etmektedir. AB ülkelerinin bu ilgisini fırsata çevirmek isteyen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), son dönemde yaptığı anlaşmalar ile uluslararası şirketleri bölgeye çekme politikası gütmektedir. GKRY’nin bu hamleler ile güttüğü tek taraflı politikalarını meşrulaştırma çabaları da bölgedeki siyasi gerginliği tırmandırmaktadır.

Türkiye ise Doğu Akdeniz’deki meşru haklarına sahip çıkmasına ve korumasına yönelik sahada atmış olduğu başarılı adımlarla birlikte masada da diyalog yoluyla bölgede hakları bulunan tüm bölge ülkeleri ile barışçıl bir şekilde anlaşmazlıkları çözmekten yana olduğunu göstermiştir. Bölgedeki barış ortamının bozulmasını istemeyen Türkiye, Almanya aracılığıyla Yunanistan ile arasındaki ihtilaflı konuların çözümü için güven arttırıcı önlemlerle ilgili toplantıların yeniden başlaması konusunda mutabık kalmıştır. Ancak, iki ülke dışişleri bakanlıklarının üzerinde mutabık kaldıkları ortak açıklama metinlerini yayınlayacakları günden bir gün öncesinde Yunanistan ile Mısır arasında uluslararası hukuka aykırı deniz yetki alanlarını sınırlandırma anlaşması imzalandığı duyurulmuştur.

Diplomatik teamüllere aykırı bu hamle ile Yunanistan’ın Türkiye ile anlaşmaktansa hem sahada hem de masada Türkiye’ye karşı hamleler yapmaya yönelik politika izlemekte olduğuna Almanya da şahit olmuştur. Yunanistan’ın bu yöndeki politikasını Avrupa Birliği’nden Fransa ve İtalya, Akdeniz’de statükonun korunmasından yana oldukları için Körfez bölgesinden ise Türkiye’ye karşı her blokta ısrarla yer almaya çalışan Birleşik Arap Emirlikleri ve ABD kendi çıkarları doğrultusunda desteklemektedir. Türkiye ise kendisini dışarıda bırakan ikili, üçlü ya da çoklu anlaşmaların geçerliliğini kabul etmeyeceğini ve hem masada hem de sahada buna en net yanıtı vereceğini açıkça belirtmektedir. Bunlara rağmen Türkiye Doğu Akdeniz’de bulunacak kaynakların paylaşımına yönelik yaklaşımını tüm bölge ülkelerinin katılımıyla eşit aktör ilkesi çerçevesinde ve adilce yapılabileceğini savunmakta aksi takdirde Doğu Akdeniz’de askerî ve diplomatik manevralarla kendi ekonomik ve jeopolitik çıkarları doğrultusunda hamlelerini yapmaya devam edeceğini her fırsatta bildirmektedir.

 

Kaynak: Orsam

Makalenin tamamını okumak için tıklayınız.