Bildiğiniz Dünya Düzenini Unutun

Dünya siyasetinin geleceği konusunda neredeyse tüm uzmanların üzerinde mutabık olduğu ortak nokta, alıştığımız dünya düzeninin ve bu düzenin işleyişinin sonuna gelmiş olduğumuz gerçeğidir. Mevcut düzenden sonra dünya siyasetinin ne yöne evrileceğine dair ise birbirinden oldukça farklı yorum ve senaryolar tartışılmakta… Bu senaryolar arasında geleceğe daha iyimser şekilde bakanlar olduğu gibi; küresel ısınma, yeni çatışma trendleri, insanî sorunlar ve uluslararası aktörle arasında derinleşen çıkar farklılaşmaları gibi gerekçelerden dolayı çok daha kötümser yaklaşanlar da bulunmaktadır. Günümüzde kötümser senaryoları benimseyen yaklaşımların çoğunlukta olduğunu ortaya koymak durumundayız. Bu kötümserliğin temel nedeni ise alışıldık düzenin haricinde ortaya çıkacak yeni durumun belirsizliğinden dolayı duyulan kaygıdır.

Mevcut uluslararası sistemi kuran irade ve bu sistemin işleyişini mümkün kılan uluslararası mutabakat anlayışı daha önce yerine getirdiği yükümlülüklerden kademeli olarak vazgeçmektedir. ABD’de Donald Trump’ın başkan olmasının ardından bu yükümlülüklerden geri adım atma süreci ivme kazanmıştır. Mevcut uluslararası sistemin başat aktörü olan ABD, Çin’in yükselişi ve Rusya’nın küresel jeopolitikte oynadığı artan role rağmen hâlen rakiplerinin çok ötesinde güce sahiptir ancak ABD, artık gücünü kolektif güvenlik konularına ve istikrara değil kendi çıkarlarını daha fazla artırmaya yöneltmiştir. Bu bencil yaklaşım diğer önemli uluslararası aktörleri de benzer bir yaklaşıma yönelmeye itmektedir. ABD ile AB arasında; NATO müttefiklerinin kendi arasında; ABD ile Çin arasında; AB ile Rusya arasında ve uluslararası kurum ve kuruluşların içerisinde daha önce hiç olmadığı kadar rekabet ve farklılaşmalar ön plana çıkmaktadır. Bu ayrışmalar, şüphesiz yeni sorun alanlarının oluşmasına zemin sağlayacağı gibi uluslararası sorunların çözümlenmesine de olumsuz etki edecektir.

Bütün kazanımlarına rağmen mevcut uluslararası düzen son yıllarda insanlığın ekonomik, siyasî, toplumsal beklentilerini karşılama ve sorunlarını çözme noktasında önemli hayal kırıklıklarına da neden olmaktadır. Mevcut düzenin tamamen çöktüğü değil kademeli olarak yeni bir düzene evrildiği süreci tecrübe etmekteyiz. Bu yeni oluşumun ana unsurlarını anlamak uluslararası sistemin geleceğine dair daha doğru projeksiyonlar yapmamızı sağlayacaktır.

Yazının devamına aşağıdaki link üzerinden ulaşabilirsiniz.

Kaynak: Açık Medeniyet Gazetesi