33 Soruda İslami Finans ve Bankacılık

Muhlis Selman Sağlam

Yavuz Türkan, 33 Soruda İslami Finans ve Bankacılık, Ankara: İmaj Yayınevi, 2019, s.111.

Türkiye’de İslam iktisadı ve finans alanında yapılan çalışmalar özellikle son 50 yılda giderek artan bir ivmeye sahiptir. Bu alanda akademik çalışma yapan, üniversitelere bağlı veya müstakil araştırma merkezi ve enstitüler her geçen gün artmakta, üniversiteler bünyesinde lisans ve lisansüstü programlar ile geleceğin araştırmacıları yetiştirilmektedir. Finans alanında da katılım bankaları, özel finans kurumları veya tasarruf temelli finans kuruluşları bayrak taşıyan görevini üstlenmiştir. İslam iktisadı çalışmaları daha çok teorik bir muhtevaya sahipken, finans alanı pratiğin bizzat kendisini ifade etmektedir. Alanda yaşanan gelişmeler, İslami finans kurumlarının sektör içerisindeki artan payı ile birlikte cevaplanması gereken yeni sorular da gündeme gelmektedir. Özellikle konvansiyonel finans kurumlarının alternatifi olma iddiasıyla yola çıkan bu finans kurumlarının sektör içi rekabet sürecinde bu alternatif olma kimliğini ne derece muhafaza edebildiğini anlamak, sorulan bu sorulara verilecek cevaplar ile yakın ilişkilidir.

Dr. Yavuz Türkan İslami finans ve bankacılık alanında yaşanan gelişmeler neticesinde vücut bulan bu soruları gündeme getirmeyi amaçladığı bu eserinde, meseleyi temelde altı bölümde ele almaktadır. Birinci bölümde iman ile alakalı mevzuları gündeme alan yazar; iman, ibadet, niyet ve tövbe alt başlıklarında bu kavramları kısaca açıklamıştır.

İkinci bölümde İslami finans çalışmalarının temel kavramlarından faize yer veren yazar; faizi, diğer dinleri de kapsayacak şekilde tanımlamış, özelde Kur’an ve hadiste faize nasıl yer verildiğini incelemiştir. Son olarak günümüzde de çoğu kişinin zihninde yer edebilen bir soru olan enflasyon oranında faizin alınıp alınamayacağı meselesini ele alan yazar, bu işlemi caiz gören ve caiz görmeyen görüşlere yer verdikten sonra kendi görüşünü kısaca şu şekilde paylaşmıştır:

“Niyet burada esastır. Öncelikle faiz kavramının geçtiği her alandan uzak durmak gerekir. Verilen bir borca karşılık enflasyon da olsa fazlalığı talep etmemek gerekir. Ancak borç alan kişinin, enflasyona bağlı değer kaybını da dikkate alarak ödeme yapması önerilir. Bu konudan tamamen uzak durmak için de zamanla değer kaybına uğramayacağı düşünülen altın vb. değişim araçları ile bu değer kaybının önüne geçilebilir.” s.28.

Üçüncü bölümde zekât meselesini ele alan yazar, nisap miktarı, ziynet eşyalarının zekâtı gibi fıkhi meselelere değinmekle birlikte, İslami bankacılık ve zekâtın ilişkisini incelemiştir. Özellikle bankaya yatırılan paralar, hisse senetleri ve tahviller için zekâta muhatap olma meselesi önemlidir.

Dördüncü bölümde meseleyi biraz daha İslami bankacılık özeline getiren yazar, ilk olarak bu kurumların amacını, tarihsel serüvenini ve temel faaliyetlerini ele almıştır. Devam eden bölümlerde İslami bankaların karar alma mekanizmalarına açıklık getiren yazar, bu mekanizma bağlamında konvansiyonel bankacılık ve İslami bankacılığın hangi noktalarda farklılıklar arz ettiğine değinmiştir. Bu bölümde değinilen bir diğer mesele, yine zihinlerde çokça dolaşan bankaların faiz ve kâr payı ayrımını nasıl yaptıkları sorusudur.

Beşinci bölümde konu İslami finansal araçlara getirilmiştir. Bu bölümde öncelikle bu araçlar kısaca tanıtılmıştır. Devamında özellikle daha fazla popüler olan sukuk ve tekafül araçları müstakil bir biçimde incelenmiştir. Türev araçlarının fıkhi hükmü meselesi de yazarın değindiği bir diğer noktadır.

Yazar son bölümü tamamen güncel meselelere ayırmıştır. Bu bölümde ele alınan sorulara baktığımız zaman neredeyse tamamının İslami bankacılık meselesi ile birlikte insanların cevap aradığı sorular olduğu görülmektedir. Bu anlamda seçilen soruların yerinde olduğu söylenebilir. Konvansiyonel bankalardaki faiz oranı ile katılım bankalarındaki kâr payı oranının birbirine yakınlık göstermesi, katılım bankalarının sürekli kâr dağıtması ancak hiç zarar dağıtmaması gibi meseleler bu bölümde ele alınan alt başlıklardan bazılarıdır.

Yavuz Türkan, bu eserinde toplamda 6 bölümde 33 soruyu ele almıştır. Bu soruların bölümler arasında homojen bir şekilde dağıtıldığını söyleyebiliriz. Ayrıca kitabın yazılış amacı bağlamında, seçilen bölüm başlıklarının da konuyu kapsayıcı bir nitelikte olduğunu söyleyebiliriz. Öte yandan kitabın hacmi de göz önüne alındığında, sorulara verilen cevapların bir giriş niteliğinde olduğu söylenebilir. Dolayısıyla bu kitap, İslami finans ve bankacılık alanına ilgi duyan ve bu alanda fikir sahibi olmak isteyen, kafasındaki sorulara kısa da olsa yönlendirici cevaplar arayan okuyucu için şüphesiz faydalı bir eser olacaktır. Ancak soruların cevapları için ileri okumaların da yapılması bir ihtiyaçtır. Yapılacak ileri okumalarla birlikte sorulacak soruların da nitelik anlamında derinleşeceği görülecektir. Bu noktada kitabın ileri baskıları için yapabileceğimiz öneri, her bölüm sonuna eklenebilecek bir ileri okuma listesinin okuyucu açısından da yol gösterici olacağıdır.

İslam iktisadı ve finansı alanında yaşanan gelişmeler hiç şüphesiz yol gösterici nitelikte yeni araştırmalara olan ihtiyacı giderek arttırmaktadır. Bu nitelikte araştırmaların sayısının artması duasıyla.