Eşitsizlikler Atölyesi Gerçekleştirildi

Medeniyet Üniversitesi Toplumsal Yapı Araştırmaları Programı kapsamında gerçekleştirilen atölye serisinin üçüncüsü 2-3 Mart 2020 tarihlerinde gerçekleştirildi. Atölyenin bu seneki teması eşitsizlikler oldu.

Sosyolojinin temel çalışma başlıklarından olan toplumsal eşitsizlik pek çok sosyal olgu ve mesele ile yakından ilişkilidir. Günümüzde eşitsizlik ile toplumsal sorunlar arasındaki ilişkiyi ortaya koyan önemli tartışmalar ve çok sayıda araştırma yapılmaktadır. Özellikle eşitsizliği toplumsal sınıfların biçimi ve konumunu etkileyerek sosyal yapı üzerinde önemli farklılaşmalar oluşturduğu ciddi bir biçimde tartışılmaktadır. Ancak Türkiye’de hem gelir eşitsizliğini yapısı hem de gelir eşitsizliğinin sosyal yapı ve sınıflar üzerindeki etkisi henüz yeterince ele alınmış değildir. Bu bağlamda atölye, eşitsizlik meselesinin farklı perspektiflerden ele alınması açısından iyi bir fırsat niteliğindeydi.

Biz de İslamiktisadı.net olarak atölyenin ikinci günü sabah ilk oturuma misafir olduk. Oturum başlığı “Eşitsizliklerin Tezahürleri” idi. Oturumun ilk bildirisini Cengizhan Yıldırım ” İktisadi Büyüme ve Enflasyonun Eşitsizlik Üzerindeki Etkilerine Yönelik Bir Literatür Taraması” başlığıyla sundu. Yıldırım, enflasyonu bir nevi kanserli hücreye benzeterek, bizim ana sorunlarımızdan biri olmasına rağmen yeterince araştırılmadığını dile getirdi. Bir ülkede enflasyon varsa, diğer ekonomik ve sosyal problemleri çözmenin neredeyse imkanız olacağını söyleyen Yıldırım, günümüzde de enflasyondan en fazla zarar görenlerin hiç bir servete sahip olmayan yoksul insanlar olduğunu belirtti. Yıldırım’a göre Türkiye’nin ekonomik büyümesindeki istikrarsızlığın temel nedeni de enflasyondur. Yıldırım ayrıca eşitsizlik sorununun çözümünde gelir kadar gelirin organizasyonu meselesine eğilinmesi gerektiğine de dikkat çekti.

Oturumun ikinci bildirisini Mehmet Koca “Yoksulluğa Yönelik Nedensel Tutumlar: Ordu Üniversitesi Örneği” başlığıyla sundu. Yoksulluk meselesini sunulan ilk bildiriye kıyasla başka bir perspektiften ele aldığını belirten Koca, yoksulluğun temellendirilmesinin temelde üçe ayrıldığını söyledi. Buna göre ilki bireysel (içsel) atıftır. Buna göre bir insanın yoksul olması onun bireysel özellik ve kabiliyetiyle alakalıdır. İnsanın tembel olması, kendini geliştirmemesi, rekabetçi olmaması vs. onun yoksulluğuna sebep olmaktadır. Dışsal atıf ise iki faktör içermektedir. Buna göre yapısal faktörler kişinin dışında gelişen, sistemin eksiklerinden kaynaklanan problemlerin yoksulluğu tetiklediğini belirtir. Diğer bir dışsal atıf olan kadercilik faktörü ise, yoksulluğun tamamen insanın kaderi olduğu, insanının bununla başa çıkmayı öğrenmesi gerektiğini savunur. Koca, yapmış olduğu çalışmada Ordu Üniversitesi öğrencilerinin yoksulluğa neden sunarken atıf yaptıkları nokta ile öğrenci profilleri arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını incelemiştir. Araştırma sonucunda Koca şu genel olarak şu sonuçlara ulaşmıştır: Bayan öğrenciler, erkeklere nazaran daha fazla yapısal atıf yapmaktadır. Özel yetenekli öğrenciler daha çok bireysel atıf yaparken, ekonomik düzeyi düşük öğrencilerin genellikle kaderci atıf yaptıkları görülmüştür. Genel olarak yapılan atıf türlerinin sıklıklarına bakıldığı zaman çoktan aza doğru yapısal, kaderci ve bireysel atıf sırası takip edilmektedir.

Sabah oturumunun son bildirisini ise Yunus Babacan “Türkiye’de Borç, Sınıf ve Eşitsizlik Üzerine Bir Tartışma: “Orta Sınıf Uzmanlar” Fenomeni” başlığıyla sundu. Babacan Türkiye’de sosyal statüyü ifade etmek için kullanılan orta sınıf kavramının aslında ne kadar problemli  ve belirsizlikler içeren bir kavram olduğunu, yapmış olduğu mülakat görüşmelerinin sonuçlarını dinleyicilerle paylaşarak, ifade etti. Babacan, orta sınıf olarak nitelendirilen gruba kimin girdiğini belirlemenin oldukça zor olduğunu dile getirirdi. Babacan’ın sunumuna orta sınıf konusunda çalışmaları olan, aynı zamanda atölyenin de düzenleyicilerinden olan Lütfi Sunar katkıda bulundu. Sunar, sosyo ekonomik grupların keskin sınırlarının ancak teoride ifade edilebileceğini, buna karşılık toplumda bu şekilde bir keskinliğin olmadığını, aksine arada bir akışkanlığın söz konusu olduğunu belirtti.

Atölyenin bu oturumu soru cevap bölümüyle son buldu. İktisat alanının da temel problemi ve çalışma alanlarından olan eşitsizlik meselesi devam eden oturumlarda farklı boyutlarıyla ele alınmaya devam etti. Atölyenin, eşitsizlikler hakkında farkındalık oluşturması bağlamında önemli bir yere sahip olduğunu düşünmekteyiz. Medeniyet Üniversitesi’ne, Toplumsal Yapı Araştırmaları Programı’na, Lütfi Sunar’a, bildiri sunan hocalarımıza ve emeği geçen her isme bu farkındalığa imza attıkları için teşekkür ederiz.