Özlenen Kanaat Ekonomisi

KUTLU’NUN KANAAT EKONOMİSİ

Nurettin Topçu’nun rahle-i tedrisinden geçen ve özü itibariyle “Anadolucu” bir fikriyata sahip olan Mustafa Kutlu’nun “kanaat ekonomisi”, geliştirilmesi ve içinin doldurulması başta Mustafa Özel gibi ekonomistlere havale edilmiş bir taslaktır. Bu teklifin bir metafizik, bir de fiili cephesi olduğu söylenebilir. Metafizik cephesi, Allah tarafından mükemmelen yaratılmış kainat ve dünyayla barışık, tabiata, cümle varlıklara saygılı ve insan doğasına uygun hikmetli bir hayata işaret eder. Bu metafizik arka plan, Kutlu’nun metinlerinde çokça ve sıkça dile getirilmiştir. Kanaat Ekonomisi’nin fiili cephesi ise bizzat yaşadığımız hayata ilişkimiz bağlamında inşa edilmiştir. Şehirlerde, üst üste evlerde, hırs ve eşyaperestlik içinde, hep tüketime dayalı bir hayat yaşanmaktadır. Hava bozulmuştur, su bozulmuştur, insan bozulmaktadır ve egemen dünya nizamı gücünü bu arızalı hikâyeden almaktadır. Kanaat Ekonomisi’nin temelinde toprağa inanç ve yeniden yüzümüzü ona döndürme arzusu vardır. Su ve ekmek, hayatımızın olmazsa olmazıdır ve bunları da bize toprak verir. Toprak aynı zamanda kanaatkâr bir nizamın da adeta öğretmenidir. Öyleyse yüzümüzü büyük Anadolu’ya, köye, toprağa ve tarıma dönüp, yeniden “kendine yeten” bir ülke ve halk olabiliriz. Şehirlerde de tüketime değil kanaata yönelmeliyiz. Kutlu’nun kanaatten kastı, modern ekonominin çarkını döndürmek için başvurduğu “tasarruf tedbirleri”nden farklıdır. O, bu kavramın kalbine bir müminin dünyaya karşı göstermesi gereken kulluk iradesini yerleştirir. Peki bu sistemin mekanizması nasıl işleyecektir? Hem de içinde yaşadığımız tüketim, borsa ve iletişim çağında. İşte bunu da ekonomi alimleri geliştireceklerdir.

“KANAAT EKONOMİSİ” MÜMKÜN MÜ?

Mustafa Kutlu’nun “Huzursuz Bacak”tan itibaren sıkça adres gösterdiği bir kişi vardır; ekonomi profesörü Mustafa Özel. Özel’den böyle bir eser yayınlamasını arzulamış, Özel de yaklaşık on yıl önce Anlayış Dergisi’nde Kutlu’nun “kanaat ekonomisi” hakkında bir makale kaleme almıştır. Makale’nin sonunda Özel bazı imalarla da olsa, “Kanaat Ekonomisi” kitabını yazacağını ilan eder. Derginin Aralık 2008 tarihli sayısında “Krize karşı kanaat ekonomisi“ başlığıyla kaleme alınan makalenin son paragrafı şöyledir: “Kut­lu’ya söz: Al­lah’ın iz­niy­le Ka­na­at Eko­no­mi­si’ni ya­za­ca­ğım. Ora­da me­lek­ler as­li bir yer tu­ta­cak. Şey­tan da ola­cak ta­bi­i, o da bir me­lek­ti çün­kü! İçin­de şey­tan ol­ma­yan bir ik­ti­sat ki­ta­bı, hat­ta her­han­gi bir ‘ha­yat bil­gi­si’ ki­ta­bı yaz­mak müm­kün de­ğil. Ona uyup ya­sak mey­ve­yi tat­tı­ğı­mız gün­den be­ri kıt­lık pa­ra­dig­ma­sı ile ya­şa­ma­ya mahkûmuz. Ya­ni Al­lah bi­ze ne ka­dar ni­met bah­şe­der­se et­sin, gö­zü­müz doy­maz! Eko­no­mi bu doy­maz­lı­ğın bi­lim­sel ifa­de­si­dir. Tan­pı­nar’ın na­sıl acıy­la kıv­ran­dı­ğı­nı gör­mü­yor mu­yuz?” Bu satırlardan, Özel’in, tarihi melek – şeytan diyalektiği içinde değerlendirdiğini; geçmiş hiçbir döneminde insanın gözünün doymadığını ve ekonomiyi de zaten bu “gözü doymazlığın bilimi” olarak gördüğünü anlıyoruz. Öyle görünüyor ki Kutlu’nun “kanaat ekonomisi” ile Mustafa Özel’in “kanaat ekonomisi”ni karşılaştırmak için biraz daha beklememiz gerekecek. Kulaklarımda Mustafa Kutlu’nun Mustafa Özel’e açtığı telefonlar çınlıyor: “Şu kanaat ekonomisi ne zaman yazılacak…”

Kaynak: Gerçek Hayat