Mutluluk Ekonomisi Nedir? Milli Gelirin Diktatörlüğü Son Bulur Mu?

Para mutluluk getirir mi? Ya da iktisadi olarak sorarsak; ekonomik değerlerin yüksekliği, bir toplumun mutluluğu ile doğru orantılı mıdır? Son yıllarda Türkiye’de de giderek üzerine tartışılan bir ekonomik model olan mutluluk ekonomisi; mevcut iktisadi ölçümlerle, birey mutluluğunun değerlendirilemeyeceğini savunuyor. Hatta Gayri Safi Milli Hasılanın yüksekliğine dayanan değerlendirme sistemi “milli gelirin diktatörlüğü” ifadesi ile tanımlanıyor. Yakın zamana dek neredeyse tüm siyasiler, ekonomik büyümenin, insan hayatını daha iyi yapacağı vaadi üzerine siyaset yürütüyordu.

Ancak bu değişiyor. İzlanda, Yeni Zelanda ve İskoçya, “Mutluluk Ekonomisi İttifakı” adı altında bir araya geldi ve diğer hükümetleri de aralarına katılma çağrısı yapıyorlar.

Peki birey mutluluğunu öne çıkaran bu alternatif model nasıl bir değişim sunuyor?

Londra Üniversitesi’nden antropolojist Jason Hickel de sınırlı kaynakların bulunduğu dünya gezegeninde, sınırsız bir büyümenin gerçekçi olamayacağını savunuyor. Bu nedenle de Hickel, büyüme rakamlarına dayalı ekonomik modelin sürdürülebilir olmadığını söylüyor. Hickel, “Ağaçların odun için kesilmesi veya dağların kömür için kazılması milli geliri yükseltiyor olabilir ama bunun bireyin yaşadığı çevreye etkisi ve sosyal maliyeti, mevcut ekonomik ölçümlemede yer almıyor” diyor.

Hickel, iktisatta değişmez olarak kabul edildiği için “diktatörlük” olarak tanımlanan milli gelire dayalı büyüme anlayışını değiştirmek için şunları öneriyor:

  • Aşırı tüketime dayalı ekonomik kirliliğinin azaltılması ve yerine bireyin mutluluğunun artırılması
  • Çalışma saatlerinin azaltılması, maaşların standartlaştırılması
  • Tüketim uyarıcısı olan reklamların görünürlüğünün azaltılması.
  • Karbon emisyonunun ekstra olarak vergilendirilmesi

Bilim insanları, çevresel faktörleri önceleyen bu yeni durumu, “planlı küçülme” olarak tanımlanıyor.

Kaynak: BBC