Ekonomi ve Ahlak

Sercan KARADOĞAN

NAKVİ, N. Haydar (1985) . Ekonomi ve Ahlak. Tercüme: İlhan Kutluer. İnsan Yayınları, ss. 224.

Son yıllarda artan, ekonomi biliminin araçları ve varsayımlarının doğruluğu ve ahlakiliği konusu dünya çapında tartışılmakta ve yeni, alternatif teoriler yaygınlık kazanmaktadır. Ekonomi biliminin varsaydığı insan ve toplumun gerçek hayata tekabül etmemesi, bireyi ve iktisadi ilişkileri kâra izafe eden indirgemeci yaklaşımı, aşırı matematiksel formülasyon ve teorileri ana eleştiri konularını oluşturmaktadır. Bu klasik ve geleneksel yaklaşımlara karşı farklı disiplinlerden yararlanmayı öneren, ahlakın, kimliğin, coğrafya ve tarihin önemli bileşenler olduğunu savlayan yeni alternatif görüş ve teoriler içerisinde İslam ekonomisi önemli bir yer işgal etmektedir. Temelde din, ahlak ve ekonomi arasında bir bağ olduğu, insanın iktisadi davranışlarına inancının ve ahlakının etki ettiği ve etmesi gerektiği üzerinde duran İslam ekonomisi tabi olarak İslam dininden, Kur’an’dan ve Allah Resulünün fiil ve sözlerinden beslenmektedir.
Ayrıca bunlara ilave olarak, tarih boyunca oluşmuş bütün ilmi birikim de İslam ekonomisine kaynaklık etmektedir.

Yakın dönemde bu konuya en önemli katkılardan birisini yapmış olan Pakistan asıllı Haydar Nakvi, İslam ekonomisinin öncülerinden birisi olarak da kabul edilmektedir. Çalışmalarında birey-toplum ve birey-Allah arasındaki yatay ve dikey boyut ve ilişkilere odaklanmakta ve insan davranışlarına, iktisadi sisteme etki edecek ilkeleri, aksiyomları belirlemeye çalışmaktadır. Bu anlamıyla, en önemli çalışmalarından birisi olan Ekonomi ve Ahlak kitabı, her ne kadar yazım tarihi eski olsa da, güncelliğinden ve öneminden hiçbir şey kaybetmemektedir.

Bu kitap pek çok açıdan çağdaş İslam ekonomisi üzerine yazılmış en önemli eserlerden birisidir. Yazarın ekonomi konusundaki yetkinliğine ilave olarak, çağdaş İslam düşüncesine olan vukufiyeti, ahlak ile ekonomi arasında kurduğu mantıksal ve çıkarımsal ilişki, üzerinde durulması gereken noktalar olarak dikkat çekiyor.

Kitaba giriş yapmadan önce birkaç noktanın vurgulanması gereklidir. İlk olarak “aksiyom”un anlamı üzerinde durmalıyız. Aksiyom, doğru olduğu herkes tarafından kabul edilen önerme. Postulat, doğruluğu mantıki olarak kabul edildiği halde, doğruluğu da yanlışlığı da ispatlanamayan önermedir. Aksiyomlar, mantıki işlemler için yeni teorem ve ispatların elde edilmesinde kullanılırlar. Teorem ise, doğruluğu ispat edilmiş önermedir. Teoremin aksiyomdan farkı, ispatlanma gerekliliğidir.

Aksiyom, matematiğin ve diğer ilimlerin bütün dallarında mevcuttur. Her ilimde kullanılan “Bir bütün, parçalarından(parçalarının toplamından) büyüktür.” ifadesi de bir aksiyomdur. Kısacası, aksiyom veya postulat, mantık/akıl yürütmenin başlangıç noktasıdır.

Tekrar kitaba döndüğümüzde ise, aksiyom sistemi üzerinden olayı okumaya çalışmasından dolayı kitabın kendi türü içinde öncü bir role sahip olduğunu söyleyebiliriz. İslam ekonomisi tartışmalarının ve çalışmalarının neredeyse zirve yaptığı bir zaman diliminde ekonomi ile ahlak arasındaki ilişkiyi ortaya koymaya çalışan bir eser olmasının yanında, bunu yaparken de aksiyomlar kümesi gibi özgün bir yaklaşım getirmesi anlamında kıymete değerdir.

Kitabın en temel iddiası Müslümanların modern zamanlardaki en önemli sorunlarından birisi olan ekonomiyle ilişkili konulara bir yaklaşım ve kavrayış getirmiş olmasıdır. Bu nokta önemlidir zira Müslümanlar modern zamanda ekonomi bilimine ve ekonomik işleyişe nasıl yaklaşmak gerektiğiyle alakalı kıstasları, ölçütleri ve sistematiği geliştirememişlerdir. Yazar ise, bu sorunlara kendi açısından, bilgisi dâhilinde özgün bir yaklaşım önermektedir. Bu yaklaşıma göre oluşturulacak bir aksiyomlar kümesi, bir İslam ekonomik sistemine kaynaklık edecek, neyin alınıp neyin alınmayacağı, önceliklerin neler olacağı noktasında bir mihenk noktası olacaktır.

Devamı için..

Kaynak: https://www.tujise.org/content/7-issues/7-volume-4-issue-1/6-r1/46-149-2-pb.pdf