Ekonomi’de Yılın Enleri

Servet Yıldırım

Âdettendir; yıl sonu geldiğinde değerlendirmeler yapılır, öne çıkan olay, kişi ve kurumlar konuşulur. Bu geleneği sürdürüp, bana göre yılın “en”lerini listeledim

Eğer yılın olayı KGF ise yılın kurumu da Kredi Garanti Fonu’dur diyebilirsiniz. Ancak değil. TOBB’dan bankalara kadar birçok ortağı olan fon 25 yıllık bir kurum. Bu süre boyunca hiç böyle etkili olmamıştı.

Bu defayı farklı kılan ise Hazine’nin işe el atmasıydı. Hazine, KGF uygulamasında oynadığı rol ve verdiği kefaletlerle öne çıktı; deyim yerindeyse dibe vurmuş ekonomiye can suyu verdi. Hazine aynı zamanda dış borçlanmayı da öngördüğü şekilde zorlanmadan gerçekleştirdi.

Ancak iç borçlanmada ne yaptığını kimse anlayamadı. Hâlâ tartışılıyor. Hazine iç borçlanmayı yıl boyunca beklenenden ve öngörülenden yüksek tuttu. Geri ödemelerle piyasaya verdiğinden fazlasını taze borçlanmalarla çekti.

Hatta 11 aylık rakamlara göre bütçe açığının çok üzerinde borçlandı. Piyasaları kısmen de olsa sıkıştırdı, faizlerin yüksek seyretmesinde etkisi oldu. O nedenle, “Yılın kurumu Hazine’dir” demek zor.

Kamu maliyesindeki disiplin ile bu yıla kadar hep ekonominin güçlü yanını temsil eden Maliye, referandum ve mali desteklerin de etkisi ile programlanandan daha yüksek bütçe açığı verdi. Merkez Bankası ise para politikası ile fiyat istikrarını sağlama konusunda bu yıl da başarısızdı. Başarı ise ihracatta vardı. Tüm jeopolitik ve ekonomik olumsuzluklara rağmen ihracatın artmasında, sağladığı destekler ile katkı yapan Eximbank bence yılın kurumudur.

Dünyada bu unvan ise Fed’indir. Piyasa istikrarını sarsmadan gerekeni yaptı. Bir yandan faiz artırırken, diğer yandan bilançosunu küçültmeyi sürdürdü. İhtiyatı elden bırakmadı. İletişimi başarıyla yaptı, piyasaları önden hazırladı. Kısaca “Etkili merkez bankacılığı nasıl yapılır” konusunda ders kitaplarına geçecek bir örnek oluşturdu.

YILIN OLAYI

İçerideki olaylar arasında önem ve etki bakımından ilk akla gelen anayasa referandumudur. Ekonomiyi etkiledi mi? Evet, etkiledi. Referandum döneminde mali destekler arttı.

Etkisini ise yılın geri kalanında daha hızlı büyüme, daha yüksek enflasyon, daha geniş bütçe açığı ve daha fazla borçlanma olarak hissettik.

Ama 2017’nin asıl olayı ekonomide yılın başı ile sonunun tamamen farklı olmasında etkisi büyük olan Hazine destekli kefalet sistemi ya da yaygın adıyla Kredi Garanti Fonu (KGF) uygulamasıydı. Teminat sorunu yaşadığı için kredi alamayan 365.000 kişi ya da firma bu uygulama sayesinde 220 milyar liralık finansmana ulaştılar. Ekonomi canlandı.

Dışarıda ise öne çıkan pek çok olay vardı. Bitcoin’in inanılmaz iniş-çıkışı, FED’in faiz artırımları ve OPEC petrol üretim kısıntısı gibi gelişmeler akıllarda kaldı. Ayrıca Trump, Kuzey Kore nükleer denemeleri, Çin Komünist Partisi kongresi, Katar ve Suudi Arabistan çatışması, Brexit görüşmeleri, Avrupa’daki seçimler de küresel ekonomiyi etkiledi.

Ama en hatırlanacak olanı kripto paraların yükselişiydi. Balon uyarısı yapmayan kalmadı, ama talep artmaya devam etti. Hareketin nedenini kimse anlayamadı. Sürüp sürmeyeceğinden de kimse emin değil. Heyecanlı bir dizi izler gibi soluksuz izliyoruz.

Dizinin 2018’deki ikinci sezonu 2017’deki gibi pembe olmayabilir, hatta dramatik bir sonla bile bitebilir. Ama ardından üçüncü ve dördüncü sezonlar da çevrilecektir…

YILIN KİŞİSİ

İçeride Hazine’den de sorumlu olan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek seyir değiştiren Hazine destekli kefalet sistemindeki rolüyle öne çıktı. 2016’da ihracatçıya ve KOBİ’lere kefalet sağlayacak yeni bir mekanizma için çalışmaya başlayan Hazine, 2009’da hayata geçirilen kredi kefalet sisteminden daha etkin ve geniş kapsamlı bir sistem ile ekonomiye kritik dokunuşu yaptı.

Bunu yaparken kendi yükümlülüğünü ise takibe düşen kredilerin yüzde 7’siyle sınırlandırdı. Şimşek, ayrıca ekonomiye dair konulardaki açıklamalarıyla ortalığın toz duman olduğu dönemlerde piyasalara güven verdi.

Dünyada ise yılın kişisi olarak pek çok isimden bahsedilebilir.

Yellen Fed başkanlığındaki son yılında görevini aksamadan götürdü. AMB Başkanı Draghi de parlak performans gösterenlerdendi. Ama bence bu yıla damga vuran isim Çin lideri Xi Jinping.

Ekonomisi keskin bir şekilde yavaşlayan ve iç karışıklıklar yaratılmaya çalışan Çin’in Sovyet Birliği’nin başına gelene benzer bir çöküş ile karşılaşmasının önüne geçtiği bile söylenebilir.

Trump’ın yalpalaması, daha doğrusu saçmalaması ve Avrupalıların zayıflığıyla ortaya çıkan küresel liderlik boşluğunu doldurmak için sahneye çıktı. G-20’de ve Davos’ta korumacılığa karşı serbest ticaretin sözcülüğüne soyundu. Asya ve Afrika’ya milyarlarca dolarlık yatırıma liderlik etti. Ülkesinde reformlar başlattı. “Bir kuşak, bir yol” projesi ile bölgesel ticari ve siyasi işbirliği süreci başlattı.

Modern İpek Yolu’nun temelini attı. Çin’in bir süper güç olduğunu hatırlattı. Birçok politik analist onu Mao’dan bu yana Çin’i yöneten en güçlü lider olarak görüyor.

YILIN ŞİRKETİ

Zor koşullara rağmen pek çok şirket bu yıl iyi performans gösterdi. Borsa İstanbul’da artan hisse fiyatları ve gayri safi yurt içi hasıla rakamlarının detayları bunun kanıtı. Benim özellikle dikkatimi çeken, Şişe Cam grubu oldu. 3 kıtada 13 ülkede bulunan 42 üretim tesisiyle dünya sıralamasında krom kimyasallarında 1’inci, cam ev eşyasında 3’üncü ve düz camda 5’inci sırada yer almak göz ardı edilecek bir başarı değil.

Yıl sonu itibariyle cirosu yüzde 30’un üzerinde artıp 10 milyar lirayı aşacak gibi görünüyor. Bu cironun yüzde 60’ının ihracattan gelmesi ekonomiye katkısını daha özel kılıyor. Şişe Cam’da hikâye çok. Mesela çatı üzerinde kurulu gücü itibariyle Avrupa’nın ikinci büyük tek parça güneş enerjisi santralini kurdu; panellerde kullanılan özel camları ise Mersin fabrikasında üretti. Bunları yaparken bir yandan da yurtdışında alım fırsatları kolluyor.

Dünyada yılın en çok öne çıkan şirketi ise Tesla oldu. Ya da bize öyle geldi. Çünkü zarar yazan bir şirket. Fakat bizim kuşak için kriter başka. Elektrikli araç bizim için hayatı zehir eden petrol bağımlılığından kurtulmak ve yeni teknoloji demek.

Bu yüzden Tesla’yı sıkı takip eder olduk. Başarılı şirket deyince de aklımıza o geliyor. Yoksa Tesla’da sorun yok mu? Var, hem de çok. Daha birkaç ay önce yüzlerce kişiyi işten attı.

İddialı ürünü Model 3’te ise takvimin gerisinde kaldı. 2018’in ilk çeyreğinde haftada 5.000 adetlik üretim seviyesine ulaşacağını açıkladı. Oysa bu rakamı 2017 sonuna kadar görürüz diyordu. Ama yine de algısı yüksek bir firma. Bir de Elon Musk faktörü var…

YILIN SEKTÖRÜ

Otomotiv bu yıl da fena değildi. Beyaz eşya, mobilya ve elektrikli ev aletlerinde de 2017 parlak geçti ama arkada Maliye’nin vergi desteği vardı.

2016’da çok zor bir yıl geçiren ve bu yıla Reina saldırısı nedeniyle olumsuz başlangıç yapan turizm, 2017’de kayıplarını kısmen telafi etti. Bazı işletmeler kapandı, bazıları küçüldü, bazıları bankalarla sorunlar yaşadı ama korkulduğu gibi zincirleme bataklar olmadan 2016’ya göre daha iyi bir performans gösterdiler.

Ama hâlâ 2014 – 2015 rakamlarının uzağındalar. O nedenle “yılın sektörü” demek zor. Turizmdeki toparlanma ve KGF’den bolca bahsettiğimiz bir yılda yılın sektörü olsa olsa arka planda kritik rol oynayan bankacılık olmalıdır. Dışarıdan kaynak bulmakta zorlanmayan; KGF uygulamasında kredileri dağıtan; turizm, denizcilik, enerji ve altyapı gibi alanlarda yapılandırmalara giden bankacılık ekonomiye katkısıyla 2017’nin sektörüdür.

Dünyada ise turizm-ağırlama sektörü için 2017 fena bir yıl değildi. Eminim Trump ile birlikte savunma ve silah sanayiine de bir hareket gelmiştir. Ama bence yılın sektörü fintech ile internet ve yazılım. Lügatimize yakın zamanda giren ancak çok trend bir kavram olan fintech büyük yatırımlar çekmeye devam ediyor. Dijital ortam üzerinden eski sorunlara yeni çözümler üretiliyor. Finans sektöründe oyunun adı ve şekli bu sayede değişmeye başladı.

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/yazarlar/servet-yildirim/ekonomide-yilin-en-leri-2580820/