Albaraka Türk Genel Müdür Yardımcısı: Adil ekonomi için faizi bitirmek zorundayız

Mülakat: Tolgahan Saçıkaralı

Albaraka Türk Genel Müdür Yardımcısı Temel Hazıroğlu’yla, isim babası olduğu katılım bankacılığı kavramını ve katılım bankacılığı sisteminin dünyada ve Türkiye’de nasıl işlediğini konuştuk. Kavram ile ilgili hâlâ büyük tartışmaların olduğunu ifade eden Albaraka Türk Genel Müdür Yardımcısı Temel Hazıroğlu, katılım bankacılığı uygulamalarının İslam fıkhında karşılığı olduğunu ifade etti. Türkiye’de bankacılık hacminin yüzde 5’ini katılım bankalarının oluşturduğunu dile getiren Hazıroğlu, “Eğer adil bir ekonomi istiyorsak faizsiz bir sistemi konuşmak zorundayız” dedi.

Katılım Bankacılığının ana faaliyetleri nelerdir?

Klasik bankacılık üç ana faaliyetten oluşuyor. Birincisi fon toplamak, ikincisi fon kullandırmak, üçüncüsü ise bankacılık hizmetleridir. Yani tasarruf sahiplerinden belli bir ilke çerçevesinde fon toplanıyor, toplanan fonlar da ekonomiye enjekte edilmesi için ihtiyaç sahiplerine kullandırılıyor. Bankacılık hizmetlerinden kasıt ise BES, sigorta, dış ticaret ve çek gibi toplumun ihtiyaç duyduğu finansal hizmetlerdir. Klasik bankacılık ile faizsiz bankacılığın farkını şu şekilde açıklayabiliriz: Birinci ana faaliyet olan fon toplamada faizsiz bankacılık, klasik bankacılıktan farklı olarak sabit bir getiri sözünde bulunmuyor. Klasik bankacılık sisteminde ise borç anlaşması yapılıyor. Bildiğiniz gibi Kur’an ve Sünnette borç verildikten sonra fazlalık elde edilmesi, ismi ne olursa olsun ribadır, faizdir, haramdır. Faizsiz bankacılıkta ise ortaklık anlaşması yapılıyor. İslam’da buna “mudaraba” denilir. Yani emek sermaye ortaklığı yapılıyor. Elde edilen kazancı paylaşma şeklinde bir anlaşmadır. Örnek verecek olursak klasik bankacılık sisteminde 100 bin TL verirseniz karşılığında size yılsonu 110 bin TL sözü verilir. Faizsiz bankacılık sisteminde ise bu fon yıl boyunca çeşitli ticari faaliyetlerde çalıştırılır ve ne kadar kar elde edilirse yüzde 80 gibi bir oran fon sahibine, geri kalan oran ise katılım bankasına kalır.

Fonlar nasıl kullandırılıyor?

İkinci ana faaliyet olan fonun kullanılmasında ise klasik bankalarda yine borç anlaşması yapılıyor. Yine örnek verecek olursak, klasik bankacılık sisteminde, mal/sermaye sıkıntısı yaşayan müşterisine banka mevcut fondan 100 bin TL veriyor ve geriye 115 bin TL alıyor. Bu da yine İslam’a göre caiz değildir. Faizsiz bankacılıkta ise bir malı peşin alıp vadeli satış sistemi uygulanıyor. İslam’da buna “murabaha” deniliyor. Mesela bir matbaacı mal sıkıntısı yaşıyor. Bize geldiğinde ise biz ona kâğıt gibi ihtiyacı olan malı alıyoruz ve ona vadeli olarak satışını gerçekleştiriyoruz. Üçüncü olarak ise İslam’da “müşaraka” denilen ortaklık sistemidir. Misal olarak bir inşaat sahibi ortaklık teklif ediyor. Ortaklık sonucu elde edilen kâr yine anlaşmalı oranda bölüştürülüyor dağıtılıyor. Katılım bankalarının en önemli farkı toplarken ve kullanırken de faize bulaşmaması ve reel piyasayı, ticareti desteklemesidir.

Siz “Katılım Bankacılığı” kavramının isim babasısınız, bu kavram nasıl ortaya çıktı?

Dünyada İslami bankacılık olarak bilinen faizsiz bankacılık, Türkiye’de Özel Finans Kurumu adıyla ilk defa 1985 yılında kanun hükmünde kararname ile Albaraka Türk Özel Finans Kurumunun kurulmasıyla faaliyete başladı. Ancak bu kurumların, bir takım bankacılık işlemleri esnasında muhataplar tarafından banka olarak değil de başka bir kurum olarak algılanmaları bazı zorluklar oluşturuyordu. Örnek verecek olursak Banka hizmetlerinden en önemlisi teminat mektubudur. Teminat mektubu, üçüncü bir şahsa ‘ben bu işi yapacağım’ şeklinde garantiyi vermesidir. Bir nevi kefil gibidir. Özel Finans Kurumlarında ise teminat mektupları şirketler adına veriliyordu. Fakat yurt dışında bu özel finans kurumlarının ne olduğu tam olarak bilinmediği için güven sorunu yaşandı. Biz de faizsiz esasıyla çalışan bu kurumları daha iyi anlatan bir kavram üzerine düşünmeye başladık ve 1997 yılında katılma hesaplarından esinlenerek ‘katılım’ kavramı üzerinde durduk. ‘Katılım’ kelimesi sistemi çok iyi anlatıyordu. Biz de 1999 yılında Bankalar Kanununa faizsiz finans kuruluşları girmeye çalışırken bu kavramı tekrar gündeme getirdik ancak o zaman kabul edilmedi. Bu kavram ancak 2005’te Bankacılık Yasasına girdi. Bu konuda ayrıntılı bilgi için “Katılım Bankacılığı Fikrinin Doğuşu ve Kavramsal Önemi” adlı makalemize bakılabilir.

TÜRKİYE’DE BANKACILIK HACMİNİN YÜZDE 5’İ KATILIM BANKALARININ

Katılım Bankacılığı dünya genelinde nasıl işliyor?

Dünya’nın milli gelir hacmi 75 trilyon dolar civarındadır. Bankacılık hacmi de aynıdır diyebiliriz. Çünkü milli gelir ile bankacılık hacmi paraleldir. Faizsiz Bankacılık Sistemi, dünya genelinde İslami Bankacılık olarak bilinmesine rağmen Katılım Bankacılığı kavramı da kullanılmaya başlandı. Dünya genelinde Faizsiz Bankacılık Sisteminin hacmi yaklaşık 2 trilyon dolar civarındadır. Bu da dünya finans hacminin yüzde 2’sine tekabül eder. Türkiye’nin dünya genelindeki faizsiz bankacılık hacmi de yüzde 5 civarındadır. Türkiye’nin dışında ağırlıklı olarak özellikle Malezya ve Körfez ülkelerinden Katar, Kuveyt, Bahreyn ile İngiltere faizsiz bankacılıkta önemli bir yere sahiptir. Dünya genelinde Faizsiz Bankacılık Sistemi hacminin bir kısmı (pencere usulü ile) İngiltere’ye aittir diyebiliriz.

KATILIM BANKACILIĞINA İNGİLİZ KANCASI

Faizsiz bankacılığa İngiltere’nin ilgi göstermesinin sebebi nedir?

Çünkü Londra, dünyanın finans merkezi olduğu gibi İslami finansında güçlü olmak istemektedir. Bunun nedeni birçok banka kuruluşunun İngiltere’yi güvenli liman olarak görmesidir. Birçok İslam ülkesi de buraya para yatırmaktadır. Ne kadar büyük fonunuz varsa ekonomide o kadar hızlı büyür. İngiltere’nin milli geliri 3 trilyon dolar olmasına rağmen bankacılık hacmi 15 trilyon dolardır. Bu da milli gelirinin yaklaşık olarak 5 katına tekabül eder. Bankacılık hacminin yüzde 7-8’lik kısmı ise faizsiz bankacılık sistemindedir. Bu oran da 1 trilyon dolar civarına tekabül ediyor.

TÜRKİYE’DE 30 YILDIR KULLANILIYOR

Peki, Katılım Bankacılığında İngiltere’nin dışında ekol diyebileceğimiz hangi ülkeler var?

Malezya da Katılım Bankacılığı ekollerindendir. Liberal esaslar üzerinden devlet tarafından desteklenir ve neredeyse bankacılık sisteminin yüzde 50’si Faizsiz Bankacılık Sistemindedir. Bu, çevresindeki İslam ülkelerini de etkilemektedir.

Körfez ülkelerinin petrol geliri oldukça yüksek olduğu için finansman sağlamak amacıyla faizsiz bankacılık burada da gelişmiştir. Suudi Arabistan ve Katar gibi ülkeler faizsiz bankacılığa oldukça yatırım yapmaktadırlar.

Batılı devletler de körfezdeki geliri kendilerine yönlendirmek istedikleri için de “Pencere Sistemi” ile faizsiz bankacılık hizmeti sunuyorlar. Burada bir ahlak sorunu mevcut. Faizin haram olduğuna inanmamasına rağmen Körfez ülkelerinden fon elde etmek için faizsiz bankacılık sistemini kullanıyorlar. Yani inanmadan yapıyorlar. Türkiye ise 30 yıldır bu sistemde kendi has tarzını geliştiriyor.

NAKİT PARAYI AYNI MİKTARDA VERMEK ZORUNDASINIZ

Katılım Bankacılığında nakit para kullanımı neden yok?

Katılım Bankacılığında nakit para finansmanı yok. Çünkü İslam’da para borç olarak verildiği takdirde karşılıksız geri alınması lazım. Buna İslam’da Karz-ı Hasen denilmektedir. Katılım Bankaları zaman zaman bunu uygulasalar da mevcut şartlarda bunu genele uygulamak çok zor bir durum. Ticari bir kuruluş olduğunuz için fon sahiplerine karşı sorumluluklarınız devam ediyor. Dolayısı ile bu uygulamanın gelişmesi biraz da fonu elinde tutan mudilere bağlıdır.

“2025 YILINDA SEKTÖRÜN YÜZDE 15’İNİ KATILIM BANKALARI OLUŞTURACAK”

Albaraka Türk’ün Türkiye’de ileriye yönelik projeleri nelerdir?

Albaraka Türk, Türkiye’de 32 senedir Faizsiz Bankacılık faaliyetini titizlikle uyguluyor. Hâlihazırda 213 adet şubesi faaliyette. Yaklaşık 3900 adet personeli bulunuyor. Anadolu’nun birçok yerinde şubesi mevcut. Yurtdışında Erbil’de şubemiz var ve yakında Bağdat’a bir şube açacağız. Türkiye’de bankacılık ekosistemindeki payı yüzde 1,2. Katılım Bankacılığındaki payı ise yüzde 23 civarında. Ayrıca şunu ifade edeyim; Türkiye, Katılım Bankaları Birliği ile Kalkınma Bakanlığı arasındaki ortak projeyle 2025 yılında Türkiye bankacılık payının yüzde 15’inin faizsiz bankacılık olması için çalışmalar yapılıyor. Bizler de Albaraka Türk olarak Türkiye’nin geleceği için Albaraka Garaj Startup Hızlandırma Merkezi gibi inovatif ve yenilikçi projelerimizi gerçekleştirerek ekosisteme katkı yapmaya devam edeceğiz.

Kaynak: http://www.milligazete.com.tr/roportaj/1234778/albaraka-turk-genel-mudur-yardimcisi-adil-ekonomi-icin-faizi-bitirmek-zorundayiz