Değerleri gözeten bir iktisadi sistem mümkün

Değerlendiren: Muaz Ergü

Hasan Hüseyin Aygül’ün ‘Zihniyet, Din ve İktisat’ isimli kitabı iktisat ve zihniyet bütünlüğünü, iktisadi zihniyet dünyasını ele alıyor. Muaz Ergü yazdı..

Açılım Yayınları tarafından yayınlanan, Hasan Hüseyin Aygül’ün Zihniyet, Din ve İktisat isimli kitabı yukarıda bahsetmeye çalıştığımız iktisat ve zihniyet bütünlüğünü, iktisadi zihniyet dünyasını ele alıyor. Kitap uzun bir çalışmanın ürünü. Bir giriş, üç bölüm ve sonuç kısımlarından meydana geliyor. Kitapta Batı’da ve Osmanlı’da iktisadi zihniyetin değişim ve dönüşüm serüvenleri hakkında dikkat çekici bilgiler mevcut. Kapitalizm öncesi iktisadi zihniyet, kapitalist zihniyetin unsurları ve modern kapitalist zihniyet mercek altına alınıyor. Çalışmanın asli unsuru Osmanlı’dan günümüze iktisadi zihniyetin dönüşümü ve bunun analizi. Kitabın ikinci bölümü bizleri tarihin ve güncelin iktisadi zihniyetinde geziye çıkarıyor. Osmanlı dönemindeki iktisadi zihniyetin açılımı söz konusu. İktisadi zihniyeti oluşturan kültürel, dini, tasavvufi ve toplumsal unsurlar hakkında önemli tespitler mevcut. Yazar günümüz Türkiyesindeki iktisadi zihniyetin anlaşılması için mutlaka Osmanlıdaki toplumsal yapının iktisadi zihniyet açısından çözümlenmesi gerektiğini belirtiyor.


Değerleri gözeten bir iktisat anlayışı ne kadar mümkün?

Zihniyet, Din ve İktisat kitabında teorik bilgiler yanında saha çalışmalarına da yer verilmiş. Anketler ve bunların sonuçları değerlendirilerek çeşitli çıkarımlarda bulunuluyor. Böyle bir durum kitaba pratik açıdan da güç veriyor. Batı ile Osmanlı ve Türkiye iktisadi anlayışı değerlendirilirken iki anlayış arasındaki farklara ve tarihsel süreçlere ilişkin önemli bilgiler ediniyoruz. Batı dünyasının ekonomik alanda yaptığı atılımlar, devrimler ve sanayi alanındaki gelişmelerin niçin bizde olmadığına, olsa bile neden ağır aksak ilerlediğine dair bir bakış açısı da mevcut.

Osmanlı Batı’da olduğu gibi amaçsal/akılcı bir eylem tipi yerine değersel/akılcı geleneksel eylem tipini belirlemiş ve iktisadi anlayışını bu temel üzere inşa etmiş. Aynı zamanda müntesiplerinin madde karşısındaki pasif tavır alışı, koruyup/kollanma arzusu ve yarına önem verilmeyişi, yarın ne olacak düşüncesinin dillendirilmemesi Batı karşısındaki geriliği getirmiş oldu. Gerçi bu gerilik iyi mi kötü mü burası da uzun tartışmaları hak ediyor. Acaba Batı iktisadi anlayışının durduğu yer ne kadar insani ve insana yakışır? Bizim bu anlayışımız mı daha insani onlarınki mi? Bu sorular dediğimiz gibi tartışılması gereken sorular.

Kendimizi Batı ile kıyasladığımızda Hasan Hüseyin Aygül’ün de belirttiği gibi toplumumuzda “maddeleşmemiş bir dünya görüşü” belirli ölçülerde korunuyor. Din hâlâ bu konuda belirleyici. Gerçi geçmişe göre konumu silikleşmiş olsa da halen varlığı söz konusu. Reel ekonomik göstergelere uymayan, maddi göstergelere göre yaşaması bile imkânsız bir toplum kesimi hayatını devam ettiriyor. İşte burada o silik bile olsa yaşayan iktisadi zihniyet koruyucu kalkan görevi yapıyor. Bizim kadim anlayışımızda çalışmak, kazanmak, mal ve servet sahibi olmak istenilen bir şey. Ama mal sevdasına kapılmak, gösteriş yapmak, böbürlenmek hoş karşılanmaz. Yardımlaşma, dayanışma ve mekânsal bütünlük öncelenir. Dediğimiz gibi çok cılız da olsa bugün de bu anlayış hâlâ yaşıyor.

“Osmanlı’dan Günümüze Türk Toplumunun İktisadi Zihniyet Dönüşümü ve Tipolojik Analizi” alt başlığıyla yayınlanan kitap kapitalizmle arası pek hoş olmayan bir toplumun iktisadi kodlarını çözmeyi amaç ediniyor. Osmanlı’dan bugüne geçirilen evreler ve yapılan yanlışlar anlaşılmaya, anlatılmaya çalışılıyor. Tabii ki modern iktisadi zihniyet anlayışının patent sahibi Batı düşüncesi de masaya yatırılıyor. Okuyup düşünmek lazım.

Kaynak: http://www.dunyabizim.com/kapitalizm/19383/degerleri-gozeten-bir-iktisadi-sistem-mumkun