Pro-Mete

Yrd.Doç.Dr. Yusuf Dinç

Prometheus, tanrılardan ateşi çalarak insanlara getiren Yunan mitoloji kahramanıdır. Eylemiyle ateşi insanların kullanımına sunmuştur. Böylelikle dünyayı değiştirmiştir. Ne büyük bir olaydır.

Ateşin ve onun insan hayatına girişinin önemini anlatmak lüzumsuzdur. Önemli olan bugün bu hikayenin bize ne anlattığıdır.

Bir defa ateşi kontrolü altında tutanlar küresel iktidarın sahibidir. İktidarlarının kaynağı olan ateşi kaybetmemek üzere güvenlik tedbirleri almışlardır. Bugün bile o Olimpos’un bizimki olduğunu kabul edersek erişmek güçtür. Ateşi kaybetmektense bir dağın zirvesinde onun başını beklemek yeğdir. Yaygınlaşmış bir metaı iktidar aracı olarak kullanmak mümkün değildir. Üstelik görülmeyen ve bilinmeyen bu şey insanlar için bir nevi büyüdür. Sahibine kullar bulmaktadır. Mitolojideki bu hikayenin temel unsurunun bir tür enerji olması da manidardır.

Tanrılar haklı olarak iktidarlarını kaybetmemek üzere ateşi korumak için güvenlik almışlardır. Ancak ateş çalınabilen bir şey midir? Çırasını tutan ona kolaylıkla sahip olabilir. Ateş çoğaltmakla eksilmez. Ne tür bir maldır? Sayılamaz, tartılamaz, ölçülemez. Bir emtia değildir. Soyut da değildir. Diğer varlıklarla etkileşime girdiğinde onları dönüştürür. Ama kendi varlığı kendine özgüdür ve hala yerinde bir tanımı yapılamamıştır. Isı ve ışığın aynı anda ortaya çıkması biçiminde teknik bir mana verilebilmektedir.

Ateşi çaldıysa söndürüldükten sonra ne kalır ki. Aynıyla götürmemiştir Prometheus. Sistemi bırakmış nasibini almıştır. Mitolojide hangi yasa bunu bir hırsızlık olarak sınıflandırır bilmiyorum. Fakat o ateş sanki bugün ihtiyaç duyduğumuz bilgiye benzer.

Bilgi çalınabilir mi? Aynıyla alındığı halleri saymıyorum.

Genel olarak bilgi çalınamaz. Paylaşılabilir.

Zaten yanan bir ateşten kendi çırasını yakarak nasibini almak da bir hırsızlık sayılamaz. Bilgi de yanan bir ateştir. Nasibi olan kendi çırasını yakar. Aydınlatır.

Ateş, Farsçadan dilimize geçmiştir. Farsçaya ise tek tanrılı dinler kategorisinde olan Zerdüştlük’ten geçmiştir. Zerdüştlük’ün kutsal kitabı olan Avesta’da ateş, tanrının ışığı ve bilgisidir.

Bizim medeniyetimizde ise Çin’de olsa alınıp getirilecek şeydir ateş. Ama bu, alıp getirip pişmiş seramik gibi sergilenecek bir şey değildir. Getirilecek, işlenecek, üstüne çıkılacak, bilginin kaynağını taşıyacaktır. İhtiyacımız tam da budur.

Doğru ateş yakılırsa bir ülkenin kaderi aydınlanır. Ve bu Ülkenin.

Sınırlı kaynağımızı doğru noktada kullanmamız gerekir. Sanki son kurşunumuzdur. Ya tam hedefe vuracağız ya kötü kaderimiz olacaktır.

Bugün interneti elinde tutanlar bütün bilgiye sahiptir. Hatta sınır tanımaksızın. Kendileri iktidardır. Trump’ın açtığı kavganın ve Google’a karşı yürütülen davaların kaynağı iktidarın el değiştirmesindendir. Bu mesele bizi de ilgilendirir çünkü aslında ABD, kendi kurşunuyla istediği hedefi vurmuştur.

Bizim hangi hedefi vuracağımız sorusununsa binlerce cevabı vardır. Batarya üretilmesi ile ilgili tartışmalar sürmektedir. Alternatif enerji kaynaklarına yönelik araştırmalarda başarı elde edebiliriz. Havacılık ve uzay teknolojileri alanında yenilikçi yatırımları ortaya çıkarabiliriz. Küresel ısınmanın soğuma etkisi ortaya çıkmadan büyüyecek soğutma ihtiyacına yönelik iklimlendirme teknolojileri geliştirebiliriz. Küresel soğuma evresine yönelik yapı teknolojilerinde gelişmeler sağlayabiliriz.

Bir defa kaybettiğimiz İpek Yolu’nu yeniden kaybetmemek üzere deniz taşımacılığında teknolojiler geliştirebiliriz. Hava taşımacılığında Üçüncü Havalimanını koz olarak kullanabiliriz. Ve daha birçok fizibl hedefe sahibiz.

Lakin kendi adalarımıza Yunan Adaları dedirten, çevremize yerleştirdiği terörist ülkelerle istikrarsızlık sunan sistemin bize tahsis ettiği muhataplarla meşgul olmaktayız. Artık olamayız. Bizim rakibimiz bilginin sahipleridir. Gözümüzü açmanın vaktidir.

Kaynak: http://www.gazetebirlik.com/yazarlar/pro-mete/