İslam İktisadı Nedir?

Melih Turan

Bir hayli zamandır İslam İktisadı üzerine çalışmalar yapıyoruz. Etkinliklere katılıyoruz, makaleler, kitaplar okuyoruz. Alanın uzmanlarını dinliyoruz. Ama bu alanda çalıştığımızı söylediğimiz zaman çevremizdeki insanların kafalarında soru işaretleri oluştuğunu görüyoruz. “İslam iktisadı, İslam ekonomisi nedir?” gibi sorular beliriyor. İslam’ın bir iktisat/ekonomi sistemi olup olamayacağı konusunda şüpheyle yaklaşan insanlar görüyoruz. Üstelik Müslüman bir toplumda. Tabi burada suçlanacak bir taraf yok. Bu düşünceler İslam’ın, toplum hayatından çıkarılma projesinin bir ürünü. Bir yandan da bu mesele sadece akademik planda ele alınıyor. Bu yüzden genel kitle üzerinde tesir uyandırmıyor, hayatın içine tam anlamıyla hitap edemiyor. Bu sebeplerden ötürü, İslam iktisadının genel kitleye hitap edebilir bir konum kazanması için akademik kaygılardan uzak bir şekilde, daha anlaşılır ve kısa yazılar ele almaya niyet ettik. Yöntemimizi sırasıyla Nizam, Tarih ve Tatbikat olarak belirlemeyi uygun bulduk. Bunun yanı sıra konu ile ilgili okunabilecek kitaplara da değinerek başvuru kaynaklarını belirtmeyi uygun gördük. Bir dizi olarak devam edecek olan bu yazılarda kusurlar bize aittir. Tevfik ise ancak Allah’ın yardımı ile olur.

***

İslam İktisadı denince aslında iki farklı olgudan mürekkep bir kavram var. ‘İslam’ ve ‘iktisat’. Konuya giriş yaparken bu iki kavramın bilinmesi gerekiyor. Daha sonra ayrı ayrı ele alındığında kesiştiği ve ayrıldığı yönlerin de belirtilmesinde fayda var.

Kısaca İslam

İslam, malum, yüce dinimiz. Allah katındaki tek din. Allah’ın âlemlere rahmet olarak gönderdiği Resulullah’ın (asm) bizlere getirdiği din. Bu din Kur’an-ı Kerim ile asli esasların vaz edildiği ve bize onu aktaran Resul’ün/Elçinin Sünneti tarafından uygulamalı olarak yorumlandığı bir inanç ve hayat biçimidir. Daha sonra Resul’ün ashabı, ashabına tabi olan Tabiin, Tabiin’in yolundan giden Tebe-i Tabiin tarafından Resulullah’ın (asm)  tatbikine göre yorumlanan, sistemleştirilen, muhkemleştirilen bir din. Resulullah’ın (asm) zamanında temelleri atılan Tefsir, Hadis, Kelam ve Fıkıh gibi İslamî ilimlerin ortaya çıkışı ise Kur’an’ı daha iyi anlama, İslam’ın hükümlerini/Şeriatını daha iyi tatbik etme ve yayma adına ihtiyaca göre bir seyir takip etmiştir. İslam’ın asli hedefi Cenab-ı Hakkı bilmek, tanımak, O’na ibadet etmek, O’nun istediği bir şekilde hayat yaşayarak ahireti/bundan sonraki yaşamı kazanabilmektir. Günümüze kadar gelen İslam birikimi son yüz yılda bir inkıtaya/kesintiye uğramış olsa da bugün ila-yı kelimetullah/Allah kelamının, İslamiyetin yaygınlaştırılması görevini devam ettirmektedir.

Kısaca İktisat

İktisada gelecek olursak, insan dünyaya gelişinden itibaren iktisadî meselelere muhatap olmuş, alış veriş, üretim ve ticaret gibi insanlığın zaruri işleri ile meşgul olmuştur. Peygamberle inen sahifeler ve semavi kitaplarda toplum hayatını düzenleyici hükümler arasında iktisadî unsurlar ola gelmiştir. Eski yunandan itibaren iktisadî meseleler felsefe kitapları içerisinde yer almıştır. Bugün ekonomi dediğimiz kavramda yunan geleneğine ait oiko-nomos (ev idaresi) kavramına dayanmaktadır. Bugün ise geleneksel iktisat disiplini/bilimi Batı eksenli gelişmiş ve son 3-4 yüzyıldır farklı evrelerden geçmiştir. İlk başlarda politik ekonomi (ing. Political Economy, fr. Economie Politique) olarak ele alınmış daha sonra sadece ekonomi olarak ele alınmaya başlamıştır. Kendi içerisinde liberal, Marksist, sosyalist şekiller almış, farklı doktrinler gelişmiştir. Evrensel bir niteliği olup olmadığı tartışmalı bir konudur. Genel olarak ilgilendiği meseleler üretim, tüketim, gelir dağılımı ve kaynakların etkin ve adil kullanımıdır. Üretici ve tüketicilerin davranışları açısından Mikro, ülke ve devlet düzeyinde iktisadi meseleleri inceleyen Makro alt dalları bulunmaktadır. Ahlaki ve dini değer yargılarını saf dışı tutması ve niceliksel teorilere fazlaca yoğunlaşmasından ötürü eleştirilmektedir.

Ve İslam İktisadı

Bugünkü iktisat anlamında İslamî ilimlerde gelişen özgül bir ilim dalı 20. Yüzyıla kadar ortaya çıkmamıştır. Fıkıh altında ticarete, alışverişe, borç ve zekat hukukuna dair bir çok konu ele alınmıştır. Kur’an’da geçen bu meseleler Tefsir ilmine göre değerlendirilmiş, Hadis ilminin alt konularını oluşturmuştur. Birçok İslam âlimi bu konuda eserler vermiştir. Malî ve iktisadî konuları doğrudan ele alan eserler İslam’ın ilk yüzyıllarında Kitab’ul-Emval, Kitab’ul-Haraç, Kitabu’l-Kesb gibi konu başlıkları altında kaleme alınmıştır. Bu eserler devletin vergi, zekât, haraç, çalışma konuları ele almıştır. Bugün İslam iktisadının geleneksel kaynakları arasında bu eserler yer alır. Aktarılan bu özelliklerden şu anlaşılabilir: İslam’ın tüm kaynakları İslam iktisadının da kaynaklarıdır. Ancak İslam sistemik bir iktisat anlayışı ile ortaya çıkmamıştır. Bu sistemi/nizamı inşa etmiş ve yeniden inşa edecek olanlar Müslümanlardır.

Modern anlamda İslam İktisadının ortaya çıkışı ise 20. Yüzyılın ortalarına rastlamaktadır. İkinci dünya savaşından sonra İslam toplumlarının/ülkelerinin geçirdiği politik değişim birçok İslam ülkesinin bağımsızlığını netice vermiştir. Bunun neticesi de İslamî değerlerin yeniden yükselişini sağlamış ve iktisat/ekonomi alanına da tesir etmiştir. Batı ekonomisinin ve biliminin her yönü İslam’a uymadığı için bu alanda İslamîleştirme çabaları başlamıştır. Hindistan/Pakistan Müslümanları tarafından ‘Islamic Economics’ tabiri ortaya atılmış ve ana akım ekonominin yöntemleri, analizleri İslamileştirilmeye çalışılmıştır. Bununla birlikte İslam’ın iktisadi düşünce tarihi çalışma alanına yoğunlaşılmıştır. Bu başlangıç dünyadaki Müslümanların ilgi odağına, Melik Faysal’ın önderliğinde Suudi Arabistan’da düzenlenen 1. Milletlerarası İslam İktisadı Konferansı ile girmiştir. Daha sonra 2.’si Pakistan’da (1983) ve 3.’sü Malezya’da (1992) düzenlenmiştir. Bu konferanslar alanın gelişmesine katkı sağlamıştır. Türkiye’de bu alan uluslararası gelişmelerle aynı ölçüde gelişme göstermeye devam etmektedir.

Bağımsızlıklarını siyasi olarak kazanan ülkeler aynı zamanda petrol vesilesi ile iktisadî bağımsızlıkların yollarını da kazandıklarından ekonomik olarak güçlenmişlerdir. Elde edilen bu ekonomik kazancın İslamî usullere göre kullanımını sağlamak amacıyla 1975 yılında Dubai İslam Ticaret Bankasının kurulması ile ‘İslamî’ bankacılık alanı teorik gelişmelerin yanı sıra pratik gelişmeleri de beraberinde getirmiştir. Böylece İslam iktisadının özel sektör uygulaması ve yan dalı İslamî finans alanı oluşmuştur. 21. Yüzyılda artan ilgiyle takip edilen bu alan gittikçe yaygınlaşmaya başlamış beraberinde birçok soru işareti ve tartışma getirmiştir.

Genel çerçevesini çizmeye çalıştığımız bu alanı bir cümle ile ifade edecek olursak: İslam iktisadı, kaynağını İslam’dan alarak çağın iktisadî meselelerine çözüm bulmaya çalışan, İslam’ın vaz etmiş olduğu nizama uygun olarak ekonomik bir uygulama alanı oluşturan, toplum hayatını iktisadî yönden İslamiyetin ışığında düzenleyen bir bilim dalıdır.

İslam İktisadı bir alternatif mi?

Son olarak şunu belirtmekte fayda var, İslam iktisadı çoğu zaman bir alternatif sistem imiş gibi aktarılmaya çalışılıyor. İslam’ın alternatifi var mı diye sorsak, olumlu bir cevap verebilecek ‘Müslüman’ olmayacaktır herhalde. Allah katındaki tek din İslam ise İslam’ın iktisat nizamı da bir alternatif olarak sunulmamalıdır. Mezhepler gibi farklı uygulama alanlarının olabileceğini unutmadan elbette. Müslümanlar için toplumsal hayatın diğer alanlarında olduğu gibi iktisadî çerçevede de İslam’ın ahkamına göre hareket etmek yegane gaye olmalıdır. Ama gayri müslim bir toplum için İslam’ın ekonomik hükümlerine pekâla alternatif olarak bakılabilir. İslam iktisadı, Müslümanlar için alternatifsiz bir ekonomik sistemdir, ancak bölgelere/mezheplere göre farklı uygulamaları mümkündür.

Bir sonraki yazı için tıklayınız: İslam İktisadı Ne Değildir?

***

Bu bağlamda giriş niteliğinde okunabilecek makale ve kitaplar için:

 

İslam İktisadına Giriş Niteliğinde 5 Kitap Tavsiyesi

İslam İktisadına Giriş Niteliğinde 5 Makale

İslam İktisadı Meraklıları İçin Okunması Gereken 10 Nitelikli Çalışma:

İslam İktisadı Meraklıları İçin Okunması Gereken 10 Nitelikli Çalışma