Karz İşlemlerinde Enflasyona Kadar İlave Getiriler

Yrd.Doç.Dr. Yusuf Dinç

Faiz İslam’da en büyük itiraz ile reddedilmiş ve lanetlenmiştir. (Hossain, 2009) İslam’da getiri emek, riske katlanmak veya bir hakkın ileri sürülmesi ile sağlanabilir. (Belalalh, Ellouz, 2004) Faiz getirisi hak meselesidir. Hakkın ne olduğu ve nerede sınırlandığı tartışması üzerinde karz işlemlerinde enflasyona kadar ilavelerin fıkhi boyutu anlaşılmaya çalışılmaktadır.

Enflasyon, reel satın alım gücündeki kayıp olarak kısaca tarif edilebilir. Enflasyon, borç verme durumunda borç verenin bir kusuru olmaksızın parasal varlığı erezyona uğratır. (Huq, 1987) Bu tip erezyonun etkilerine eski dönemlerden beri rastlandığı bilinmektedir. İslam kaynaklarında paranın satın alım gücündeki değişimler rahs (ucuzlama) ve gala (pahalanma) terimleri ile ifade edilmiştir.

Bu erezyonun neden olduğu paranın alım gücündeki kayıplara kadar ilave getirilerin Ebu Hanife, İmam Şafi, Ahmet bin Hanbel ve İmam Malik’in görüşüne göre borçların ödenmesinde paranın değerindeki aşağı veya yukarı yönlü değişiklikler dikkate alınmaz. (Döndüren, 1987) Döndüren’in aynı eserinde Ebu Yusuf’un temsili para niteliğindeki paralar için enflasyon farkının meşru olduğu tespitine yer verilmiştir. Günümüzde paranın satın alım gücü ile ilgili tartışmalar sadece enflasyon ortamı dikkate alınarak gerçekleştirir. Evvel fakihlerin devalüasyon ortamı için de tespitleri bulunduğu anlaşılmaktadır. İslam’da faiz meselesi riba kavramı altında tartışılır. Riba Türkçe kullanımda ise faiz adı altında ele alınır. (Yavuz, 1991)

Borç ödemenin temel prensibi denklik olarak ele alınır. (Bayındır, 2007) Günümüz fakihlerinin bir bölümü enflasyon oranına kadar ilave getirilerin borç ödenmesinde faiz sayılamayacağı yönünde görüş belirtmişlerdir. Zineldin, ribanın haksız sermaye artışı manasına geldiği ve enflasyon karşısında paranın alım gücünün korunmasına yönelik nominal faize izin verilmesi gerektiği görüşünü beyan etmiştir. (1990) Bu görüşe nominal – reel faiz ayrımı yapılmaması gerektiğine dair eleştiriler mevcuttur. (Farooq, 2009) Bayındır’a göre borç misliyle ödenir ve paranın misli denkliği satın alma gücü üzerinden kıymetlenir. (2007)

Uludağ enflasyon kadar faizin hak olduğu görüşündedir. (1998) Uludağ, hukuksuz ribanın İslam fıkhında haram kabul edildiği görüşündedir. (1988) Bu tarifiyle tefecilik benzeri muameleleri faiz kapsamında değerlendirilmiştir. Tartışmasında faizin miktarını ele almaktadır. Eserde hukuki faiz veren bir kurumdan daha düşük oranda faiz talep eden bir tefecinin durumu ise değerlendirilmemiştir. Eserle ilgili eleştirilerde enflasyon akdi ile faiz akdinin birbirinden ayrılması görüşü de vardır. (Yavuz, 1991) Bu fakihler azalan satın alma gücü yani deflasyon ortamında eksik eda ile ilgili görüş bildirmemişlerdir.

Gafoor’a göre borç işlemlerinde enflasyon kadar ilave getiriler normaldir ve riba farklı anlamlar taşır tek bir anlamıyla fıkhen uygun değildir. (2005) Gafoor’a göre borcun maliyeti anlamındaki faiz ilaveleri riba değildir. (2005) Özdemir ödünç işlemlerinde enflasyon farkının faiz olmayacağı kanaatindedir. (2012) Karaman’a göre borç ilişkilerinde asgari ölçüden değer kaybının karşılanması İslam ahlakına uygundur. (Karaman, 2003)

Ribanın gerçekte ne olduğu ile ilgili tartışmaların ortaya çıkması ve farklı manalar verilmesi suretiyle faizin her türünün yasak olduğu görüşü savunulur. Hukuki veya hukuksuz, reel veya nominal, fadl veya nasiah olsun her tür faizi reddetmek görüşü genel kabul görmektedir. (Sharawy, 2000) Amin’e göre riba kavramı faizin her türünü karşılar. (1986)

Geçmiş fakihlerin ekseri görüşünün aksine günümüz fakihleri arasında borç ilişkilerinde enflasyon kadar ilavelere icazet verilmektedir. Geçmiş dönem fakihlerce devalüasyon hali ele de alınmış olmasına rağmen günümüz fakihleri devalüasyon karşısında eksik edaya ilişkin görüş bildirmemiştir.

Referans Enflasyon Oranı Üzerine Öneriler

Bu tartışmaların enflasyon farkı ile ilgili tespitlerine karşılık hangi enflasyon oranının referans alınacağına dair tartışmalar sığ kalmıştır. Karaman, hükümetin hesapladığı endekslerin referans alınabileceğini veya zaruri malların fiyat artışının ortalamasının alınabileceği veya ticari borçlar için sınai malların fiyat değişikliklerinin göz önünde bulundurulabileceği önerisinde bulunmuştur. (Karaman, 2003)

Karaman’ın enflasyon ile ilgili verilen meşruluk görüşünde endeks referansı araması önemlidir. Ancak mevcut endeksler İslam’ın meşru görmediği ürünleri ihtiva eder.

Enflasyonun icazeti ile ilgili tartışmalarda enflasyonun hayali bir ürün sepetinden oluştuğu itirazları yapılmaktadır. (Çetiner, 2011) Tartışmalar hangi ürünlerin sepete dahil edildiğinden bağımsız olarak tartışılan konunun meşruiyeti çerçevesinde gerçekleşmektedir. Bu tartışmalarda açıkça belirtilmese de zımni olarak ele alınan enflasyon oranı TÜFE’dir.

Satın alma gücü kaybından doğabilecek mağduriyetlerin önüne geçmeyi amaçlayan fıkhi görüşler ‘ödünç alındığında bir kilo pirinç alan bir para, ödendiğinde de bir kilo pirinç alabilmelidir’ (Karaman, 2008) temel argümanını kullanmaktadır. Bu yaklaşımın doğruluğu fakihler tarafından tartışmaya açık olmakla beraber enflasyonla ilgili hangi hesaplamayı referans aldığını ortaya koymadığından genel kabul gören TÜFE genel endeksini kastettiği anlaşılabilir.

TÜFE veri yayınlama yetkisi bulunan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından enflasyon için anahtar gösterge sayılmaktadır. TÜFE, belirli bir referans döneminde bireylerin ortalama tüketim kalıplarını yansıtan bir mal ve hizmet sepetinin zaman içinde fiyat değişimini ölçen endekstir. TÜİK endeksi hesaplarken fiyat değişimlerinin yanında miktar ve kalite değişimlerini de göz önünde bulundurur. Bu bakımdan TÜFE güçlü bir endekstir.

TÜFE, hanehalklarının tüketimine yönelik mal ve hizmet fiyatlarının zaman içindeki değişimini ölçer. TÜFE’nin hesaplanmasındaki temel amaç; piyasada tüketime konu olan mal ve hizmetlerin fiyatlarındaki değişimi ölçerek enflasyon oranını hesaplamaktır.

Bu kapsamda TÜİK 2008 itibari ile 454 madde ürün ile bir sepet oluşturmuştur. Madde bazında ürün sayısı değişse de genel endeks hesaplamasına konu ana ürün grupları aşağıdaki gibidir;

  • Gıda ve alkolsüz içecekler,
  • Alkollü içecekler ve tütün,
  • Giyim ve ayakkabı,
  • Konut,
  • Ev eşyası,
  • Sağlık,
  • Ulaştırma,
  • Haberleşme,
  • Eğlence ve kültür,
  • Eğitim,
  • Lokanta ve oteller,
  • Çeşitli mal ve hizmetler.

TÜİK bu ürün grupları üzerinden genel endeksi ve sekiz farklı özel kapsamlı göstergeyi hesaplar. Özel kapsamlı göstergeler çekirdek enflasyon göstergeleri olarak da bilinir ve çeşitli grupların sepetten çıkarılması sonucu hesaplanan TÜFE türleridir. Bu göstergelerin enflasyonun geleceğini tahmin gücü yüksektir. Özel kapsamlı TÜFE göstergeleri, enflasyon eğiliminin hesaplanmasında ve para politikasının oluşturulmasında yardımcıdır.

Özel kapsamlı TÜFE göstergeleri aşağıdaki gibidir;

(A) Mevsimsel ürünler hariç,

(B) İşlenmemiş gıda ürünleri hariç,

(C) Enerji hariç,

(D) İşlenmemiş gıda ürünleri ve enerji hariç,

(E) Enerji, alkollü içkiler ve tütün ürünleri hariç,

  • (F) Enerji, alkollü içkiler, tütün ürünleri, fiyatları yönetilen/yönlendirilen diğer ürünler ve dolaylı vergiler hariç,
  • (G) Enerji, alkollü içkiler ve tütün ürünleri, fiyatları yönetilen/yönlendirilen diğer ürünler, dolaylı vergiler ve işlenmemiş gıda ürünleri hariç,

(H) İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler, tütün ürünleri ve altın hariç.

Tanımlarda dışlanan mal ve hizmet gruplarının örnek içerikleri aşağıda gösterilmiştir.

  • Enerji: Su, elektrik, tüp, kalorifer yakıtı, kömür, odun, benzin, LPG, mazot, motor yağı
  • Alkollü içecekler ve tütün ürünleri: Rakı, viski, bira, şarap, tütün ve sigaralar
  • İşlenmemiş gıda ürünleri: Et, sakatat, balık, süt, yumurta, taze meyve ve sebzeler
  • Yönetilen/yönlendirilen fiyatlar: Belediye ekmeği, atık çöp, devlet hastanelerinde çeşitli sağlık hizmetleri, otoban ücretleri, çeşitli toplu taşıma ücretleri, çeşitli iletişim hizmetleri, şans oyunları, üniversite harcı, noter ücretleri. (TÜİK, 2008; 12)

Genel endeks ürün gruplarının içinde İslam’ın meşru kabul etmediği ürünler de bulunmaktadır. Bunlar alkollü içecekler ve tütün ana grubu ürünü malları ile şans oyunlarını kapsar. Özel kapsamlı TÜFE göstergelerinin bir bölümünde bu ürünler dışlanmış olsa da toplamda enflasyonu etkileyen enerji, toplu taşıma ücreti gibi meşru ürünler de bu kapsamda hesaplamalardan dışlanmıştır. Tümünü bir kerede dışlayan G endeksi bulunmakla beraber diğer meşru ürünlerden bazıları da bu grupta dışlanmıştır.

Bu icazet yaklaşımının mevcut TÜFE genel endeksine dahil olan ürün ve hizmetler üzerinden karşılığı ise ödünç alındığında bir şişe şarap alan bir para, ödendiğinde de bir şişe şarap alabilmelidir şeklinde rahatsız edici bir biçimde ele alınabilir. Başkaca alkollü içecekler, sigara veya şans oyunları üzerinden de değerlendirmeler yapmaya açık olan TÜFE genel endeksi kabul edilemez biçimde yorumlanabilir. Elbette ki fakihler böyle bir kasıt içinde olamaz.

Ancak buna mahal vermemek üzere bir özel kapsamlı gösterge seçilmelidir. Yahut başkaca özel kapsamlı bir gösterge oluşturulması daha faydalı olacaktır. Mevcut özel kapsamlı göstergeler günlük hayatta her türden insanın tüketebileceği ve fiyat artışlarında etkili olan bazı ürün ve hizmetleri İslam’ın meşru saymadığı ürünlerle beraber kapsamdan dışlamaktadır.

Bu nedenle yeni bir özel kapsamlı TÜFE göstergesi hesaplanması daha isabetli olabilir. AAOIFI’ye göre “Belli bir piyasadaki değişim oranlarını görebilmek için endekslerin kullanılması câizdir.” (2012) ancak “Endeksin içeriği ve kullanım yolları tespit edilirken teknik kurallar yanında İslâmî kurallara da riayet etmek.” genel kuraldır.

Enflasyon hesaplamasında özel kapsamlı TÜFE göstergeleri hesaplamaları ülkemizde olduğu gibi diğer ekonomilerde de kabul edilebilir ve uygulanan bir yöntemdir. Bu bakımdan TÜFE hesaplamasında ürün sepetinin farklı dizaynı problem değil özgünlük olarak yansıyacaktır.

Enflasyon oranı nispetinde karz işlemlerinin iadesinde ilaveler sunulması meşru kabul edilecekse özgün bir TÜFE sepeti üzerinden özel kapsamlı gösterge hesaplanarak, hesaplanacak göstergenin referans alınabileceği belirtilmelidir. Birçok enflasyon döneminde hesaplanan genel endeks içinde İslam’ın meşru kabul etmediği ürünlerin temel belirleyiciler olduğu görülür.

Ticari borçlar için ÜFE referans alınabileceği halde İslam iktisadının referans alacağı yeni bir TÜFE göstergesi hesaplanmalıdır.

Alkollü İçecekler, Tütün Ürünleri, Şans Oyunları Hariç Özel Kapsamlı TÜFE Göstergesi

Alkollü içecekler, tütün ürünleri ve şans oyunlarının İslam’ın helal dairesinde bulunmadığına dair ayet, hadis ve deliller mevcuttur. Alkollü içeceklerin ve şans oyunlarının Kur’an-ı Kerim’de açıkça yasaklandığına ilişkin ayetler aşağıdaki şekildedir;

Sana, şarap ve kumar hakkında soru sorarlar. De ki: Her ikisinde de büyük bir günah ve insanlar için bir takım faydalar vardır. Ancak her ikisinin de günahı faydasından daha büyüktür. Yine sana iyilik yolunda ne harcayacaklarını sorarlar. “İhtiyaç fazlasını” de. Allah size âyetleri böyle açıklar ki düşünesiniz. (Bakara 2/219)

Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz. Şeytan içki ve kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi, Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık (bunlardan) vazgeçtiniz değil mi? (Maide, 5/90,91)

Şans oyunları kumar kapsamında değerlendirilmektedir. Kumar ise İslam iktisadının teorisinde sakınılması gereken bir alan olarak ön plana çıkar. (Sarker, 1999)

Alkollü içecek ve şans oyunlarının yasak olması ve yasakları aşanların akıbetleri ile ilgili değerlendirmelere hadislerde de yer verilmiştir. Sigara ile ilgili hükümler ise icma yolu ile geliştirilmiştir.

Buna göre insan sağlığına zararı bulunan ürünlerin tüketimi mekruhtur. Mekruh olan bir ürünün tüketilmesi İslam şeriatinde uygun görülmez. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın fetvasına göre sigara harama yakın mekruh veya haramdır. (Diyanet İşleri Başkanlığı, 2011)

Sayılan ürünlerin meşru görülmemesi nedeni ile İslam iktisadında karz işlemlerinin iadesinde sunulacak enflasyon kadar farkların referans alacağı gösterge, alkollü içecekler, tütün ürünleri, şans oyunları hariç şekilde hesaplanmalıdır.

Hangi ürünün fiyatındaki değişimin fıkhi olarak problemli olmaması gerekmektedir. Bu yeni göstergeye alkollü içecekler, tütün ürünleri ve şans oyunları hariç ismi verilebilir.

Yazarın EAR2016 Konferansında Sunulan Makalesinden Hazırlanan Çeviridir.