İslam İktisadına Giriş

Değerlendiren: Melih Turan

Bismillah,

İktisat, günümüz dünya hayatında büyük rol oynadığı malumumuz. Kapitalist olarak nitelediğimiz geleneksel iktisat ya da dünya diliyle ekonomi, menfaatler sisteminin bir diğer adıdır aslında. Bunu bilmekle birlikte birey olarak karşı koyamadığımız bu düzen içinde yaşamaya da kendimizi mahkum görür ve hayıflanırız. Bir yanımız hayıflana dursun, bir yanımız da ekonomi düzeninin şahsımıza sağladığı menfaatle de yaşamaya devam eder. Böyle bir ikilem içinde ekonomi düzeninin arzuladığı homo-economicus olmaya devam ederiz. Yani şahsi menfaat peşinde koşan ekonomik insan tasavvuruna uygun bir beşer olarak yaşarız.

Fıtratımızın bu düzene uygun olmadığını da bize İslam bundan 1400 yıl önce ders vermiştir oysa. Ne var ki gelişen dünya düzeni ve batının İslam’a olan dünyevileşme/batılılaşma tazyiki bizde var olan iktisadi düzenini de mürur-u zamanla ikinci plana at(tır)mıştır. Hatta dinimizin sadece inanç bütünü olduğunu varsaymış, iktisadi bir hayat düzeni sağladığı unutturulmuş. Bu konuda, henüz ciddi bir disiplin olarak gelişmemesine karşın İslam’ın da bir İktisat nizamı olduğunu, dününü, yarınını, hukukunu açıklayan bir eser olarak karşımıza bir giriş niteliğinde Ahmet Tabakoğlu’nun ‘İslam İktisadına Giriş’ kitabı çıkar.

İkinci Dünya Savaşından sonra İslam İktisadı ıstılahatının yerleştiğini beyan eden bu kitap mevcut düzen ile İslam İktisadını karşılaştırarak İslam’ın disiplin olarak yeni gelişen iktisadına dair ışık tutmaktadır. Kitaptan anladığımız kadarıyla İslam İktisat ıstılahı Pakistan ve Bangladeş gibi Asya ülkelerinde ilk olarak zikredilmiş. Bu ıstılahın gelişmesine öncülük edenlerden birisi de Mevdudi. Muhammed Hamidullah ise bilimsel öncüsü olarak kabul ediliyor. İslam İktisadı disiplininin önde gelen ülkelerinden biri ise şuan Malezya. Türkiye’de ise bu mesele üzerine yeteri kadar çalışma olmadığını teessüf ile gösteriyor.

Kitap bize bu ıstılahatı iki safha olarak ele almayı uygun görür. Birincisi ‘Geçiş Dönemi İslam İktisadı’, ikincisi ise ‘İdeal İslam İktisadı’. Bu muvacehede elimizdeki eser İslam’ın maddi-manevi, ferdi-içtimai iktisadi unsurlarına bir genel bakış niteliğinde İdeal İslam İktisadı denemesidir. İlk baskısı 1979 olup, son baskısı ise 2012 gibi yakın bir tarihtedir. Müellifin yıllar süren araştırmalarının bir bütünü diyebiliriz.

Giriş niteliğinde olan bu eser İslam iktisadının genel kaynaklarına dair bilgi vermekle başlayıp, İslam iktisat tarihini genişçe ele alır. Mevcut batı ekonomisi ile kıyaslamalı bir surette işlenen İslam İktisat Tarihi, İslam ile yönetilmiş devletlerin mali düzenine ışık tutar.  Hususen Osmanlı devletindeki iktisadi yapıyı etraflıca ele alır. Bu değerlendirmeler sonucu ortaya İslam’ın mali yapısının bir bütünü ortaya çıkar. Mevcut ekonomi ile kıyaslandığı zaman on asırdan fazla bir şekilde İslam İktisadı ile yönetilmiş devletler var olduğunu öğreniriz.

Kitabın en çok değindiği bir hususta ikta düzenidir. Bizim Osmanlı’dan ‘timar’ olarak bildiğimiz toprağa dayalı iktisat düzeni aslında ‘ikta’ adıyla İslam’ın ilk dönemlerinden, Peygamber Efendimiz (a.s.m)’ dan beri olan bir düzen olduğunu öğreniyoruz. Batı feodal toprak düzeniyle sınıf çatışmaları yaşarken, Osmanlıyı uzun asırlar sınıf çatışmaları olmaksızın çok uluslu bir uygarlık olarak ayakta tutan timar sisteminin temelinin dinimizden gelmesi İslam’ın bize aslında büyük bir iktisat düzeni sunduğunu başlı başına gösteriyor.

Kitabın değindiği birçok iktisadi meseleden birisi de İslam İktisadı denilince akla faizsiz bankaların gelmesidir. Oysa faizsiz bankacılık İslam İktisadının sadece bir dalından ibaret. Bunun dışında zekat, adil gelir paylaşımı, ücret ve bölüşüm gibi üzerinde durulması gereken başka geniş konularda mevcuttur.

Kitabın son kısmında ise özellikle İslam ülkelerinin dâhil olduğu karşılaştırmalı istatistikler yer almaktadır. Böylece müellif İslam ülkelerinin dünyadaki ekonomik durumunu göstermeye çalışmıştır.

İslam iktisadı üzerine geniş bir bilgi veren bu kitap adından da anlaşılacağı üzere bir giriş niteliğindedir. Bu disiplinin gelişmesi için ciddi emekler harcanması beklenmektedir. Dünyaya uzun yıllar tatbik edildiği takdirde saadet yaşatan İslam, iktisadi olarak da bu saadeti temin ettiğini tarih bize gösteriyor. O halde bizden önce gelenlerin bize iktisadi refaha ulaşmak için bir basamak olarak önümüze koyduğu bu çalışmaları geliştirmek durumunda olduğumuzu düşünmekteyim.

Belli ki mevcut ekonomiden memnun değiliz. Madem değiliz, bizi memnun edecek bir iktisat düzeni için emek sarf etmek gerekmiyor mu? 1400 yıl öncesinde tüm beşere refah sağlayan İslam acaba ekonomi alanında da günümüze hakiki refahı sağlayamayacak mıdır? Şüphesiz doğru bir şekilde uygulandığında son din olarak vahyolunan İslam ahir zamanın iktisadi yaralarına merhem olacaktır. Gayret bizden, tevfik Allah’tan.

Kaynak: http://www.dunyabizim.com/ayrintidefteri/20371/islam-nasil-bir-iktisadi-sistem-vazediyor.html